(1086 S. K. m. 237)
DAVA VE Karar: Taraflar arasındaki "tapu iptali ve tescil" davasından dölayı yapılan yargılama sonunda; Keşan 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce davanın reddine dair verilen 13.11.1992 gün ve 1991/302 E1992/211 K. sayılı kararın incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmesi üzerine;
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 23.2.1993 gün ve 1993/228-1694 sayılı ilâmı:
( ... Önce açılıp retle sonuçlanan dava ile, söz konusu bu davanın tarafları, konusu aynı olmakla beraber dayanılan maddi vakalar farklıdır. Dairemizin 8.4.1992 gün ve 3833/4235 sayılı kararında da bu konuya açıklık getirilmiştir. Artık kesin hükümden sözedilemez. 0 halde mahkemece yapılacak iş, davanın esasına girilip tarafların delillerini toplamak ve hasıl olacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir. Bu yön gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve Yasa'ya aykırıdır... ) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
YARGITAY HUKUK GENEL KURULU KARARI:
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Taraflar arasında önce görülen davada, davacılar, gerek 24.7.1961 tarihli "Miras Taksim Mukavelesi" gerekse, 25.10.1982 tarihli "Düzenleme Şeklinde Miras Taksim ve Gayrimenkul satış vaadi sözleşmesine" dayanmışlardır. Ancak mahkemece 25.10.1982 tarihli sözleşmenin düzenlendiği tarihte, davalılar miras bırakanı Ayşe Vargın'ın hukuki ehliyetten yoksun bulunduğunun belirlenmesi nedeniyle, bu sözleşmeye dayalı istekleri reddedilmiş ve sözleşmeyle ilgili olarak Ayşe Vargın Mirasçılarının açtığı bu senedin iptali davası da kabulle sonuçlanmış ne var ki temyize konu davada dayanılan 24.7.1961 günlü taksim sözleşmesi ile ilgili bir değerlendirme yapılmamıştır. Nitekim bu konudaki daire kararına karşı davacıların karar düzeltme isteği üzerine dairece verilen kararda da bu yöne açıklık getirilmiştir. 0 itibarla somut olayda, HUMK.nun 237. maddesinde ifadesini bulan kesin hüküm varlığından söz edilmesi mümkün değildir.
Bu durumda, işin esasına girilmesine değinen ve Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi doğru değildir. 0 halde usul ve Yasa'ya uygun bulunmayan direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında ve yukarıda. gösterilen nedenlerden dolayı BOZULMASINA oyçokluğu ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy