(3065 S. K. m. 8, 9, 13) (6762 S. K. m. 20) (Katma Değer Vergisi Genel Tebliği (Seri No: 69) 1. Teşvik Belgeli Mallarda Katma Değer Vergisi İstisnası Ve Erteleme Uygulaması) (13. HD. 11.04.1989 T. 1989/533 E. 1989/2502 K.)
Dava: Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davalı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vek. Av. Emir Şahin ile davalı vek. Av. Arslan Temel'in gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalının 14.8.1997 tarih 51904 nolu teşvik belgesine istinaden 18.8.1998 tarihinde satış bedeline KDV tutarı eklenmeden otobüs satın aldığını, maliyenin satışın 3065 sayılı Yasanın 13/d maddesi uyarınca KDV ye tabi tutulması gerektiğini bildirerek kendilerinden KDV tutarını tahsil ettiğini durumun davalıya ihtar ile bildirilmesine rağmen, ödemede bulunulmadığını iddia ederek KDV tutarı 8.567.234.388.TL'nın tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı savunmasında, satın alınan otobüsün yasaya göre KDV'den muaf olduğunu beyan ederek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, benimsenen bilirkişi raporlarına göre davanın kısmen kabulüne karar verilmiş hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Sonuç: Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere ve özellikle 3065 sayılı Yasanın 13/d maddesi ve anılan yasa uyarınca çıkartılan 14.8.1998 tarih, 69 nolu tebliğ uyarınca satıma konu otobüsün KDV indiriminden yararlanmayacağı gözetilerek düzenlenen bilirkişi raporuna göre karar verilmesinde bir usulsüzlük bulunmamasına göre, davalı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenden alınmasına, vekili Yargıtay duruşmasında hazır bulunan davacı yararına takdir edilen 97.500.000.TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak, davacıya ödenmesine, 06.05. 2002 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
3065 Sayılı Katma Değer Vergisi Yasasına göre Katma Değer Vergisinin mükellef ve sorumlusu malı teslim eden veya hizmeti gören kişidir (md.8 ve 9). Alıcı veya müşteri bu verginin mükellef veya sorumlusu değildir. Satıcı, Maliye'ye ödediği veya ödeyeceği Katma Değer Vergisini alıcı adına değil, kendi adına ödemektedir ve bu nedenle ödediği vergiden dolayı alıcıya rücu edemez. Ancak, satış sırasında ve paranın ödenmesinden önce düzenlenen belgede KDV'nin satış bedelinden ayrı olarak gösterilmesi ve alıcının da kabul etmesi halinde satıcı bu vergiyi alıcıdan satış bedeli ile birlikte tahsil edebilir. Fakat satıştan ve satış bedelinin ödenmesinden sonra satıcı, kendilerinin sorumlusu olduğu KDV'yi maliye'ye ödemiş olmasından dolayı alıcıya rücu edemez. Çünkü, alıcının maliye'ye karşı böyle bir vergi borcu bulunmamaktadır. Davacı satıcı Maliye'ye kendi borçlarını ödemiş olmaktadır. Bu vergiyi ancak satış sırasında ve satış parası ödenmeden hesap ederek alıcıdan tahsil edebilir. Alıcı bunu kabul etmezse satıcı malını satmayabilir. Ya da alıcı KDV'li fiyatı yüksek bulup malı almayabilir. Aksi halde, yani satış bedelini tahsil ederken ayrıca KDV'yi talep etmemişse, sonradan bu vergiyi alıcıdan talep edemez.(Yargıtay 13.HD.11.04.1989 T.1989/533 E, 1989/2502 K. Sayılı kararı Yargıtay Kararları Dergisi, cilt 16.Sayı 3 Mart 1990 sahife 400-402).
Somut olayda, davacının davalıya otobüs sattığı, davalının yatırım teşvik belgesine sahip olması nedeniyle KDV'den muaf olduğu düşünülerek satış bedeline KDV eklenmediği, sonradan Maliye'nin KDV muafiyeti uygulanamayacağı yolundaki yazısı üzerine davacı tarafından Maliye'ye ödenen KDV tutarının davalıdan talep edildiği anlaşılmaktadır.
TTK.nun 20/2. maddesine göre, her tacirin ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir işadamı gibi hareket etmesi lazımdır. Davacı tacirdir. Böyle bir satışın KDV'den muaf olup olmadığı konusunda satıştan önce ciddi bir inceleme yapıp sonucuna göre işlem tesis etmesi gerekirken kendisinden beklenen basireti göstermemiştir. Olayda hata'ya da dayanılamaz. Taraflar satış akdinden doğan edimlerini karşılıklı olarak yerine getirmişlerdir. Aralarındaki akdi ilişki bu şekilde sona erdikten sonra davacı-satıcı, hiçbir uyuşmazlık yaratmaksızın Maliye'ye ödediği KDV'yi davalıdan talep edemez. Hal böyle olunca davanın reddi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmasının bozmayı gerektirdiği düşüncesinde olduğundan Sayın çoğunluğun onama yönündeki görüşüne katılamıyorum. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy