(743 S. K. m. 639)
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Cihanbeyli Kadastro Mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair verilen 26.12.1989 gün ve 1985/134 E. 1989/242 K. sayılı kararın incelenmesi davalı Hazine Avukatı tarafından istenilmesi üzerine,
Yargıtay 7.Hukuk Dairesi'nin 27.1.1993 gün ve 1990/4372 E.1993/492 K.sayılı ilâmı;
(... Kadastro sırasında 2508 parsel sayılı 70400 m2 yüzölçümündeki taşınmaz dava dışı 2507 parsele uygulanan tapu kaydının miktar fazlası olarak Hazine adına tespit edilmiştir. İtirazı komisyonca reddedilen Sultan A., vergi kaydı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece davanın kısmen kabulü ile taşınmazın krokide (A) harfi ile gösterilen 60.000 m2 lik kısmının davacı adına (B) harfi ile gösterilen 10400 m2 lik kısmının davalı Hazine adına tesciline karar verilmiş, hüküm davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu taşınmazın temyize konu edilen ve keşif haritasında (A) harfi ile gösterilen bölümü üzerinde davacı yararına zilyetlikle edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçe gösterilerek yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de çekişmeli parsele bitişik 2507 sayılı parsele revizyon gören tapu kaydında çekişmeli parsel yönü Hazine taşınmazı olarak gösterilmiştir. Söz konusu tapu kaydının oluştuğu gün ile tespit günü arasında da 20 yıllık kazandırıcı zamanaşımı süresi geçmemiştir. Öte yandan davacının kocası İsmail A. tarafından 2507 sayılı parselin bulunduğu yer ile çekişme parseli de içine alan taşınmaz hakkında kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak tescil davası açıldığı ve dava konusunda taşınmazın 2507 sayılı parselin karşı gerçekleştiği dava konusu 2508 sayılı parsele karşılık olan 73250 m2 yüzölçümündeki kesim yönünden bir kişinin bir parçada en fazla 100 dönüm taşınmaz edinebileceğine ilişkin yasal kısıtlama nedeniyle edinme koşullarının gerçekleşmediği gerekçe gösterilerek çekişmeli alan hakkında açılan tescil davasının reddine karar verildiği ve o tarihte taşınmazın davacının kocası İsmail A.'in zilyetliğinde oluştuğunun kararda gösterildiği anlaşılmıştır. Söz konusu mahkeme kararı bu dava yönünden tarafların farklılığı, nedeniyle kesin hüküm sayılmasa da güçlü delil oluşturur ve kesinleşen mahkeme kararının aksine bilirkişi ve tanık sözlerine değer verilemez. Bu durumda davacının taşınmaz üzerindeki zilyetliğinin önceki mahkeme kararından sonra başladığının kabulü gerekir. Tescil hükmünün kesinleştiği gün ile tespit günü arasında 20 yıllık kazandırıcı zamanaşımı süresi geçmemiştir. Mahkemece bu yönler göz önünde tutularak taşınmazın Hazine adına tapuya tesciline karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi Usul ve Yasa'ya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Davalı Hazine Avukatı'nın temyiz itirazlarının kabul ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı BOZULMASINA oyçokluğu ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy