(1086 S. K. m. 2)
Dava: Taraflar arasındaki satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil ve satış vaadi sözleşmesinin iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; İzmir 3. Sulh Hukuk Mahkemesince davanın görev yönünden reddine dair verilen 14.2.1994 gün ve 1993/356 E. 1994/158 K. sayılı kararın incelenmesi davalı-karşı davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 14. Hukuk Dairesi'nin 9.5.1994 gün ve 3405-4915 sayılı ilamıyla; (... Dava, satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali, tescil ve karşılık dava olarak da satış vaadi sözleşmesinin iptali isteğine ilişkindir. Bu kabil davalarda dava değerini ve dolayısı ile mahkemenin görevini sözleşmede yazılı bedel teşkil eder ki eldeki davada bu miktar 2.500 TL. olup buna göre Sulh Hukuk Mahkemesi görevlidir. Mahkemenin keşifte belirlenenden ziyade bir miktarı esas alarak görevsizlik kararı vermesi doğru görülmemiştir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Esas dava, gayrimenkul satış vaadi sözleşmesine dayalı cebri tescil, karşılık dava ise sözleşmenin iptali istemine ilişkindir.
Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık, dava değeri itibariyle görevli mahkemenin belirlenmesinde toplanmaktadır.
Somut olayda, satış vaadi sözleşmesi 1963 yılında usulüne uygun biçimde noterde düzenlenmiş ve taraflar sözleşmede, vaade konu taşınmazın değerinin 2.500 lira olduğunda anlaşmışlardır. Araya giren yasal bir takım engeller nedeniyle temyize konu davalar, 1992 yılında açılmış bulunmaktadır.
Gerçekten gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi iki tarafa borç yükleyen sözleşmelerden olup, bununla vaad borçlusu vaade konu taşınmazın mülkiyetini vaad alacaklısına geçirme, vaad alacaklısı da kararlaştırılan bedeli vaad borçlusuna ödeme yükümlülüğü altına girer.
Olay da öngörülen 2.500 lira bedelin, vaad tarihi itibariyle 500 lirasının ödendiği ve taşınmazın alacaklıya teslim edilmesine karşın mütebaki 2.000 liranın ise ödenmemiş olduğu tartışmasızdır. Hemen belirtmek gerekir ki, gayrimenkul satış vaadi sözleşmesine dayalı olarak açılan cebri tescil davasında vaade konu yapılan taşınmazın mülkiyetinin vaad borçlusundan vaad alacaklısına geçirilmesi söz konusu olduğu için, uyuşmazlığın, ayna ilişkin bulunduğunun kabulü gerekir. Taşınmaz malın aynına taalluk eden uyuşmazlıklarda dava değerinin HUMK. nun 2 nci maddesi hükmü çerçevesinde saptanmasının gerekeceği aşikardır.
Hal böyle olunca karşılık sözleşmenin iptali davası bir yana bırakılsa dahi, yine yerel Sulh Hukuk Mahkemesince mevcut delillerin değerlendirilmesi suretiyle değer yönünden görevsizlik kararı verilmesi doğrudur.
O halde usul ve yasaya uygun bulunan direnme kararı onanmalıdır.
Sonuç: Davalı karşı davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile, direnme kararının yukarıda açıklanan nedenlerle onanmasına 26.04.1995 gününde oyçokluğu ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy