(743 S. K. m. 2)
Dava: Taraflar arasındaki "temliken tescil" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Ünye Asliye Hukuk Mahkemesi'nce davanın kabulüne dair verilen 13.7.1995 tarih ve 1991/797 E., 1995/393 K. sayılı kararın incelenmesi davalılar ve vekilleri tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 14. Hukuk Dairesi'nin 6.2.1996 tarih ve 1995/8274-1996/685 sayılı ilamı ile; (...Dava, temliken tescil isteğine ilişkindir. Mahkeme; davanın kabulüne karar vermiş, hükmü davalılar vekili temyiz etmiştir.
Temliken tescile yönelik bu tür taleplerde her şeyden önce malzeme sahibinin iyi niyetli olması gerekir. Olay ve karinelerden, hadisede durumun özelliklerine göre kendisinden beklenen dikkat ve özeni göstermemiş olduğu açık bulunan levazım sahibinin temlik isteminde bulunması mümkün değildir. Medeni Kanunun ilgili hükümlerinin uygulanabilmesi için, bir kimsenin o yerin kendisine ait olduğu kanaati ile veya kendisine ferağ olunacağı vaadine güvenerek inşaat yaptırmış olması lazımdır.
Somut olayda davacı, inşaat yaptırdığı yerin kendisine ait olmadığını bilmektedir. O halde, o yerin kendisine ferağ olunacağı vaadine güvenerek inşaat yaptığını kanıtlamak durumundadır. Oysa davacı taraf böyle bir vaat bulunduğunu kanıtlamış değildir. Arsa sahibinin inşaat yapımı sırasında karşı koymamış olması temlik vaadinde bulunduğu anlamına gelmez. Kaldıki, davalı tanıklarının anlatımlarından ve davalı tarafça dosyaya sunulan kollektif ortaklık sözleşmesinden; inşaatın, arsa sahibinin de ortak olduğu şirketin kazancı ile gerçekleştirildiği anlaşılmaktadır. Davacının, inşaatı birlikte gerçekleştirdiklerini öne sürdüğü kardeşi de, davalı olarak yer aldığı unsur yönünden kanıtlanmış kabul edilemez. Bu itibarla; iyi niyet unsuru gerçekleşmediğinden davanın reddine karar vermek gerekirken, aksine bazı düşüncelerle davanın kabulü doğru değildir...) gerekçesiyle bozularak, dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Temyiz Eden: Bir kısım davalılar vekili.
Hukuk Genel Kurulu Kararı
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Bir kısım davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı HUMK'nin 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine 25.6.1997 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy