(3402 S. K. m. 12, 46)
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Çeşme Asliye Hukuk Mahkemesi'nce davanın kabulüne dair verilen 29.4.1991 gün ve 1988/294 E. 1991/92 K. sayılı kararın incelenmesi davalılar vekilleri tarafından istenilmesi üzerine;
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nin 16.12.1991 gün ve 1991/10896-14683 sayılı ilamı:
(... Çekişmeli 1595 Nolu parselin tespit tutanağının kesinleşme tarihi ile dava tarihi arasında önceki 766 sayılı Yasa'nın 31/2 halen yürürlükte bulunan 3402 sayılı Yasa'nın 12. maddesinde sözü edilen 10 yıllık sükutu hak süresi geçmiş bulunduğuna, davacı da tapulama öncesi nedene dayanıldığına göre bu parsel yönünden sükutu hak nedeniyle davanın reddine, krokide A harfi ile gösterilen tesbit harici bırakılan kısmın ise davacının tapusu kapsamında kaldığından son parsel numarası altında davacı adına tesciline karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme sonucu davanın tümden kabulü isabetsizdir
) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılân yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
1 - Mümeyyiz Belediye'nin yerinde görülmeyen temyiz isteminin reddine.
2 - Davalı Hazine vekilinin temyizine gelince:
Davacılar, tapulamaca, tapu miktar fazlası olarak Hazine adına tesbit edilen, dava konusu 1595 parsel ile tesbit dışı bırakılan kesim içerisinde kalan bir kısım yerin, 4753 sayılı Yasa uyarınca, dağıtım suretiyle miras bırakanlarına verilip kendilerine intikal eden tapulu yerleri olduğunu, ileri sürerek bu yerlere ait tapuların iptaliyle adlarına tescilini istemişlerdir.
Davacıların iddiasına dayanak yaptığı tevzi tapusu 1951 tesis tarihlidir. Çekişmeli 1595 sayılı taşınmaza ait tapulama tesbit tutanağı 9.2.1973 tarihinde kesinleşmiş temyize konu dava ise 3.10.1988 tarihinde açılmıştır.
Hemen belirtmek gerekir ki, 3402 sayılı Yasa'nın 46. maddesiyle, tesbitte belirlenen haklara karşı durma ve hak arama için tanınan iki yıllık ek süre, 766 sayılı Tapulama Kanunun yürürlük döneminde mülk edinmede dayanılıp ileri sürülme imkanı olmayan, ancak 3402 sayılı Yasa'nın 46. maddesiyle getirilen imar-ihya ve işlemleri tamamlanmamış olsa dahi iskân ve toprak tevzi suretiyle verilen yerler hakkındaki yeni düzenleme ile ilgilidir. Yoksa 766 sayılı Yasa döneminde yapılan tesbitte belirlenen haklara karşı durma için başvuru imkânı olup, bu hakkını, hak düşürücü süre içerisinde kullanmamış olanları da kapsar biçimde, yeniden bir ek başvuru imkânının sağlanması söz konusu değildir.
Somut olayda da, tesbit tarihine göre, tesbit öncesi her ne sebeple olursa olsun iddiaya dayanak yapılan tapu oluşmuş durumdadır. Bu kayda dayanılarak tutanağın kesinleşme tarihinden itibaren on yıllık hak düşürücü süre içerisinde bir dava açılmamıştır.
O itibarla, davalı Hazine adına olan 1595 parsel hakkındaki iptal davasının hak düşürücü süre yönünden reddedilmesine, işaret edilen Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken, önceki kararda direnilmesi doğru değildir.
Yine tapulamaca tesbit harici bırakılan krokide (A) harfi ile işaret edilen ve davacı tapusu kapsamında kaldığı belirlenen kesim ile davacılar adına tesbit ve tescil edilen dava dışı 747 parsel, yekdiğerine bitişik ve komşu olmadığı halde, çekişmeli (A) harfi ile işaretli yerin, davalılar parseline katılmasının, isabetsizliğine değinen bozmaya karşı direnilmesi de hatalıdır.
O halde, usul ve Yasaya uygun bulunmayan direnme kararı bozulmalıdır.
1 - Davalılardan Çeşme Belediyesi vekilinin yerinde görülmeyen temyiz isteminin REDDİNE,
2 - Dayalılardan Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında ve yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı BOZULMASINA oyçokluğu ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy