(2004 S. K. m. 72) (818 S. K. m. 84) (11. HD. 11.05.1993 T. 1993/167 E. 1993/7082 K.)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Polatlı Asliye 2. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 14.05.2006 tarih ve 2003/481-2004/238 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ata Durak tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalı kooperatif ortağı bulunan müvekkili aleyhine yakıt ve aidat borcunun tahsili amacıyla icra takibine girişildiğini, oysa davalı kooperatifin site yönetimi yerine geçerek yakıt parası talep edemeyeceğini, müvekkilinin takip dosyasına aidat borcunu ödediğini, başlangıç tarihi belirtilmediğinden ve müvekkili temerrüde düşürülmediğinden faiz talebinin de haksız olduğunu ileri sürerek, müvekkilinin borçlu bulunmadığının tespitini ve %40 kötüniyet tazminatının davalıdan tahsilini talip ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkil kooperatifin halen düzel kişiliğini devam ettirmekte olduğunu ve tasfiyeye gidilmediğini, talebin haksız olduğunu savunarak davanın reddini istemiş, %40 icra inkar tazminatının da davacıdan tahsilini talep etmiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlara dayanılarak, davacının aidat borcunu icra takibinden sonra ödediği, yakıt borcunu ödediğini ise kanıtlayamadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, icra takibinin (400.000.000)TL aidat alacağı kısmının iptaline, (490.000.000)TL yakıt alacağı ve faizi konusunda devamına, tarafların tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve tasfiye halinde bulunsa da henüz sicilden terkin edilmeyip tüzel kişiliğini muhafaza eden davalı kooperatifçe yapılan hizmetler ve ortak giderlerin, bu hizmetlerden yararlanan ortaklardan talep edilmesinde bir usulsüzlük bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Ancak dava, İİK. nun 72. maddesine dayalı menfi tespit istemiyle açılmıştır. Davalı kooperatif tarafından girişilen icra takibinde hem yakıt hem aidat alacağı hem de bunların faizi talep edilmiş, davacı tarafından takip tarihinden bir gün sonra aidat borcu ödenmiş ve iş bu menfi tespit davası açılmıştır. Oysa borcunun bir kısmını icra tehdidi altında ödeyen borçlu, henüz ödenmemiş alacak kesimi için menfi tespit davası, alacağın ödediği bölümü için de istirdat davası açabilir. (11.HD.12.06.1984, 2524/3431 ve 11.05.1993, 167/7082) O halde mahkemece davacının, ödediği aidat borcu için ancak İİK. nun 72/7. maddesi uyarınca istirdat davası açabileceği düşünülerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, tüm davanın menfi tespit davası olarak görülüp sonuçlandırılması doğru olmamıştır.
3- Ayrıca, İİK. nun 72. maddesinde, menfi tespit davası sonucu verilecek hükmün niteliği belirtilmiş olup, icra takibinin iptaline hangi hallerde karar verileceği aynı yasanın 71. maddesinde açıklanmıştır. Bu nedenle somut uyuşmazlıkta da davacının borçlu olmadığının tespiti ile yetinilmesi gerekirken ayrıca icra takibinin iptaline karar verilmesi dahi doğru olmamıştır.
4- Davacının yakıt borcu hakkındaki menfi tespit istemine gelince; davalı tarafından girişilen icra takibinde talep edilen faiz miktarının ne kadarının aidat ne kadarının yakıt alacağına ilişkin olduğu belirtilmemiştir. Bu durum karşısında mahkemece, faiz talebinin ne kadarının aidat ne kadarının yakıt alacağına ilişkin olduğu davalıdan açıklattırılıp, BK. nun 84. maddesi hükmünü içeren bir takip yapılmadığı da gözetilerek, kooperatifçe faiz talebine ilişkin olarak alınan genel kurul kararları getirtildikten sonra, kooperatif defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılıp, davalının talep edebileceği faiz miktarı tespit edilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması dahi doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) no'lu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2, 3 ve 4 no'lu bentlerde açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 13.03.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy