(2918 S. K. m. 85, 86, 91, 92, 110) (1086 S. K. m. 74) (11. HD. 16.02.1990 T. 1990/825 E. 1990/963 K.) (11. HD. 17.04.1995 T. 1995/2056 E. 1995/3648 K.) (11. HD. 15.05.2000 T. 2000/288 E. 2000/4194 K.) (11. HD. 09.06.2003 T. 2003/269 E. 2003/6111 K.)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Batman Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 21.04.2004 tarih ve 2001/518-2004/567 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Salih Çelik tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacılar vekili, davacılardan Mahfuz'un davalı şirkete trafik sigorta poliçesi ile sigortalı aracın, diğer davacıların murisi yönetiminde oluşan kazada öldüğünü, aracın hasar gördüğünü ileri sürerek, maddi hasar limiti olan 700.000.000 liranın davacılardan Mahfuz'a, ölüm limiti olan 7.000.000.000 liranın ise diğer davacılara faiziyle birlikte ödenmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, sürücü ve işletenin taleplerinin poliçe teminatı dışında kaldığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, dosya kapsamına ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacılar murisinin 6/8 oranında kusurlu olduğu, 2/8 kusursuzluk oranına göre toplam 6.871.361.024 TL. destek tazminatına davacıların hak ettiği, zilyet olan sürücünün malike karşı olan sorumluluğu nedeniyle araç hasarının tazminini isteme hakkı bulunduğu, davacılardan işletenin davalıdan istemde bulunamayacağı gerekçesiyle, davanın davacılardan Mahfuz bakımından reddine, destek tazminatı bu meblağların diğer davacılara verilmesine karar verilmiştir.
1- Dava, araç hasarına ve destekten yoksun kalma tazminat istemine ilişkindir.
Mahfuz dışında kalan ve zarar gören sıfatıyla, hukuki sorumluluğa dayalı olarak dava açan diğer davacılar bakımından mahkeme, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 110 ncu maddesi uyarınca, ZMSS. poliçesini düzenleyen acentenin bulunduğu yer itibariyle yetkili olup, davalı vekilinin aksi yöndeki temyiz itirazları yerinde değildir.
Davalı vekilinin diğer bir bölüm temyiz itirazlarına gelince; davacılardan Ayten'in eşi ve davacılardan Medine, Gülistan, Kübra ve Halime'nin babası olan Mihdi'nin sürücüsü olduğu aracın maliki ve sigorta ettireni davacılardan Mahfuz olup, bu araç, davalı şirkete zorunlu trafik sigorta poliçesi ile sigortalıdır. Sağ arka tekerleğin patlaması sonucu meydana gelen tek taraflı kazada, araç sürücü ölmüş olup, davacılardan Mahfuz, aracının hasarına, diğer davacılar ise, destekten yoksun kalmaya ilişkin tazminat isteminde bulunmuşlardır. Mahkemece, davacılardan işleten Mahfuz'un maddi tazminat isteminin reddine ilişkin hüküm bölümü, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 92/a maddesi ile poliçe genel şartlarının 3/b ve f bent hükümleri karşısında doğru olup, esasen bu davacı vekilince de bu hüküm temyiz edilmemiştir. Diğer davacıların tazminat istemi, mahkemece kısmen kabul edilmiş olup, uyuşmazlık, murisin meydana gelen trafik kazası neticesinde ölümü sonucu onun desteğinden yoksun kalanların aracın işleteninden, dolayısıyla onun hukuki sorumluluğunu üzerine alan davalı sigortacıdan tazminat isteyip, isteyemeyeceği noktasında toplanmaktadır.
Bilindiği üzere, zorunlu trafik sigortasında sigortacı, işletenin 2918 sayılı KTK.nun 85/1 nci madde hükmünde yazılı hukuki sorumluluğunu aynı Kanunu'nun 91/1 ncı maddesi uyarınca üstlenmiş olup, gerek 85/1 nci madde hükmü, gerekse zorunlu trafik sigortası poliçesi genel şartlarının 1 nci madde hükmü, ölüm veya cismani zararlar yanında ancak bir şeyin zarara uğraması halinin teminat kapsamında olduğunu öngörmüştür. Aynı Kanun'un 92/b ve poliçe genel şartlarının 92/3-c bent hükümlerinde, işletenin; eşinin, usul ve fürunun, kendisine evlat edinme ilişkisi ile bağlı olanların ve birlikte yaşadığı kardeşlerinin mallarına gelen zararlar nedeniyle ileri sürülebilecekleri taleplerin teminat dışı olduğu hüküm altına alınmıştır. Bu hüküm, ZMSS'nın asıl amacının üçüncü kişilere verilecek zararların güvence altına alınması ilkesinin bir tekrarı olmaktadır.
Ne var ki, sözü edilen maddede bedeni zararlardan söz edilmemiş, sadece mal zararlarının güvence dışı olduğu hükme bağlanmış bulunmaktadır. Doktrinde, bu tarz düzenleme nedeniyle, işletenin yasada sayılan yakınlarının uğramış oldukları bedensel zararların ZMSS. güvencesi içinde kaldığı kabul edilmektedir. (Bkz. Dr. S. Arkan, Sigorta Hukuk Dergisi, C.1, sayı 3-4, Sh. 260; Ç. Aşçıoğlu, Trafik Kazalarında Hukuki Sorumluluk ve Tazminat Davaları, Ank. 1989, sh. 86 vd.; Işıl Ulaş,Uygulamalı Sigorta Hukuku,Mal ve Sorumluluk Sigortaları, 3. Bası, Ankara, Ekim 2002, sh. 669) Dairemiz'in 16.02.1990 tarih ve 825-963 sayılı ilamı da bu yöndedir.
Bu sonuçların, işleten sıfatı olmayan sürücünün aynı derecedeki yakınları için de geçerli olduğunun kabulü gerekir. Zira, sigortacının bu kapsamdaki sorumluluğunu sınırlayan aynı Yasa'nın 92 nci maddesinde araç sürücüsünün aynı derecedeki yakınlarının bu kapsamın dışında kaldığına ilişkin hüküm bulunmadığı gibi, sigorta poliçesi genel şartlarında da bu yolda bir sınırlama getirilmemiştir. O halde sürücünün aynı derecedeki yakınlarının da murislerinin ölümü nedeniyle bedensel zararlar kapsamında olan destekten yoksun kalma tazminatına ilişkin trafik sigortacısından istemde bulunabileceği ilke olarak benimsenmelidir. Esasen, doktrinde de sürücü ve yardımcılarının işletene karşı tazminat isteminde bulunabilecekleri dolayısıyla onun sigortacısının da sorumlu olması gerektiği kabul edilmektedir. (Bkz. Dr. S. Arkan, Sigorta Hukuk Dergisi, C.1, sayı 3-4, Sh. 268; Ç. Aşçıoğlu, Trafik Kazalarında Hukuki Sorumluluk ve Tazminat Davaları, Ank. 1989, sh. 86 vd.) Nitekim, somut olayla ilgisi olmamakla birlikte, İMSS. Genel Şartları'nın 3/c bendinde, bu noktada sürücü ve işleten arasında, yakınlar bakımından bir ayrım yapılmamıştır. Dairemiz'in 17.4.1995 tarih ve 2056-3648 sayılı; 15.5.2000 tarih ve 288-4194 sayılı; 15.3.2001 tarih ve 1244-1941 sayılı; 9.6.2003 tarih ve 269-6111 sayılı; 20.6.2005 tarih ve 2004/9695 esas, 2005/6380 karar sayılı ilamları, ölen sürücünün eşi ve çocuklarının bedensel zararlara ilişkin, üçüncü kişi olarak, dava hakkının varlığına ilişkindir.
İşletenin ve sürücünün aynı derecedeki yakınları trafik sigortacı karşısında, bedensel zararlar bakımından üçüncü kişi durumunda olduklarına göre, sürücü murisin kusuru ile işletenin varsa ayrıca oluşan kusuru toplamı kadar hukuki sorumluluk üstlenen trafik sigortacısından bu toplam kusur oranına isabet eden destek tazminat miktarından, poliçe limitini geçmemek kaydı ile bu sigortacı sorumlu tutulmalıdır. Zira,işleten ve sürücü yakınlarının murisin ölümünden doğan zararlarına ilişkin istemleri, üçüncü kişi olmaları nedeniyle,miras hukuku ilişkisinden bağımsız istemler olup, sigorta hukuku ilkeleri çerçevesinde ele alınması gerekeceğinden,murisin kusuru oranından yararlanmamaları gerektiği artık söylenemeyecektir. Bir başka deyişle, muris sürücünün kazadaki kusur oranı ile bu kusurun dışında kalan işletenin ayrıca oluşabilen varsa kusur oranının belirlenmesi, olaya neden olan başka bir davalı ya da dava dışı bir başka araç varsa, müteselsilen tahsil isteminin varlığı halinde, bunların kusurunun da toplanması, poliçe limiti aşılmadan tahsile karar verilmesi gerekecektir.
Bu ilkeler ışığında somut olay incelendiğinde, ölen sürücünün mirasçıları olan davacılar,7.000.000.000 lira olan poliçe limitinin tamamının tahsilini davalıdan istemişler ve sürücü ile işletenin kusur oranları arasında bir ayrım yapmamışlar ve herhangi bir kusur oranına dayanmamışlardır. Hükme esas bilirkişi raporundan, sürücü murisin 6/8 oranında kusurlu olduğu, 2/8 kusurun da teknik arıza olarak nitelendirilen lastik patlaması olgusuna verildiği anlaşılmaktadır. Dairemiz'in yerleşik uygulamasına göre, teknik bir arıza, kural olarak umulmayan bir hal olup, önceden sezilemez ve önlenemez niteliği de kanıtlanmadıkça, bu hal bakım kusuru oluşturmaktadır. Bu hali, 2918 sayılı K.T.K.nun 86/1 nci maddesinde işleteni sorumluluktan kurtaran nedenlerden biri olan mücbir sebep değil, araçta kazayı etkileyen bir bozukluk olarak nitelendirmek gerekmektedir. Bilindiği gibi teknik arızalar çoğu kez aracın periyodik bakımının zamanında gereği gibi yapılmamış olmasından ileri gelir ve bu da araç için bir kusur teşkil eder. Kusurun söz konusu olduğu hallerde ise mücbir sebepten bahsedilemez. Bu durumda, lastik patlaması da işletenin sorumluluğunu gerektiren bir işletme kusuru olduğundan, sürücü ve işletenin kusurları toplamı olan, 8/8 üzerinden, limit aşılmamak kaydıyla hesaplama yapılması, buna göre poliçe limiti olan 7.000.000.000 liranın tahsiline karar verilmesi gerekirken, muris kusursuzluk oranı olarak raporda bildirilen ve esasen davalının üstlenmediği 2/8 orana isabet eden 6.871.361.024 lira destek tazminatına hükmedilmesi doğru olmamış ise de, kararı temyiz eden davalı tarafın sıfatı itibariyle, bu husus, bozma nedeni yapılmamıştır.
Bu gerekçelere göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Hasar gören aracın maliki olan Mahfuz dışında kalan diğer davacıların, sürücü murisin mirasçıları olarak, aracın maddi hasarına ilişkin bir istemleri bulunmamakta olup, mahkemece, bu davacılar yararına araç hasarına ilişkin tazminatın tahsiline karar verilmesi de HUMK. nun 74 ncü maddesine aykırı olup, hükmün bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2 numaralı bentte açıklanan nedenlerle, diğer temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 11.07.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy