(2942 S. K. m. 12)
Dava: Taraflar arasındaki kamulaştırma bedelinin artırılması davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Alanya Asliye 1. Hukuk Mahkemesi'nce davanın kısmen kabulüne dair verilen 26.4.1994 gün ve 1990/425 E. 1994/167 K. sayılı kararın incelenmesi, taraf vekilleri tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 18. Hukuk Dairesi'nin 3.11.1994 gün ve 1994/12402-13584 sayılı ilamıyla; (...Dava konusu taşınmazın arsa niteliğinde kabul edilerek ona göre değerlendirme yapan bilirkişi raporlarına dayanılarak hüküm kurulmuş ise de; bu konuda herhangi bir inceleme yapılmamış mücerret bilirkişilerin beyanına itibar edilmiştir.
Yargıtay'ca da benimsenen Bakanlar Kurulu'nun 28.3.1983 gün ve 1983/6122 sayılı kararı uyarınca taşınmazın arsa sayılabilmesi için imar planı içerisinde iskân sahası olarak ayrılmış bulunması ve imar planı dışında ise belediye ya da mücavir alan sınırları içinde kalıp belediye hizmetlerinden yararlanması ve meskun yerler arasında olması gerektiği dikkate alınarak taşınmazın kamulaştırıldığı 18.6.1990 tarihinde bu nitelikte olup olmadığının saptanmaması,
Kabule göre de; hükme esas alınan ikinci bilirkişi raporunda kamulaştırmadan artan 178 m2'lik yer kamulaştırılmış gibi % 100 değer kaybı olduğu belirtilerek, değer belirlenmiş olması, davacının Kamulaştırma Kanunu'nun 12. maddesinin 5. fıkrası hükmü gereği bir başvurusunda bulunmadığı için usul ve yasaya aykırıdır...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Dava, kamulaştırma bedelinin artırılması istemine ilişkindir.
Yerel mahkemenin, davanın kısmen kabulüne dair kurduğu hüküm Özel Dairece:
1- Dava konusu taşınmazın arsa niteliğinde kabul edilerek, ona göre yapılan bilirkişi raporlarına dayanılarak hüküm kurulması;
2- Kamulaştırmadan artan 178 metrekarelik yerle ilgili, Kamulaştırma Kanunu'nun 12/3. maddesi hükmü uyarınca bir başvuru bulunmadığı halde, bu yerde yüzde yüz değer kaybı bulunduğunun kabul edilmesinin isabetsizliğine işaretle bozulmuştur.
1) A- Oysa dava konusu taşınmaza arsa olarak değil, tarla niteliğinde olduğu kabul edilmek suretiyle, gelir metodu uygulanarak, kıymet takdiri yapılmış durumdadır. Bu durumda, mahkemenin Özel Daire bozmasının bir no.lu bendinde gösterilen sebebine karşı direnmesi yerindedir.
Ancak, hükme yönelik temyiz itirazları dairesince incelenmemiş olduğundan, dosya gerekli temyiz tetkikatı için Dairesine gönderilmelidir.
2)A- Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire'nin 2 numaralı bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: 1- Yukarıda 1-A şıkkında açıklanan nedenlerle direnme kararı yerinde bulunduğundan bu kısma yönelik temyiz itirazları incelenmek üzere dosyanın 18. Hukuk Dairesi'ne gönderilmesine,
2- Davalı idare vekilinin 178 metrekarelik kısma ait temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen sebeplerden dolayı HUMK'nun 429. maddesi uyarınca BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının davalı idareye iadesine, 25.09.1996 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy