(743 S. K. m. 2, 658, 659)
Taraflar arasındaki "Şufa" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Karşıyaka Asliye 3. Hukuk Mahkemesince davanın reddine dair verilen 10.11.1993 gün ve 1992/860 E. 1993/836K. sayılı kararın incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmesi üzerine;
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 6.4.1994 gün ve 3523-3971 sayılı ilamı
( ... Dava Şufalı payın iptali ve tescili isteminden ibarettir. Mahkeme davayı ret etmiştir.
Davacılar vekili, dava dilekçesinde Şufalı payın ilişkin bulunduğu taşınmazda müvekkillerinin paydaş bulunduğu, paydaşlardan Erdoğan Çelik'in payını 14.7.1992 tarihinde davalı kooperatife sattığını, bu satışı taşınmaz hakkında açılan ortaklığın giderilme davasının dava dilekçesinin tebliğ tarihli olan 7.10.1992 tarihinde öğrendiklerini ileri sürerek 27.10.1992 tarihinde açmış oldukları işbu dava ile Şufalı payın iptali ile adlarına tescilini istemişlerdir.
Davalı hak düşürücü sürenin geçirildiğini, hissenin tapuda satış gibi gösterilmesine rağmen kat karşılığı inşaat sözleşmesine müsteniden devredildiğini ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkeme tapuda pay satışı şeklinde görülen işlemin, gerçekte kat karşılığı yapılan inşaat sözleşmesi gereği satıcı hissedara ait alacağı belirtilen bağımsız bölüm karşılığı olduğunu davacıların da davalı kooperatifle kat karşılığı inşaat sözleşmesinin yapılması sırasındaki müzakerelerde bulunduklarını gerekçe göstererek davayı ret etmiştir.
Mahkeme hak düşürücü sürenin geçirildiği yönünden davayı ret etmemiştir. Kararın gerekçesini davalının temyiz etmeğe hakkı olduğu halde temyiz etmediğinden davanın süresinde açıldığı hususu kesinleşmiştir. Bütün sorun bu davanın açılmasında davacıların işi niyeti olup olmadığı hususunda toplanmaktadır.
Şufalı payın ilişkin bulunduğu taşınmazda satıştan başka davacıların da payı bulunmaktadır. Davacıların payları iştirak halindedir. Dosya içerisinde mevcut 17.3.1992 tarihli kat karşılığı inşaat sözleşmesi satıcı Erdoğan Çelik ile davalı kooperatif arasında yapılmıştır. Bu sözleşmede satıcı Erdoğan Çelik tek başına malikmiş gibi kabul edilerek buna göre yapılacak bağımsız bölümler satıcı ile davalı kooperatif arasında oran dahilinde dağıtılmıştır. Yapılan bu sözleşme davacıları bağlamaz. Mahkeme sözleşmenin yapıldığı sırada davacıların hazır bulunduğunu kabul etmiş ise de hazır bulunmuş olsalar dahi bu durumu değiştirmez. Kaldı ki davacıların sözleşmelerin yapıldığı aşamada bulundukları dahi kanıtlanamamıştır.
Davacılar Kanundan doğan haklarını kullandıklarına göre kötü niyetli oldukları kabul edilemez. Dava süresinde açıldığına göre verilecek uygun süre içerisinde davacılar satış bedeli tapu harç masraflarını depo ettirdikleri takdirde Şufalı payın iptali ile adlarına tesciline karar vermek gerekirken bundan zühul olunması hatalı olduğundan hükmün bozulması gerekmiştir... ) gerekçesiyle bozularak, dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
YARGITAY HUKUK GENEL KURULU KARARI
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere ve özellikle Şufalı payın bulunduğu taşınmaz müşterek mülkiyet üzere ise de, paydaşlar arasında payları karşılığı intifalarına bırakılan kesimler belirlenmiş değildir. Bu durumda her paydaş taşınmazın tamamında malik durumundadır. Şufa konusu pay ile ilgili olarak satıcı paydaş ile davalı kooperatif arasında 17.3.1992 tarihinde kat karşılığı inşaat sözleşmesi düzenlenmiştir. Ancak bu paya ilişkin temlik, tapuda kat i satış biçiminde yapılmıştır. Paydaşlardan birinin üçüncü bir şahısla paylı mülkiyet üzere olan taşınmazın tamamı üzerinden kullanma biçimini değiştirir nitelikte yapacağı anlaşmanın bu anlaşmaya iştirak etmeyen paydaşları da bağlamayacağı aşikar olduğuna göre, Hukuk Genel Kurulunca benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve Yasa'ya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı BOZULMASINA oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy