(743 S. K. m. 639) (6831 S. K. m. 17)
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Honaz Kadastro Mahkemesince davanın reddine dair verilen 27.8.1991 gün ve 1990/47 E. 1991/26 K. sayılı kararın incelenmesi davacı idare temsilcisi tarafından istenilmesi üzerine,
Yargıtay 7.Hukuk Dairesi'nin 12.12.1991 gün ve 1991/18193 - 16465 sayılı ilamı;
(... Dava konusu taşınmazın orman sayılan yerlerden olmadığı ve davalı taraf yararına zilyetlik yoluyla edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de; haritasında gösterildiği gibi taşınmazın çevresi Devlet Ormanı ile çevrili bulunmaktadır. Bu niteliği ile taşınmazın 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 17. maddesinde kişiler adına tescil edilemeyeceği öngörülen orman içi açıklığı olduğunun kabulü gerekir. Vergi kaydı mülkiyet belgesi olmadığından taşınmazın bir bölümünün vergi kaydı kapsamına girmiş olması sonucu etkilemez. Bu nedenlerle taşınmazın orman niteliği ile Hazine adına tapuya tesciline karar verilmesi gerekirken yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir
) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Dava, tapulama tespitine itirazdır. Dava konusu taşınmaz, 1970 yılında yapılan Orman tahdidi sırasında Orman alanı içerisinde, ancak, Orman boşluğu niteliğinde bulunduğunun belirlenmesi nedeniyle, 7.700 metrekare miktarlı olarak, davalı adına bırakılmıştır.
1989 yılında yapılan Kadastro tespiti sırasında ise, çekişmeli taşınmaz bu kez 1967 parsel sayısı ile 10150 metrekare yüzölçümlü olarak vergi kaydı, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ve irsen intikalden bahisle, yine davalı adına tespit edilmiştir.
Davacı Orman idaresi, temyize konu davada Orman Kadastrosu sırasında taşınmazın tespit edilen yüzölçümüne göre, genel kadastroda artan kısmının Orman içerisinde bulunması gereken yer olduğunu aksinin kabulünün Orman bütünlüğünü bozacağını ileri sürerek bu kısma ait kadastro tespitinin iptalini istemiştir.
Taşınmazın, Orman Kadastrosu'na nazaran genel kadastro sırasında yüzölçümünde meydana gelen miktar değişikliği, kayden de belgelenmiş durumdadır. Kesinleşen Orman Kadastrosu'nun bunu yapan davacı idareyi bağlayacağı da kuşkusuzdur, hal böyle olunca uyuşmazlığın niteliğine göre olayda sağlıklı çözüme ulaşılabilmesi için taşınmaza ait, gerek orman kadastro haritasının, gerekse 3402 sayılı Yasa çerçevesinde yapılan genel kadastro tespitine ilişkin harita, pafta ve krokileri getirtilerek incelenmesi ve orman kadastrosuna göre taşınmazda artan kısmın tüm deliller birlikte değerlendirilerek, niteliğinin saptanması, varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekir.
Bu husus gözetilmeksizin, eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru değildir.
O halde, Usul ve Yasa'ya uygun bulunmayan direnme kararı bozulmalıdır.
Davacı idare temsilcisinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı BOZULMASINA, oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy