(818 S. K. m. 404/1, 3, 156)
Taraflar arasındaki "alacak" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Fatih 2. Sulh Hukuk Mahkemesi'nce davanın reddine dair verilen 8.11.1990 gün ve 1990/484 E.1990/1118 K.sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine;
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 28.11.1991 gün ve 439013738 sayılı ilâmı:
( ... Davacı taraf taşınmaz alımı için satıcıya ödenmek üzere davalı komisyoncuya vermiş bulunduğu 600.000 lira kaporanın alım satımın gerçekleşmemesi nedeniyle iadesini istemiştir.
Borçlar Kanunun 404. maddesinin 3. fıkrasına göre taşınmaz tellallığı sözleşmesi yazılı şekilde yapılmadıkça geçerli olamaz. Yazılı bir sözleşme bulunduğu iddia ve ispat edilmediğinden dolayı taraflar arasında tellallık sözleşmesinin kurulduğu söylenemez. Geçersiz bir sözleşmeye dayanılarak taraflar verdiklerini birbirlerinden nedensiz zenginleşme hükümlerine göre geri isteyebilirler.
Mahkemece uyuşmazlığın yukarıdaki ilkeler çerçevesinde çözümlenerek davacı adına yatırılan harçlar dışında kalan kısmın geri verilmesine karar verilmek gerekirken olayda uygulama yeri bulunmayan Borçlar Kanunu'nun 156. maddesindeki pey akçesinden sözedilerek davanın reddedilmesi doğru görülmemiştir... ) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
YARGITAY HUKUK GENEL KURULU KARARI:
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere ve özellikle taraflar arasındaki uyuşmazlığın, gayrimenkul tellallığından kaynaklandığı duraksanmayacak biçimde anlaşılmaktadır. B.K.nun 404. maddesinin 1. fıkrasında tellallık, "bir akittir ki onunla tellal ücret mukabilinde bir akdin yapılmasını hazırlamaya veya akdin icrasına aracılık etmeye memur edilir" biçiminde tanımlanmıştır. Aynı maddenin 3. fıkrasında da gayrimenkul tellallığı akdi, yazılı şekilde yapılmadıkça muteber olmaz hükmü getirilmiştir.
Somut olayda da taraflar arasında, yazılı bir gayrimenkul tellallığı sözleşmesinin bulunmadığı işe tartışmasız olduğuna göre Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı BOZULMASINA oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy