(3402 S. K. m. 9, 13, 20, 21)
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Ayrancı Asliye Hukuk Mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair verilen 8.7.1992 gün ve 1991/124 E, 1992/45 K. sayılı kararıp incelenmesi taraflarca istenilmesi üzerine;
Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 1.2.1993 gün ve 1992/14130 E.1993/903 K. sayılı ilâmı:
(... Davacı Hazine, tapulamada, davalılar adına tespit ve tescil edilen 580, 671, 619, 618, 579 ve 620 parsel sayılı taşınmazların hali yerlerden olduğunu, zilyetlik koşullarının oluşmadığını ve uygulanan vergi kaydının da gayri sabit sınırlı olduğunu ileri sürerek, kayıtların iptali ve idare adına tescilini istemiştir. Davalılar, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğinden söz ederek ve vergi kaydına tutunarak davanın reddini savunmuşlardır. Mahkemece, hükmüne uyulan bozma ilamından sonra 580, 617 ve 618/A parsellerle ilgili davanın reddine, diğer parseller ve 618 sayılı parselin (70.400) m2 lik bölümüne ilişkin davanın kabulüne karar verilmiştir. Karar taraflarca ayrı ayrı temyiz edilmiş ise de; toplanan delillere ve tüm dosya içeriğine göre, davalıların temyiz itirazları yerinde değildir, reddine, davacı Hazinenin temyiz itirazlarına gelince, bozma ilamına uyulduktan sonra yapılan keşifte dinlenen mahalli bilirkişi anlatımından da anlaşılacağı üzere davalıların babasının, 1948 yılından itibaren 618 sayılı parselin kuzey kısmında yirmi sekiz dönüm yeri ekip sürdüğü, bilahare çevresindeki hali olan yerlerin özellikle 1962 yılından sonra sürülmeye başlandığı, esasen babalarının zamanında bu yerlerin yayla olarak kullanıldığını söylemiştir. Toprak komisyonu bilirkişileri de bu beyanı desteklemişlerdir.
Öte yandan, davalıların tutundukları 1937 tarihli vergi kaydı (4595) m2 1947 tarihli vergi kaydı ise (9190) m2 miktarlıdır. Ancak, her iki vergi kaydında yazılı olan sınırlarda aynıdır. Ayrıca cebel ve hali sınırları itibariyle gayri sabit sınırlıdır. Kapsamlarında miktarıyla geçerli olup, anılan kayıtları tek başına mülkiyet belgesi değildir. Zilyetlikle desteklenmeleri gerekir. Çekişmeli parsellerin tapulama tespitleri de (1971) yılında yapılmıştır. Bu durumda, 618 sayılı parselin (A) ile gösterilen 28.000 m2 lik bölümünün haricinde diğer tüm parsellerde yasanın aradığı şekilde zilyetlik koşulları gerçekleşmemiştir. O halde, toplanan delillere ve tüm dosya içeriğine göre, 618/A sayılı parselin dışında kalan tüm parsellere yönelik olarak davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu üzere hüküm kurulması doğru değildir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Davacı Hazine temsilcisinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı BOZULMASINA oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy