(5521 S. K. m. 1) (2577 S. K. m. 1)
Dava: 5590 sayılı "Ticaret ve Sanayi Odaları", Ticaret Odaları", "Sanayi Odaları", "Deniz Ticaret Odaları", "Ticaret Borsaları" ve "Türkiye Ticaret Sanayi, Deniz Ticareti Odaları ve Ticaret Borsaları Birliği" Kanununa göre kurulmuş olan Oda, Borsa ve Birliklerde çalışanlarla bu kuruluşlar arasındaki ilişkilerden doğan davalara hangi mahkemelerde bakılacağı hakkında Yargıtay Dördüncü Dokuzuncu ve Onüçüncü Hukuk Daireleri kararları arasında aykırılık bulunduğu ileri sürülerek içtihadı birleştirme yolu ile aykırılığın giderilmesinin 13.2.1985 günlü dilekçe ile istenilmesi üzerine, Birinci Başkanlık Kurulu'nca kararlar arasında aykırılık bulunduğu belirlenerek içtihadı birleştirme yolu ile aykırılığın giderilmesine 3.7.1986 gününde, 63 sayı ile karar verildiğinden 20.3.1987 gününde toplanan Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulu'nca Raportör Üye dinlendikten sonra öncelikle karar arasında aykırılık bulunup bulunmadığı ve dolayısıyla içtihadı birleştirmeye gerek olup olmadığı görüşülüp tartışılmış, yapılan oylamada yeterli çoğunluk sağlanamadığından toplantı ertelenmiş, 5.6.1987 tarihinde ikinci toplantıda konu yeniden tartışılarak gereği görüşülmüştür.
Dokuzuncu Hukuk Dairesi'nin 6.2.1984 gün, 1984/10258-1006 sayılı kararında; içtihadı birleştirme isteğine esas tutulan kararlarda belirtilen biçimde 5590 sayılı Yasaya tabi bir kuruluşta çalışan davacının 1475 sayılı İş Kanununa göre işçi sayılmadığı, 657 sayılı Kanun kapsamına da girmediği, ancak Borçlar Kanunu kapsamına göre hizmet akdi söz konusu olduğundan aralarındaki ilişkiden doğan davanın genel mahkemelerde bakılacağı belirtilmiş; 26.5.1986 gün, 1986/4511-5416 sayılı kararla da aynı gerekçelerle dava dilekçesinin görev yönünden reddine ilişkin mahalli mahkeme kararı onanmıştır.
Onüçüncü Hukuk Dairesi'nin 6.2.1985 gün, 1985/230-7535 sayılı kararında; aynı durumda bulunan bir davacının atama tasarrufu ile görev yapan memur niteliğinde olduğunun kabul edildiği görülmüş, bu görüşün Daire uygulamasında kararlılık kazandığı da saptanmıştır.
Dördüncü Hukuk Dairesi de 20.5.1985 gün, 1985/1329-5075 sayılı kararla, içtihadı birleştirmeye esas tutulan kararların ilişkin oldukları davalara idari yargıda bakılacağı görüşüyle dava dilekçesinin görev yönünden reddine dair yerel mahkeme kararını onamış ve bu uygulamanın da yerleştiği yapılan açıklamalardan anlaşılmıştır.
Yukarıda kısaca özetlenen Dördüncü ve Onüçüncü Hukuk Daireleri kararlarında uyuşmazlığın ilişkin bulunduğu konuda, iş mahkemelerinin görevli olmayıp idari yargının görevli bulunduğu esası kabul edilmiş, Dokuzuncu Hukuk Dairesi kararlarında da keza aynı konuda iş mahkemelerinin görevli olmadığı esası Dördüncü ve Onüçüncü Hukuk Daireleri görüşleri doğrultusunda benimsenmiştir. Dokuzuncu Hukuk Dairesi'nin bazı kararlarında genel mahkemelerin görevli olduğu kabul edilmiş, bazılarında ise gene iş mahkemelerinin görevli olmadığı, ancak açıkça belirtilmemiş olmakla beraber idari yargının görevli olduğu sonucunu doğuracak nitelikte açıklamalarda bulunulmuştur.
Bu duruma göre, içtihadı birleştirme isteğinin ilişkin bulunduğu konuda iş mahkemelerinin görevli olmayıp idari yargının görevli bulunduğu hakkında Dördüncü ve Onüçüncü Hukuk Dairesi kararları arasında görüş birliği mevcuttur.
Dokuzuncu Hukuk Dairesi'nin bu görüşlere ters düşen yerleşmiş bir uygulamasının bulunmaması, Dördüncü ve Onüçüncü Hukuk Dairelerinin yerleşmiş uygulamasının halen Dairece benimsenmiş bulunduğunun Daire Başkanlığınca açıklanması karşısında içtihadı birleştirme yoluna başvurulmasına gerek bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle içtihadı birleştirmeye gerek olmadığı, 5.6.1987 gününde ikinci görüşmede üçte ikiyi aşan çoğunlukla karar verildi. (¤¤)
KARŞI OY YAZISI
Kararlar arasında aykırılık bulunduğu, gerek kararlardaki gerekçelerden gerekse Dördüncü, Dokuzuncu ve Onüçüncü Hukuk Daireleri Başkanlarının yazılarından açıkça anlaşılmaktadır. İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulu'ndaki görüşmeler sırasında Dokuzuncu Hukuk Dairesi'nin, Dördüncü ve Onüçüncü Hukuk Daireleri'nin görüşüne katıldığını açıklaması, bu bu aşamada içtihatlar arasındaki aykırılığı ortadan kaldırmaz. İş, artık Dairelerin tasarrufundan çıkmıştır. İçtihatların birleştirilmesi için işin esasının incelenmesi gerekir.
Bu nedenlerle, içtihadı birleştirmeye gerek olmadığı yolundaki çoğunluk görüşüne katılamıyorum.
Full & Egal Universal Law Academy