(1475 S. K. m. 14)
Yargıtay Dokuzuncu Hukuk Dairesi Başkanlığı'nın, 12.4.1982 gün ve 221 sayılı yazısında; ... istifa suretiyle memuriyette geçen sürenin, kıdem tazminatı hesabında dikkate alınamayacağı konusunda Dairenin yerleşmiş görüşünden dönme temâyülü belirdiği bildirildiğinden, 1730 sayılı Yargıtay Kanununun 16/2, 20/1. maddeleri gereğince içtihadın birleştirilmesi, Yargıtay Birinci Başkanlığı'nın 15.4.1982 tarih ve 41 sayılı yazısı ile Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Bölümü Genel Kurulu'ndan doğrudan doğruya istenilmesi üzerine, Kurul'un 22.9.1982 günü yapılan toplantısında ön sorun olarak içtihadı birleştirmeye gerek olup olmadığı tartışılmış, yapılan oylama sonunda üçte iki karar nisabı oluşmadığından toplantının ertelendiği 17.11.1982 günü Raportör Üye dinlenildikten sonra görüşmeler sürdürüldü, gereği konuşulup düşünüldü:
İçtihadı birleştirmenin konusu, T.C. Emekli Sandığı Kanununa tabi olarak memuriyet statüsünde geçen hizmet süresinin, memuriyetten istifa suretiyle ayrılma halinde, kıdem tazminatı hesaplanırken, 1475 sayılı İş Kanununun 1927 sayılı Yasa ile değişik 14. maddesinin 4 ve 5. fıkraları uyarınca kıdeme katılarak değerlendirilip değerlendirilemeyeceğine ilişkindir. Görüşmeler sırasında, Dokuzuncu Hukuk Dairesi Başkanı, yerleşmiş içtihadı değiştirme temayülünden sonradan vazgeçtiklerini, eski uygulamalara döndüklerini ifade etmiş ve bazı üyeler de, 1475 sayılı Kanunun 1927 sayılı Kanunla değişik 14. maddesinin 4 ve 5. fıkralarının, 2320 ve 2457 sayılı Yasalarla değiştirilmiş olması karşısında yürürlükten kaldırılmış kanuna ilişkin olarak içtihadın birleştirilmesi için özel bir neden kalmadığını, ayrıca uygulamanın yeterince açıklık ve kararlılık kazanmadığını, bu durum karşısında içtihadın birleştirmesine gerek olmadığını ileri sürmüşler ve bu görüş ve gerekçeler Kurulumuzca da benimsenmiştir.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle içtihadın birleştirilmesine gerek olmadığına, 17.11.1982 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Aşağıdaki nedenlerle Sayın Çoğunluğun kararına karşıyız:
1 - Dokuzuncu Hukuk Dairesi, yerleşmiş içtihadından dönmek istediğine ve içtihadı birleştirme yoluna başvurulmasına oybirliğiyle karar vermiş, Daire Başkanı bu kararı Yargıtay Birinci Başkanlığına duyurmuş ve Birinci Başkanlık makamı da içtihadın birleştirilmesini, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Bölümü Genel Kurulu'ndan istemiştir.
Genel Kurul'da Daire Başkanının, içtihadı değiştirme temayülünden vazgeçtik, eski uygulamamıza döndük demiş olmasına dayanılarak ve işin bu aşamasında içtihadı birleştirmeye lüzum ve mahal olmadığı söylenemez. Böyle bir beyan, Daire kararını hükümden düşüremeyeceği gibi, Daire temayülden vazgeçtiğine karar da verse ve bu kararı Genel Kurul'a ulaştırsa bile böyle bir karar dahi Genel Kurul'u bağlamaz. Genel Kurul, başka bir neden yoksa işin esası hakkında karar vermek durumundadır. Kaldı ki, 15.3.1982 tarihinde yerleşmiş içtihattan dönme temayülü göstermek, 22.9.1982 günü dönme temayülünden vazgeçmek, konunun bir içtihadı birleştirme kararıyla çözümlenmesinin uygulamadaki yararına bir işaret sayılabilir.
2 - Gerçi, 1475 sayılı İş Kanununun 1927 sayılı Kanunla değişik 14. maddesi, 2320 ve 2457 sayılı Kanunlarla değiştirilmiştir. Ancak, değişiklik 4. ve 5. fıkralarda olmayıp başka fıkralardadır. Özellikle kıdem tazminatının tavanına ilişkindir. 4. ve 5. fıkraların metinleri, gerek 1927 ve gerekse 2320 ve 2457 sayılı Yasalarda harfiyen aynıdır. Son kez anılan yasalarla getirilen ceza hükümleri ve kamu düzeni düşüncesine ağırlık veren hususların 4. ve 5. fıkrada yer alan konularla hiç bir ilişkisi yoktur. Metinlerin niteliği ve düzenleme biçimi aynı olmasına göre işin özünde sorun güncelliğini korumaktadır. Özde bir değişiklik olmayınca da sırf 4. ve 5. fıkra, yeni numaralı kanunlarda aynen yer aldı diye kanun değişikliği gerekçesiyle içtihadın birleştirilmesi icap etmediğini önermek olanaksızdır.
3 - Uygulamanın yeteri derecede kararlılık ve açıklık kazanmadığı görüşüne katılmak da mümkün değildir. 1927 sayılı Kanunun, 1475 sayılı Kanunun 14. maddesini değiştiren 1. maddesi, 1.2.1974 tarihinde yürürlüğe girmiş olup o tarihten bu yana sekiz seneden fazla bir zaman geçmiştir. Bu süre, bir yasa hükmünün uygulanmasının kararlılık ve açıklık kazanması için yeterli bir zaman kesimidir. Kaldı ki, bu elverişli zamana rağmen uygulama kararlılık ve açıklık kazanmış ise bu olgu, süratle içtihadın birleştirilmesinin zorunluluğunu kanıtlar.
4 - 1475 sayılı Kanunun 1927 sayılı Kanun ile değişik m. 14/4-5 ve gerekse aynı meâldeki 2320 ve 2457 sayılı Yasalara ilişkin olarak, Dokuzuncu Hukuk Dairesi'nin uygulaması, emeğiyle geçinenlerin bir kısım haklarının kaybına yol açmaktadır. Bu hükümlerin, 14. maddenin öteki fıkralarına göre özel ve istisnai hüküm olma niteliği ve 228 sayılı Kanunun 1214 sayılı Kanunla değişik 15. maddesinin, işçilikten memurluğa geçenlerin, işçilikte geçen hizmetlerinin kıdem tazminatında hesaba katılmasını temin ettiği, fakat memurluktan işçiliğe 88geçenlerin memuriyetteki hizmet sürelerini düzenlemediği ve bu düzenleme eksikliğinden doğan haksızlığı gidermek için söz konusu 4. ve 5. fıkraların, 1927 sayılı Kanun ile 1475 sayılı Kanunun 14. maddesine eklendiği ve istihdam süresinin ister rızasıyla, ister rızası dışında sona ermesinin bu fıkraların uygulanmasını engellemediğinin, kanun gerekçesinde açıkça ifade olunduğu ve 2320 ve 2457 sayılı Yasaların gerekçelerinde de aksine bir sözcük bulunmadığı gerçeği gözden kaçırılmaktadır.
İçtihadı birleştirmeye gerek görülseydi bu yanlışlığın giderilmesi olanağı doğacaktır. Bu nedenlerle Sayın Çoğunluğun görüşüne karşıyız ve içtihadın birleştirilmesi gerektiği görüşündeyiz. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy