(6831 S. K. m. 2/b)
Dava: Taraflar arasındaki "tespite itiraz" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Lüleburgaz 2. Kadastro Mahkemesince davanın reddine dair verilen 12.7.1999 gün ve 1991/11 E. 1999/1 K. sayılı kararın incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmesi üzerine,
Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 16.11.2000 gün ve 5241-5193 sayılı ilamı;
( ... Kadastro sırasında 5319 parsel sayılı 9800 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz tapu kaydı ve irsen intikal nedeniyle payları oranında davalılar Mustafa Akbaba ve müşterekleri adına tespit edilmiştir. Davalı Hazinenin tapu kaydına dayanan itirazı kadastro komisyonunda kabul edilerek Hazine adına tescil edilmiştir. Davacılar tapu kayıtları olduğunu 1744 sayılı Yasa uyarınca kendilerine iade edilmesi gerektiğini ileri sürerek dava açmışlardır.Mahkemece, davanın reddine ve dava konusu parselin davalı Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacılar tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece taşınmazın öncesinin orman olması, 2/B uygulaması sonucunda Hazine adına tapuya bağlanması nedeniyle davacı tapusuna değer verilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, varılan sonuç dosya içeriğine ve toplanan delillere uygun düşmemektedir.
Hazine tapusu 2/B uygulaması sonucu oluşturulmuştur. Davacıların dayandığı Mart 1341 tarih 22 nolu sicilden gelen Şubat 1951 tarih 3 ve Nisan 1958 tarih 129 nolu tapu kayıtlarının taşınmaza uygunluğu keşif, uygulama ve teknik bilirkişinin raporlu krokileri ile saptandığı gibi bu yön mahkemenin de kabulündedir.Taşınmazın bulunduğu yer ve yörede 1976 yılında yapılan 2/B uygulamasının kesinleştiği de getirtilen belgelerin incelenmesinden anlaşılmıştır. 2/B uygulamasının yapıldığı 1976 tarihinde yürürlükte bulunan 1744 sayılı Yasanın 2.maddesinde tapulu yerlerin mülkiyetinin tapu sahiplerine döneceği ( intikal edeceği ) hükme bağlanmıştır.Benzer şekilde tespitleri yapılan komşu 5318 ve 5320 nolu parseller hakkında tapu kaydına ve aynı iddialara dayalı olarak açılan davaların kabulü yolunda verilen kararlar da Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşmiştir. Bu durumda mahkemece davanın kabulüne karar vermek gerekirken delillerin değerlendirilmesinde yanılgıya düşülerek yazılı olduğu üzere reddi yoluna gidilmiş olması doğru değildir... ) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı BOZULMASINA, oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy