(743 S. K. m. 634) (3402 S. K. m. 13) (2644 S. K. m. 26) (818 S. K. m. 213) (766 S. K. m. 32)
Dava: Taraflar arasındaki "elatmanın önlenmesi, yıkım ve tapu iptali" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Sakarya 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce davanın reddine dair verilen 5.3.1993 gün ve 1990/473 E., 1992/99 K. sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nin 8.12.1992 gün ve 7899-15211 sayılı ilamıyla; (...Dava konusu 2 ada 42 parsel; kadastro yoluyla 1951 yılında tapuya tescil edilen 12 parça taşınmazın 1953 senesinde Hazine'ce kamulaştırılıp, 2 ada 15 parsel sayısı ile tek parça halinde sicil oluşturulduktan sonra 542 parçaya bölünmesinden meydana gelmiştir. Davacı ve davalı M.'ye ise 4753 sayılı yasa uyarınca verilmiş ve 5.4.1957 tarihinde adına tapuya tescil edilmiştir. Bunun davalı ve karşı davacıya tapu dışı satışı ise 1968 yılında gerçekleştirilmiştir.
Bu olgular, karşısında 766 sayılı yasanın 32/C ve bunun yerine geçen 3402 sayılı yasanın 13/B-b maddelerinde öngörülen koşulların temlik davacısı H. yararına gerçekleştiğinin kabulüne olanak yoktur. Bilindiği gibi değinilen ayrık durumun dışında Medeni Yasa'nın 634, Borçlar Yasası'nın 213 ve 2644 sayılı Tapu Yasası'nın 26. maddelerinde açıkça vurgulandığı üzere tapulu taşınmazın sicil dışı satışı geçersizdir.
Öyle ise temliken tescile ilişkin karşı davanın reddedilmesi, esas davacının kayda dayalı el atmanın önlenmesi isteğinin ise hapis tanınmak suretiyle kabul edilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirmeye dayanılarak yazılı biçimde hüküm kurulması doğru değildir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Temyiz Eden : Davacı vekili.
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere ve özellikle, davaya konu taşınmaz kadastroca tapuya tescil edilip dağıtım suretiyle davacıya verildikten sonra, haricen davalı tarafa satılmıştır. Kural olarak tapulu yerin, harici satışı geçersizdir. Her ne kadar Tasfiye Yasası niteliğinde bulunan tapulama kanunlarınca ülke genelinde yaygın biçimde kullanıla gelen tapu dışı satışlara belirli koşulların gerçekleşmesi halinde geçerlilik tanınmışsa da somut olayda, tespitin 2613 sayılı Kadastro Yasası'na göre yapılması bir yana, kadastroca sicil oluşturulduktan sonra harici satış gerçekleştirildiğinden tespit tarihi itibarıyla zilyet leyhine taşınmaz mal iktisabına imkân sağlayan 3402 sayılı yasanın 13/B-b maddesinin uygulama yeri bulunmadığına göre, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davacı vekili temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı HUMK'nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, 22.12.1993 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy