(1086 S. K. m. 429)
Taraflar arasındaki "itirazın iptali" davasından dolayı tapılan yargılama sonunda; İzmir 3.Sulh Hukuk Mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair verilen 13/01/1999 gün ve 199/1021 E. 2000/18 K. sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine,
Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 10/04/2000 gün ve 2000/2967-3344 sayılı ilamıyla; (... Davacı, davalının 22/09/1998 ve 11/11/1998 tarihinde kaçak elektrik kullandığının tutanakla belirlendiğini, Elektrik Tarifeleri Yönetmeliğine göre hesap edilen kaçak elektrik bedeli olan 192.394.080 Liranın tahsili amacıyla yapılan icra takibine vaki itirazın iptali ile %40 icra inkar tazminatının tahsiline karar verilmesi istenilmiş, davalı davanın reddini savunmuş, mahkemece alınan bilirkişi raporu istikametinde hüküm kurulmuş, karar davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı kurum sözleşme yapmak ve böylece karşı edim borçlanmak şartıyla kamuya hizmet sunmuş bulunmaktadır. Davalı taraf sözü edilen hizmetten sözleşme vasıtasıyla yararlanacağı yerde böyle bir sözleşme yapmaksızın (ve belki de bunu istemeksizin) karşılıksız ve kaçak olarak elektrik enerjisinden yararlanmış bulunmaktadır. O halde taraflar arasında dürüstlük ilkesine uygun olarak (sözleşme benzeri) bir borç ilişkisinin kurulduğu kabul edilmeli ve davacı idarenin bu gibi durumlara ilişkin olarak belirlediği kurallara uygun bedelin davalı tarafından ödenmesi gerekir. Bu sonuç için sunulan edimden davalının sadece yararlanmış olması gerekli ve yeterli görülmelidir.
Öte yandan davacı idarenin sunduğu elektrik hizmetinden yararlanan kişi (davalı) ; nedensiz zenginleşme, haksız eylem veya vekaletsiz iş görme koşullarının gerçekleştiğini ispat zorunda kalmaksızın, idarenin (yönetmelik veya tarife) hükümlerine uygun olarak istediği bedeli ödemek zorundadır. O kadar ki; borçlunun (davalının), zenginleşmesinin istenilen bedelden daha az olması veya alacaklının (davacının) savunulduğu kadar fakirleşmiş bulunması, istenilen bedelin miktarını etkilemeyecektir.
O halde Elektrik Tarifeleri Yönetmeliği ve Enerji Uygulama Talimatları dikkate alınarak yapılacak bilirkişi incelemesi sonucunda belirlenecek bedele hükmedilecek yerde yazılı sonuca gidilmesi doğru görülmemiş ve hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir....) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
TEMYİZ EDEN : Davacı vekili
HUKUK GENEL KURULU KARARI
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı H.U.M.K.nun 429.maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, 14/03/2001 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy