(1479 S. K. m. 63) (2918 S. K. m. 85) (818 S. K. m. 55) (506 S. K. m. 26) (YİBK 29.03.1985 T. 1984/3 E. 1985/2 K.)
Dava: Davacı, trafik kazasında ölen sigortalı işçinin hak sahiplerine yapılan harcamalar üzerine uğranılan Kurum zararının rücuan ödetilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına alınmıştır.
Hükmün, taraflar avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve tetkik hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, davacının tüm, davalının sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Davalı Vedata ait aracı Bağ-Kur sigortalısı Feramuz kullanmakta iken trafik kazası meydana geldiği ve aracın devrilmesi sonucunda Bağ-Kurlu Feramuzun öldüğü, Bağ-Kurun sigortalının hak sahiplerine gelir bağlayarak peşin değerini araç malikinden istediği görülmektedir. Yine hazırlık soruşturması aşamasında kusurun tamamının Bağ-Kurlu sürücüye ait olduğu tespit edilerek takipsizlik kararının verildiği, davalı araç sahibinin herhangi bir kusurunun saptanmadığı uyuşmazlık konusu değildir.
Şu hale göre, davanın yasal dayanağı 1479 sayılı Bağ-Kur Yasasının 63. maddesi olup, maddede aynen: Kurum yapılan ve yapılacak yardımların tutarı için üçüncü kişilere, istihdam edenlere, araç sahiplerine ve diğer sorumlulara rücu eder hükmü getirilmiş, istihdam eden araç malikinin sorumluluğu üçüncü kişinin suç sayılır hareketi ile 1479 Yasada sayılan yardımların yapılmasını gerektiren bir halin doğması ve sigortalı, ya da hak sahiplerine yardım yapılması koşulu ile sınırlandırılmıştır.
Yasa (koyucunun), istihdam eden ve araç maliklerini, sürücü ve istihdam ettikleri kişilerin suç teşkil eden fiilleri ve onların kusurları dışında sorumlu tutmayı amaçlaması halinde bunların Trafik Kanununun 85, ya da Borçlar Kanununun 55. maddesi gereğince sorumlu olacaklarının anılan maddede belirtilip konuya açıklık getirmesi gerekir.
63. maddede (506 sayılı Yasanın 26/2. maddesinde olduğu gibi) tehlike sorumluluğu, ya da kusursuz sorumluluk değil kusur sorumluluğu düzenlenmiştir. Maddenin başlığı üçüncü kişinin sorumluluğudur. İstihdam eden ve araç malikinin sorumluluğu suç teşkil eden fiili nedeniyle yardımların yapılmasına neden olan üçüncü kişiye tebandır. Üçüncü kişinin suç teşkil eden bir hareketi bulunmadan Bağ-Kurun sigortalı veya hak sahiplerine 63. maddeden kaynaklanan rücu hakkı bulunmamaktadır.
Kurumun rücu hakkı ve sınırı 1479 sayılı Yasanın 63. maddesinde düzenlenmiştir. Özel bir yasa dururken, maddede açıkça bir yollama yapılmadıkça istihdam eden ve araç malikinin Kuruma karşı sorumluluğunun genel yasalara, örneğin Borçlar Kanununun ve Trafik Kanununa gidilmek suretiyle belirlenmesi mümkün değildir.
Bidayette 63. maddede bulunan yasa boşluğu 29.3.1985 tarih ve 3/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararıyla doldurulmuş ise de 3165 Yasa ile 63. maddede yapılan son değişiklik ve yeni düzenleme ile yasa boşluğu giderilmiş olduğundan genel hükümlere gitme olanağı kalmamıştır.
Olayda, 63. maddede ifade edilen üçüncü kişi kavramına kimlerin dahil edildiği konusunun açıklığa kavuşturulması meselenin çözümünü kolaylaştıracaktır. Birinci kişinin Bağ-Kurun kendisi olduğu söz götürmez. İkinci kişi ise Bağ-Kur sigortalısı ve onun hak sahipleridir. Üçüncü kişinin bunların dışında kalan tüm şahısların teşkil ettiği kendiliğinden ortaya çıkmaktadır. Yasa koyucunun ikinci kişinin suç sayılır hareketinin sorumluluğu gerektirmeyeceğini belirlemesinin amacı Bağ-Kur sigortalılarını korumaya yöneliktir. Zira, Bağ-Kur sigortalıları prim ödemektedirler. Kendilerini sorumlu tutmak prim ödemenin amacına ters düşer ve giderek sosyal güvenlik haklarından yararlanmalarını engeller. Zira, Kurum sigortalıya hak sahiplerine yaptığı yardımı rücu yoluyla geri almış sayılır.
Davada davacıların aracını kullanan Bağ-Kur sigortalısı üçüncü kişi sayılamayacağından ve davalının da suç sayılan hareketi tespit edilemediğinden davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı düşüncelerle kabulü yolunda hüküm kurulması usule ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli, hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, Başkan Teoman O. ve Üye Erdoğan A.in muhalefetlerine karşı Üye Orhan Y., Resul A., Yılmaz D.nun oylarıyla ve oyçokluğu ile 22.12.1994 gününde karar verildi.
KARŞIOY YAZISI
Dairemizin çoğunlukla aldığı karar da belirtildiği üzere, uyuşmazlığın çözümü 1479 sayılı Kanunun 63. maddesinde geçen üçüncü kişi kavramının anlam ve kapsamının belirlenmesine bağlıdır. Sayın çoğunluk, birinci kişinin Bağ-Kur, ikinci kişinin Bağ-Kur sigortalısı ya da onun hak sahipleri, üçüncü kişinin ise, bunların dışında kalan tüm kişiler olduğu yolunda bir tanımlamada bulunmuştur.
Ancak, söz konusu 63. madde düzenlenmesinde Bağ-Kur kendi sigortalısının ya da onun hak sahiplerinin halefi durumundadır. O halde Bağ-Kur ve sigortalısının aynı sırada yer aldığını kabulde yasal zorunluluk vardır. Bu nedenle, Kurum ile sigortalı arasında birinci kişi, ikinci kişi ayırımı yapmak olanaksızdır. Başka bir anlatımla üçüncü kişi kavramının sayısal bir dizinle açıklanması ve ikinci sırada yer alan sigortalının suç sayılır hareketinden 63. madde çevresinde sorumlu tutulmasının mümkün bulunmadığının kabulü gerektiği sonucuna ulaşmakta isabet görülemez anılan madde hükmünce üçüncü kişi suç sayılır hareketi ile Kanunda sayılan yardımların yapılmasını gerektiren bir halin doğmasına yol açan kişidir. Bu kişi somut olayda gerçekleştiği gibi Bağ-Kur sigortalısı da olabilir. Böyle bir durumda Bağ-Kur sigortalısının suç sayılır hareketi ile neden olduğu zararlandırıcı sigorta olayından sorumlu tutulamayacağı yolunda yasada açık bir hüküm bulunmamaktadır. 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun 26. maddesine 2934 sayılı Kanunla eklenen son fıkrada, açık hüküm arama doğrultusundaki görüşe göre kazandırmaktadır. Gerçekten, 26. maddenin sözü edilen hükmüne göre, iş kazası veya meslek hastalıkları sonucu ölümlerde bu Kanun uyarınca hak sahiplerine yapılacak bu türlü yardım ödemeler için, iş kazası veya meslek hastalığının meydana gelmesinde kasdı veya kusuru bulunup da aynı iş kazası veya meslek hastalığı sonucu ölen sigortalının hak sahiplerine Kurumca rücu edilemez.
Bundan başka sözü edile gelen 63. maddelerin 2. fıkrasında 3165 sayılı Kanunla yapılan değişikliğe ilişkin tasarı gerekçesinde şöyle denilmektedir: Maddede yapılan değişiklikle 1479 sayılı Kanunda bahsedilmeyen, fakat, Borçlar Kanunu ile Karayolları Trafik Kanununa göre sorumlu olan kimselerin bu Kanuna dahil edilmesi suretiyle Kurumun rücu alacağından sorumluları kavramına açıklık getirilmiş ve sorumlulukların tabi olacağı hükümlerde birlik sağlanmıştır. Öte yandan, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 85. maddesi, bir motorlu aracın işletilmesi, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın işleteni aracın sürücüsünün veya aracın veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan, kendi kusuru gibi sorumludur kuralını içerir.
Açıklanan Kanun hükümleri karşısında, dava konusu somut olaya dönerek sonuca gidersek Bağ-Kur sigortalısı kullandığı traktörü tümüyle hatalı biçimde sürerek devrilmesine ve sonuçta kendi ölümüne neden olmuştur. Yukarıda belirtildiği gibi, suç sayılır bir harekette bulunan Bağ-Kur sigortalısı da, üçüncü kişi kapsamına girmektedir. Burada ortada suç sayılan bir hareket bulunup bulunmadığı noktası üzerinde de durulması gerekir. Kanunlarımıza göre, bir kimsenin kusurlu hareketi ile kendisinin yaralanmasına veya ölümüne yol açması suç sayılmamış ise de, olayda Bağ-Kur sigortalısı motorlu aracı eşhas ve eşyanın güvenliğine tehlike verecek biçimde sevk ve idare etmiş olmakla TCK. nun 565. maddesine aykırı davranmıştır. Açıklanan maddi ve hukuksal sayılar önünde, davalı araç malikinin zararlandırıcı sigorta olayı dolayısıyla 1479 sayılı Kanunun 63. maddesinde öngörülen sorumluluk koşulları gerçekleştiğinden mahkemece bu doğrultuda kurulan hükmün ONANMASI gerekirken yazılı gerekçelerle bozulması kararına katılmak mümkün görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle kararın onanması oyundayız. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy