(3402 S. K. m. 13) (6831 S. K. m. 2)
Dava: Taraflar arasındaki "kadastro tespitine itiraz" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Antalya Kadastro Mahkemesi'nce davanın reddine dair verilen 9.7.1991 gün ve 1989/975 E., 1991/527 K. sayılı kararın incelenmesi davacı Hazine vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 7. Hukuk Dairesi'nin 14.7.1995 gün ve 1995/1288-8417 sayılı ilamı ile; (... Kadastro sırasında 2563 parsel sayılı 6150 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, orman sınırları dışına çıkarılan yerlerden olduğundan söz edilerek, davalı Hazine adına tespit edilmiştir. Al. C. tapu kaydına, paylaşmaya, miras yolu ile gelen hakka ve zilyetliğe dayanarak dava açmıştır. Mahkemece davanın kabulüne, taşınmazın payları oranında A. C. mirasçıları olan davacı ve paydaşları adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece dava konusu taşınmazın Hazine'nin temliki sonucu oluşan davacıya ait tevzü yoluyla oluşan tapu kaydının kapsamında kaldığı, bölgede yapılan ve kesinleşen orman sınırlandırma harita ve tutanağının kapsamında iken daha sonra 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 1744 sayılı kanunla değişik 2. maddesi hükmünce orman sınırlan dışına çıkarıldığı, davacı taraf yararına 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 13. maddesi hükmünde öngörülen mülk edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de, yapılan araştırma, uygulama hükme yeterli bulunmamaktadır. Davacı tarafın dayandığı tapu kaydı tevzii yoluyla oluşmamıştır. Öte yandan dayanılan tapu kaydı ilk oluştuğu günden itibaren tüm gittileri, dayanağı ifraz haritası ile getirtilmemiştir. Sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için dayanılan tapu kaydının ilk oluştuğu günden itibaren tüm gittileri, dayanağı ifraz haritaları da getirtilmeli, yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı, yerel ve uzman bilirkişi aracılığıyla taşınmaz başında yeniden keşif ve uygulama yapılmalı, ifrazın dayanağı harita yerel bilirkişi yardımı uzman bilirkişi eliyle kadastro paftası ve ifraz haritasının ölçekleri eşitlenip çakıştırılmak suretiyle yerine uygulanmalı, uygulamada haritada tarif edilen belli poligon ve röper noktaları ile arz üzerindeki doğal ve yapay sınır yerlerinden yararlanılmalı, çekişmeli taşınmazın ifraz haritası kapsamında kalıp kalmadığı belirlenmeli, kuşkusuz bu uygulamada müfrez kaydın kapsamının kök kayıt kapsamı içinde aranacağı göz önünde tutulmalı, uzman bilirkişiden keşfı izlemeye, bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan verecek şekilde haritalı rapor alınmalı, komşu parsellerin tutanak içeriği, dayanakları kayıtlarla uygulanmaya ilişkin yerel bilirkişi sözleri denetlenmeli, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir. Mahkemece bu yönler gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davacı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı HUMK'nin 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, 15.10.1997 tarihinde, bozmada oybirliği sebebinde oyçokluğu ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy