(1086 S. K. m. 74) (YİBK. 22.02.1991 T. 1990/1 E. 1991/1 K.)
Dava: Dava dilekçesinde muhdesatın-mülkiyetinin tesbiti faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulü ile, 6.500 YTL tadilat ve ilave bedelinin muhdesatın-mülkiyetin tesbiti cihetine gidilmiş, hüküm davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, davalılarla müşterek malik bulundukları 35 nolu parselde babası tarafından yaptırılan bir zemin ve bir normal kattan oluşan betonarme binada bazı yenileme ve tadilatlar yaptırdığını, davalıların ortaklığın giderilmesi davası açtıklarını ileri sürerek, binadaki tadilatların kendisi tarafından yapıldığının ve bu tadilatların giderlerinin tesbiti ile tarafına aidiyetine karar verilmesini istemiştir.
Davalılar evin boya ve badanasını yaptırıp oturan davacının haksız olan davasının reddini dilemişlerdir.
Mahkemece davanın kabulü ile 35 parselde kayıtlı taşınmaz üzerinde inşa edilmiş bulunan betonarme karkas yapı tarzdaki binada davacı tarafından tadilat yapıldığının tesbiti ile 6500.00 YTL tadilat ve ilave bedelinin tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
Müşterek veya iştirak halinde taşınmaz üzerine paydaşlarından birinin taşınmazda meydana getirdiği değer artışları dolayısıyla izale-i şuyuu davası sonucu satılması halinde muhtesatı yapan paydaşa satış bedelinden tazmin edilmelidir.
Somut olayda davacı taşınmazı işgale devam etmektedir. Henüz dava konusu taşınmaz da satılmamıştır. Bu durumda Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 1990/1-1991/1 karar sayılı 22.02.1991 tarihli kararında da vurgulandığı gibi sebepsiz zenginleşme hükümlerinin uygulanması gerekir. İade borcunun kapsamını belirlemede öncelikle fakirleşme ve zenginleşme zamanının tesbit edilmesi gerekir. Sebepsiz zenginleşme nedeniyle iade isteminde bulunabilmek için ise bir tarafın mal varlığının diğer tarafın mal varlığı aleyhine çoğalması gerekir. Bu azalma ve çoğalmanın dava konusu taşınmazın davacı tarafından davalıya teslim edildiği tarihte gerçekleştiğinin kabulü zorunludur. Mahkemece işgalin devam ettiğinden dava konusu taşınmazda yapılan tadilatların davacı tarafından yapıldığının tesbiti ile yetinilmesi gerekirken, yukarıda açıklanan hususlar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
Kabule göre de HUMK. nun 74. maddesine aykırı olarak tesbit istenilmesine karşılık, tahsile de karar verilmesi doğru bulunmamıştır.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 07.07. 2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy