(2004 S. K. m. 67) (6762 S. K. m. 1263, 1264, 1269, 1270, 1271) (2918 S. K. m. 20) (11. HD. 19.11.1993 T. 1992/6717 E. 1993/7530 K.)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Kocaeli Asliye 2. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 10.10.2002 tarih ve 2000/1173-2002/758 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ahmet Susoy tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkiline ait aracın davalı şirket nezdinde kasko sigortalı olduğu dönemde hasarlanmasına rağmen davalı sigorta şirketince ödeme yapılmasına yanaşılmadığını, alacaklarının tahsili amacıyla girişilen icra takibine de davalı tarafından itiraz edildiğini ileri sürerek, takibe yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, %40 icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, sigortalı araç üzerindeki menfaat sahibi değişikliği nedeniyle poliçenin kendiliğinden münfesih hale geldiğini, kazada aracı kullananın da başkası olduğunu ileri sürerek, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, dosyadaki kanıtlar ve bilirkişi raporuna nazaran, araç üzerinde menfaat sahibinin değiştiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
TTK. nun 1263ncü maddesinde sigorta Sigorta bir akittir ki bununla sigortacı bir prim karşılığında diğer bir kimsenin para ile ölçülebilir bir menfaatini halele uğratan bir tehlikenin, bir rizikonun meydana gelmesi halinde tazminat vermeyi yahut birkaç kimsenin hayat müddetleri sebebiyle veya hayatlarında meydana gelen bir takım hadiseler dolayısıyla bir para ödemeyi veya sair edalarda bulunmayı üzerine alır şeklinde tanımlanmış, aynı kanunun 1269 ncu maddesinde ise, hangi menfaatlerin kimler tarafından kendi adlarına sigorta ettirebileceği gösterilmiş, ondan sonra gelen 1270 ve 1271 nci maddelerde ise, bir kimsenin nam ve hesabına yapılan sigortalara ilişkin hükümler konulmuştur. TTK.nun 1264 ncü maddesinde ise, 1269 ncu madde hükmünün amir hüküm olduğu, aksine yapılacak sözleşmelerin batıl olacakları açıklanmıştır. Dairemizin 19.11.1993 gün ve E:1992/6717, K:1993/7530 sayılı içtihadında açıklandığı gibi, mal sigortalarında, sigorta konusu mal değil, menfaattir. Bu itibarla sigorta akdini yaptıran kimsenin bir malı sigorta ettirmekte para ile ölçülebilir bir menfaatinin olması gerekir. Aksi halde, TTK.nun 1264/2. maddesi uyarınca sigorta sözleşmesi batıl olur. Bu durumda aynı yasanın 1269 ncu maddesinde de açıklandığı gibi araç maliki veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla yapılan satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya malikin adi veya rehinli alacaklısı, uzun süreli kiracı, Finansal Kiralama Sözleşmesi'ne istinaden elinde bulunduran kişi, hukuki bir akde istinaden ariyet olarak elinde bulunduran ve buna mümasil para ile ölçülebilir bir menfaati bulunan kişilerin kasko sigorta akdi yaptırabileceği açıktır. Kasko Sigortası Genel Şartları'nın C.5 maddesinde öngörülen (menfaat sahibinin değişmesi halinde sigorta sözleşmesinin kendiliğinden feshi) hükmünün ne anlama geleceğinin tespitine gelince; burada yeni bir hukuki tasarrufla sigortalının sigorta akdini yaptırmaktaki menfaatinin son bulması ve bu menfaatin sigortalıdan başkasına geçmesi anlamında bulunduğunu kabulde zorunluluk vardır.
Diğer taraftan bir aracı haricen satın alması halinde, bu aracın kasko sigortasının yaptırılmasının istenmesi durumunda aracın maliki olduğunu uygun belgelerle kanıtlayamadığı hallerde TTK.nun 1264/2. maddesi gereğince bu akdin batıl olacağı gerekçesiyle sigorta akdi yapmayacağı ortada iken, davalının, aracın haricen satılması ile menfaat şartının değiştiği ve sigorta akdinin sona erdiğini ileri sürmesi doğru görülmemiştir.
Olay 2918 sayılı yasanın 20/d maddesi yönünden incelendiğinde aşağıdaki sonuçlara varılmaktadır. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 28.3.1995 gün ve 3176 sayılı yasa ile değişik 20/d maddesi gereğince, noterlerce yapılmayan her çeşit satış ve devirler geçersizdir hükmü getirilmiştir. Bu hüküm kamu yararı ve dolayısıyla kamu düzeni amacıyla getirilmiştir. Nitekim, kanun koyucu noter senedi ile satın aldığı aracı 2918 sayılı yasanın 20/e maddesi gereğince bir ay içinde Trafikte adına tescil ettirmeyen yeni malikin cezalandırılacağını hükme bağlamıştır. Bu kurallar ortada iken, aracın haricen satın alındığına ilişkin davalı araştırma şirketi raporuna ve adi yazılı belgedeki beyanlara üstünlük tanınarak 3. şahsın malik olduğunun kabulü ve menfaat sahibinin değiştiği ve binnetice sigorta akdinin sona erdiğinin savunulması ve bu durumun mahkemece de kabulü haklı görülememiş ve kararın açıklanan nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 20.05.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy