(3402 S. K. m. 9, 14, 20, 21)
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Bursa-Yenişehir Kadastro Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 5.6.1986 gün ve 1984/221 E. 1986/17 K. sayılı kararın incelenmesi davalı Hazine avukatı tarafından istenilmesi üzerine;
Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 28.11.1990 gün ve 1986/19489 - 1990/14303 sayılı İlâmı:
(...859 sayılı parsel üzerinde davacı yararına taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuştur. Oysa, davacının dayandığı ve yüzölçümü ile dava dışı 463 sayılı parsele revizyon gören vergi kaydında dava konusu parsel yönü mera olarak gösterilmiştir. Eylemli durumda 468 sayılı mera parselinin bulunduğu ve bu parselin itirazsız kesinleştiği dosyada bulunan tutanak örneği ile belirlenmiş olup resmi kayıt eylemli durumla doğrulanmıştır. Bu durumda dava konusu 859 sayılı parselin meradan kazanıldığının kabulü gerekir. Hal böyle olunca davanın reddine, taşınmazın mera olarak sınıflandırılmasına karar verilmelidir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararı:
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık, tapulamaca 521 ve 522 sayılı vergi kayıtlarının miktar fazlası olarak davalı Hazine adına tespit edilen, 859 parsel sayılı taşınmazın, tespitine itirazdır.
Davacı, vergi kaydı miktar fazlası olarak, davalı Hazine adına tespit edilen çekişmeli 859 parsel sayılı taşınmazın da kendi adına tespit edilen dava dışı 463 parsele revizyon gören vergi kayıtlarının kapsamında kaldığını iddia etmektedir.
Bilindiği üzere, vergi kayıtları bir mülkiyet belgesi olmayıp, zilyetlik belgesidir ve muhtevasında kalan yerde ilgilinin zilyetliğiyle birleşmesi halinde değer kazanır. Olayda davacının iddiasına dayanak yaptığı 522 tahrir numaralı 40 ar miktarındaki vergi kaydı, doğuda mera okuduğu ve fiilen de bu yönde 468 parsel numarasıyla sınırlandırılan mera bulunması bir yana, kuzey sınırında da dere okumaktadır. Genişletilmeye elverişli, değişebilir nitelikteki sınır itibariyle vergi kaydı kural olarak miktarıyla geçerlidir. Dava konusu taşınmazda davacının fiilen zilyet bulunduğu da tartışmasızdır. Bu durumda vergi kayıtlarına kuzey sınırında dere olduğu gözetilerek, çekişmesiz bulunan, vergi kaydının revizyon gördüğü 463 parsel de nazara alınarak, sabit sınırlarla bağlantısı kurulmak suretiyle miktarıyla geçerli olarak kapsam tayini ve vergi kaydı kapsamında kalan, dava konusu yapılan yer hakkında davanın kabul edilmesi, mütebaki kısım hakkında, fiili durum da gözetilerek, davanın reddedilmesi icabeder.
Bu yön düşünülmeksizin, eksik incelemeyle davanın kabul edilmesi doğru değildir.
O halde usul ve yasaya uygun bulunmayan direnme kararı bozulmalıdır.
Davalı Hazine avukatının temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı BOZULMASINA oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy