(1086 S. K. m. 388) (YİBK 10.04.1992 T. 1991/17 E., 1992/4 K.)
Dava: Taraflar arasındaki davadan dolayı Alaplı Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 6.12.1996 tarih ve 156-261 sayılı hükmün temyizen tetkiki taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, davalı şirket ile bayilik, intifa hakkı tesisi, tuvalet ve betonlama kredisi sözleşmeleri imzalandığını, davalının kredilerin tümünü kullandırmadığı gibi, teminat mektuplarını paraya çevirerek Kocaeli 3. İcra Müdürlüğü'nün 1990/3473 sayılı dosyası ile aleyhine takibe giriştiğini ileri sürerek, davalıya 5.500.000 TL borçlu olduğunun tespitini, intifa hakkının terkinini davalıdan %40 tazminatın tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, davacının kredi taksitlerini ödemediğinden teminat mektupların nakte çevrilip artan kısmın davacının cari hesabına geçtiğini, mal alımından doğan ve ödenmeyen çek bedelinin tahsili için aleyhine icra takibi yapıldığını, davacının 12.817.401 TL ana borcu bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna göre, taraflar arasındaki 12.6.1990 tarihli intifa sözleşmesinin 15 yıl süreli olup sürenin dolmadığı, feshi gerektiren somut bir olay da bulunmadığı, davacının kredi borçlarını ödememesi nedeniyle teminat mektuplarının paraya çevrilerek davacının bu kalemden 3.349.431 TL alacaklı kaldığı, 10.000.000 TL ayrıca ödemede bulunup, davacının takibe konu alacaktan 12.817.401 TL borçlu kaldığı ve bu miktarın da taraflarca kabul edildiği, kötüniyetin de ispat edilemediği gerekçesiyle Kocaeli 3. İcra Müdürlüğü'nün 1990/3473 sayılı takip dosyasında 13.340.431 TL asıl alacak ve ferilerinden borçlu olmadığının tespitine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Mahkemece, kısa kararda "Davanın kısmen kabulü ile, davacının aleyhine yapılan Kocaeli 3. İcra Müdürlüğü'nün 1990/3473 sayılı takip dosyasında 13.349.431 TL asıl alacak ve ferileri yönünden borçlu olmadığının tespitine, davacı yanın intifa hakkının iptaline ilişkin istemin reddine" karar verildiği halde, gerekçeli kararda, "intifa hakkının iptaline ilişkin talebin reddi" konusunda hüküm kurulmamıştır.
HUMK 388 / son maddesi uyarınca kısa kararla gerekçeli kararın birbirine uygun olması zorunludur. 10.4.1992 gün ve Esas 1991/17, Karar 1992/4 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararı uyarınca, kısa kararla gerekçeli kararın çelişkili bulunmasının bozma nedeni oluşturacağına karar verilmiştir. Bu durumda mahkemece yapılacak iş, önceki kısa kararla bağlı olmaksızın çelişikliği kaldırmak kaydıyla vicdani kanaatine göre yeniden bir karar vermekten ibarettir. Bu nedenle davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre tarafların diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle kararın davalı yararına BOZULMASINA, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle tarafların diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödedikleri temyiz peşin harçların istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 9.6.1997 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy