(3402 S. K. m. 9, 25, 26) (1086 S. K. m. 53)
Dava: Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Manavgat 2. Kadastro Mahkemesi'nce davanın reddine dair verilen 26.6.2002 gün ve 1982/592 E. 2002/9 K. sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine,
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi'nin 3.6.2003 gün ve 2003/1134-1890 sayılı ilamı ile;
(....Kadastro sırasında 34 parsel sayılı 17350 m2, 107 parsel sayılı 11100 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar tapu kaydına, miras hakkına, zilyetliğe dayanılarak davalılar N. Ö. ve paydaşları adlarına tespit edilmiştir. İtirazı komisyonca reddedilen davacı H. A. Ü., tapu dışı satın almaya ve zilyetliğe dayanarak dava açmıştır. Hazine tapu kaydı yüzölçümü fazlası için davaya katılmıştır. Yargılama sırasında davacının ölümü nedeniyle davayı mirasçıları takip etmişler, ölen davalıların mirasçıları davaya dahil edilmiştir. Mahkemece davacının, davasının reddine, hazinenin davasının kabulüne, taşınmazların katılan hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm davacılar ile davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece dava konusu taşınmazların davalı tarafın tutunduğu tapu kaydının yüzölçümü fazlası olduğu davacıların taşınmaz üzerinde tespit gününe kadar 20 yılı ulaşan zilyetliğinin bulunmadığı gerekçe gösterilmek suretiyle hüküm kurulmuştur. Ne var ki, dayanılan müfrez tapu kayıtları Ağustos 1324 daim ve 393 nolu tapu kaydından ifrazen oluşmuştur. İlk tesis tapu kaydı olan 393 nolu tapu kaydı 50 dönüm miktarında olup yüzölçümünden fazla olarak niza dışı 32 ve 33 sayılı (199, 200, 201, 202, ve 203) sayılı parsellere revizyon görmüştür. Anılan parseller de kesinleşmiştir. Dayanılan tapu kaydı Değirmen üstündeki belen sınırı itibariyle diğer bir anlatımla doğu sınırı değişir nitelikteki kayıtlardandır. Bu nedenle dayanılan tapu kaydının yüzölçümüne değer verileceği kuşkusuzdur. Az yukarda belirtildiği gibi tapu kaydı değişir nitelikteki sınırları içermesi nedeni ile niza dışı 32 ve 33 sayılı parsellere revizyon görmüş ve kesinleşmiştir. Hal böyle olunca dava konusu 34 ve 107 sayılı parsellerin tapu kaydı kapsamında kaldığı kabul edilemez. Bu durumda çekişmenin kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının kim yararına gerçekleştiğinin belirlenmesi suretiyle çözümlenmesi gerekir. Mahkemece Münir Çetin'in zilyet olduğu kabul edilmiş bulunmasına göre M. Ç.'in duruşma aşamasındaki imzalı sözlerinden de anlaşılacağı gibi taşınmazda dava konusu taşınmazların zilyetliğinin davalı Tugayoğullarından devraldığı ve 1956 yılında da davacı H. A. Ü.'a devrettiği zilyetliğin teslim edildiği ve bu konuda da yine 17.10.1956 tarihli satış senedin de doğruluğunu belirtmiş olmakla eklemeli zilyetlikler de göz önünde tutulduğunda davacı H. A. Ü. mirasçıları yararına 3402 sayılı kanunun 14. maddesi hükmüne öngörülen taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiğinin kabulü gerekir. Diğer yönden ziraat mühendisi M. Ç.'in 7.6.2000 tarihli açıklamalı ve gerekçele raporunda taşınmazın 80 yıllık kültür arazisi olduğunu ve taşınmazın 1. sınıf niteliğinde sulu tarım toprağı niteliğinde olduğunu açıklaması dinlenen tanık sözlerini de doğrulamaktadır. Kaldı ki, nizalı taşınmazların Manavgat ırmağı kenarında olması ve 1. sınıf tarım arazisi olması nedeni ile dosyadaki mevcut olgu ve bulgular da göz önünde tutularak dava konusu taşınmazların H. A. Ü. mirasçıları adına tapuya tesciline karar verilmesi gerekirken bu konuda yanılgıya düşülerek yazılı biçimde karar verilmesi isabetsiz bu nedenlerle davalılar A. T. T. mirasçıları, S. T. mirasçıları, Ö. F. T. mirasçıları, A. N. U. mirasçıları, F. Y. K.mirasçıları, A. P. T., N. Ö.'ın temyiz itirazlarının reddi ile aleyhlerindeki mahkeme hükmünün ONANMASINA, ilam harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
Davacılar H. A. Ü. mirasçılarının temyiz isteklerinin kabulü ile hükmün H. A. Ü. mirasçıları yararına BOZULMASINA...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Temyiz Eden: Davacı vekili
Hukuk Genel Kurulu Kararı
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Dava: Dava, kadastro tespitine itiraz niteliğindedir.
Davacı, davaya konu 34. ve 107 parsel sayılı taşınmazların bulunduğu yerde, 1963 yılında yapılan kadastro tespitinde, davalı tarafın dayanağı, Ağustos 1324 tarih ve 394 no'lu tapu kaydının tespite esas alındığını, taşınmazların davalılar adlarına tespit edildiklerini, oysaki davalılardan harici senetle temlik alan M. Ç.'den yine harici senetle satın aldıklarını, eklemeli zilyetliklerine dayanarak adlarına tescile karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir.
Hazine, davaya konu taşınmazlara revizyon gören tapu kaydının gayri sabit hudutlu olması nedeniyle miktar fazlalığı bulunduğunu ileri sürerek müdahale isteğinde bulunmuş, mahkemece müdahilliğine karar verilmiştir.
Yerel mahkemece davanın reddine, müdahil hazinenin davasının kabulüne ilişkin olarak kurulan hüküm Özel Dairece yukarıda yazılı gerekçeyle bozulmuştur.
Bozma kararı verilmesinden sonra davaya müdahale isteminde bulunan M. Ç. mirasçılarının dilekçeleri, Yerel Mahkemece direnme kararında değerlendirilmiş, müdahale dilekçesinin 3402 sayılı Yasanın 25 ve 26. maddeleri uyarınca görevsizlik nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Böylelikle Yargıtay denetiminden geçmesi gereken yeni bir hüküm kurulmuştur.
O halde dosya yeni hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için Özel Daireye gönderilmelidir.
Sonuç: Yukarıda açıklandığı üzere, yeni hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın 7. Hukuk Dairesi'ne gönderilmesine, 15.12.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy