(2942 S. K. m. 15)
Dava: Taraflar arasındaki kamulaştırma bedelinin arttırılması davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Ankara Asliye 23. Hukuk Mahkemesi'ne davanın kısmen kabulüne dair verilen 14.6.1993 gün ve 1991/185 E1993/381 K. sayılı kararın incelenmesi davalı idare vekili tarafından istenilmesi üzerine,
Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 6.12.1993 gün 1993/18281- 23524 sayılı ilâmı;
( ...Mahkemece bilirkişi incelemeleri yaptırılmıştır. Alınan raporlar Yasa hükümlerine uygundur. Taşınmaz malın arsa niteliğinde kabulü doğrudur.
Kamulaştırılan taşınmazın mal ile emsalin üstün ve eksik yönleri belirlenip, kıyaslaması yapılarak taşınmaz mala değer biçilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Ancak, geçerli olan birinci bilirkişi raporunda biçilen değerin, kıymet takdir komisyonunun tesbit ettiği değer arasında bir mislini aşan önemli oransızlık bulunmadığına göre, Kamulaştırma Kanununun 15/II. maddesi ve yerleşmiş Yargıtay uygulaması uyarınca birinci bilirkişi raporu esas alınmak suretiyle hüküm kurulması gerekirken, gereği olmadan iki keşif daha yapılarak fazla değer biçen raporlara göre artırmaya karar verilmesi, doğru görülmemiştir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararı:
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Dava, kamulaştırma bedelinin artırılması istemine ilişkindir. Kamulaştırma konusu taşınmaza takdiri kıymet komisyonunun biçtiği değer ile mahkemece belirlenen bilirkişiler kurulunca saptanan değer arasında, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunun 15/II. maddesinde ifadesini bulan ve yasal kararlarda da devamlılık kazanmış olan bir mislini geçen önemli oransızlık bulunmamaktadır. Ancak, takdiri kıymet komisyonunca taşınmaz tarla vasfında kabul edilerek değer biçilmesine karşın, mahkemece kurulan bilirkişi heyetince bu yer, arsa niteliğinde kabul edilerek, değer tesbitine gidilmiştir. Görüleceği üzere, kamulaştırılan taşınmazın vasfında birlik değil, ayrılık mevcuttur.
Bu durumda, devamlılık kazanan yargısal kararlarla kabul edildiği üzere, çekişmeli taşınmaza kıymet takdiri komisyonunca biçilen değer ile bilirkişiler kurulunca saptanan değer arasında bir mislini aşan bir farklılık bulunmaması nedeniyle, mahkemece ikinci ve gerektiğinde üçüncü bilirkişi raporları alınmasına gerek bulunmadığına ilişkin uygulamanın olayda tatbiki düşünülemez.
Hal böyle olunca, yerel mahkemenin taşınmazın vasfı itibariyle değişik değerlendirmeler yapıldığından, olayda, ikinci ve üçüncü keşifler yapılarak rapor alınması gerektiğine değinen direnme ilke bazında yerindedir.
Ne var ki, işin esasına yönelik temyiz itirazları Özel Dairesince incelenmemiştir.
O itibarla, dosya temyiz itirazlarının tetkiki için 5.Hukuk Dairesine gönderilmelidir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle direnme kararı yerinde bulunduğundan işin esası incelenmek üzere dosyanın 5. Hukuk Dairesine gönderilmesine, oyçokluğu ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy