(2709 S. K. m. 152, 153) (2949 S. K. m. 28, 53) (3182 S. K. m. 1, 12, 61, 64, 65, 67, 68) (2004 S. K. m. 158, 179, 181) (6762 S. K. m. 324) (ANY. MAH. 25.11.1993 T. 1993/46 E. 1993/48 K.)
Dava: Taraflar arasındaki iflas davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı Banka ve Müdahiller vekillerince ve müdahale talebi kabul edilmeyenler tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Bakanlar Kurulu'nun 20.4.1994 gün ve 1994/5483 sayılı kararıyla Bankası A.Ş.'nin bankacılık işlemleri yapma ve mevduatı kabul etme izni kaldırılmıştır. Bakanlar Kurulu bu kararı 3182 Sayılı Yasanın 512 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile değişik 68/1. maddesine göre almıştır. 512 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile değişik 3182 Sayılı Yasanın 68. maddesinin 1. bendinde 64. maddenin uygulanmasına rağmen mali bünyesinin güçlendirilmesine imkan görülemeyen bir bankanın mevduat kabul ve bankacılık işlemleri yapma yetkisinin 12. maddeye göre kaldırılacağı, 2. bendinde mevduatı kabul ve bankacılık işlemleri yapma yetkisi kaldırılan bankanın tasarruf mevduatı sahiplerine 67. maddeye göre tespit edilecek miktarlarda yapılacak ödemelerin Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından karşılanacağı hükme bağlanmıştır. Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'na anılan Yasanın 68. maddesinin 4. bendi gereğince ödediği tasarruf mevduatı için tasarruf sahipleri yerine mevduatı kabul ve bankacılık işlemleri yapma yetkisi kaldırılan bankanın iflasını isteme yetkisi tanınmıştır. Davacı Fon da bu yetkiye dayanarak davalı bankanın iflasını istemiştir.
Davalı banka ve mahkemece fer'i müdahil olarak kabul edilen Atilla Uras ve Hasip Buldanlığıoğlu Bankası A.Ş.'nın mevduatı kabul ve bankacılık işlemleri yapma izninin 512 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile değişik 3182 Sayılı Yasanın 68. maddesine göre kaldırıldığını, 512 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin dayanağı 3911 sayılı Yetki Kanunu'nun 16.9.1993 tarihinde, 512 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 25.11.1993 tarihinde Anayasa Mahkemesi'nce iptaline karar verildiğini, Bankalar Kanunu'nda değişiklik yapan 538 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin dayanağı 3991 sayılı Yetki Kanunu'nda Anayasa Mahkemesi'nin 29.11.1994 tarihli kararıyla iptal edildiğini, dayanağı bulunmayan 538 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Anayasa'ya aykırı bulunduğunu ileri sürerek Anayasa'nın 152. ve 2949 Sayılı Yasanın 28/2. maddesi uyarınca dosyanın Anayasa Mahkemesi'ne gönderilmesini savunmuşlar, mahkemece Anayasa'ya aykırılık iddiası ciddi bulunmamıştır. Bakanlar Kurulu'nun Bankası A.Ş.'in bankacılık işlemleri yapma ve mevduatı kabul etme iznini 512 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile değişik 3182 Sayılı Yasanın 68/1. maddesi gereğince kaldırdığını belirtmiştir. Görüldüğü gibi Bakanlar Kurulu'nun işlemi 512 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile değişik düzenlemeye dayanmaktadır. Her ne kadar 512 sayılı Kanun Hükmünde Kararname Anayasa Mahkemesi'nin 23.12.1993 gün ve 21797 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 25.11.1993 gün ve 1993/46-48 sayılı kararı ile iptal edilmişse de, Anayasa Mahkemesi; iptal kararı nedeniyle meydana gelecek olan hukuksal boşluğun kamu yararını olumsuz yönde etkileyecek nitelikte olduğunu belirterek, Anayasa'nın 153. maddesi ve 2949 sayılı Anayasa Mahkemesi'nin Kuruluş ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 53. maddesi hükümleri uyarınca, kararın Resmi Gazete'de yayımlanmasından başlayarak altı ay sonra yürürlüğe girmesine karar vermiştir.
Anayasa Mahkemesi yürürlükle ilgili böyle bir süre öngörmek suretiyle yasa koyucunun bu süre içerisinde o alanı yeni bir yasayla düzenlemesini amaçladığı gibi, kamu yararını olumsuz yönde etkileyecek hukuksal bir boşluk doğmamasını da amaçlamaktadır. Bu nedenle bu sürenin sadece yasama organına yönelik olduğu ve idarenin bu süre içerisinde hiçbir tasarrufta bulunamayacağının kabulü 3182 sayılı Bankalar Kanunu'nun genel gerekçesi ile kanunun amacını düzenleyen 1.maddesine aykırı olacaktır. Bakanlar Kurulu'nca hakkında 512 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile değişik 68. maddenin 1. ve 2. bendleri yürürlükte iken bu bendlere göre işlem yapılan bankanın iflasını Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu aynı maddenin 4. bendine göre istemiştir. Görüldüğü üzere 512 sayılı Kanun Hükmünde Kararname yürürlükte iken işlem yapıldıktan sonra 68. maddenin 4. bendine göre,
Bankası A.Ş.'nin iflası istendiğinden, bu bendde Kanunun yürürlüğünden beri herhangi bir değişiklik yapılmadığından Anayasa'ya aykırılık iddiasının ciddi görülmemesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. 3991 sayılı Yetki Kanunu ve bu Yetki Kanunu'na dayanarak çıkarılan ve Bankalar Kanunu'nun 64, 65, 67 ve 68. maddelerinde değişiklik yapan 538 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Anayasa'ya aykırılığı ve iptaline yönelik savunma ve temyiz itirazları da bu nedenle yerinde görülmemiştir.
Davacı Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu dava dilekçesinde Fon'un önceden takip yapmadan iflas isteme hakkı bulunduğunu, Bankanın birçok işleminin alacaklıların haklarını ihlal eden hileli muameleler niteliğinde olduğunu, açığa repo işlemleri yapıldığını, mevduat munzam karşılıklarının eksik, kur riskinin fiktif işlemlerle yüksek gösterildiğini, bu işlemlerin her birinin doğrudan iflas sebebi olduğunu belirterek bankanın iflasını istemiştir. Bankalar Kanunu'nun 68. maddesinin 4. bendinde Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'na iflas isteme yetkisi tanınmışsa da bu davanın özellikleri hakkında düzenleme yapılmamıştır.
Doktrinde Fon'un takipli iflas yoluna başvurması gerektiği ileri sürüldüğü gibi (Reisoğlu, Seza; 3182 sayılı Bankalar Kanunu şerhi, 1988) Fon'un önceden bir takibe hacet kalmaksızın bankanın iflasını isteme hakkı bulunduğu görüşü ileri sürülmüştür (Postacıoğlu, İlhan; Cebri İcra Açısından Bankaların Tabi Olduğu Müeyyideler, Bankalar ve 70 sayılı Kanun Hükmünde Kararname sempozyumu, 1984, sh.265).
Bankalar Kanunu'nun amacı, tasarrufları korumak ve ekonomik kalkınmanın gereklerine göre kullanılmalarını, bankaların kuruluşunu, yönetimini, çalışma esaslarını, devir, birleşme ve tasfiyeleri ile denetlenmelerini düzenlemektir (3182 Sayılı Yasa, madde 1). Bu amacın gerçekleşmesi için tedbir niteliğinde bazı düzenlemelere de kanunda yer verilmiştir. 12. maddede önce izin verilen bir bankanın bankacılık işlemleri yapmasında veya mevduatı kabul etmesinde daha sonra sakınca görülmesi halinde bu iznin geçici veya sürekli, kısmen veya tamamen kaldırılabileceği hükme bağlanmıştır. 61. maddede, bankaların bankalarla ilgili mevzuat hükümlerinin uygulanmasının ve her türlü bankacılık işlemlerinin denetimi, bankaların varlıkları, alacakları, özkaynakları, borçları, kar ve zarar hesapları arasındaki ilgi ve değerlerin ve mali bünyeyi etkileyen diğer tüm unsurları tespit etmek üzere Bankalar Yeminli Murakıpları müessesesine yer verilmiştir. 64. maddede ise Yeminli Murakıpların denetlemeleri sonucunda bir bankanın mali bünyesinin ciddi bir şekilde zayıflamakta olduğunun tespit edilmesi halinde Bankanın uygun bir süre vererek, Banka yönetim kurulundan isteyebileceği tedbirleri saymıştır. Bu tedbirlere rağmen mali bünyesinin güçlendirilmesine imkan görülmeyen bir bankanın mevduatı kabul ve bankacılık işlemleri yapma yetkisinin kaldırılacağı ve bankanın tasarruf mevduatı sahiplerine yapılacak ödemelerin Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından karşılanacağı ve Fon'un yapacağı ödemeler için tasarruf mevduatı sahipleri yerine bankanın iflasını isteyeceği ve iflas masasına imtiyazlı alacaklı sıfatıyla iştirak edeceği 68. maddede hükme bağlanmıştır. Görüldüğü gibi mali bünyesinin güçlendirilmesine imkan görülmeyen bankanın iflasını istemek Fon'a tanınan bir yetki, aynı zamanda bir görevdir. Bu nedenle Fon'un iflas isteme hakkı tasarruf mevduatı sahiplerine ödediği tasarruf mevduatını elde etmek amacı ile sınırlı olmayıp bankanın diğer alacaklılarına da etkilidir. Bu durumda Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'nun sadece mevduat sahiplerine ödediği bedelin tahsili sonucunu doğuracak şekilde takipli iflas yoluna müracaat etmesi gerektiğine ilişkin görüşün kabulü mevcut düzenlemenin amacına aykırı olacaktır. Diğer taraftan 3182 Sayılı Yasanın 68. maddesinin 3. bendinde bankanın mevduatı kabul ve bankacılık işlemleri yapma yetkisinin kaldırılmasına ilişkin kararın Resmi Gazete'de yayımlandığı tarihten itibaren Fon'un iflas talebinin kabul veya reddine ilişkin verilecek karara kadar banka hakkındaki icra takibinin duracağı öngörülmüştür. Bu düzenlemenin amacı bankanın muhtemel bir iflas kararı durumunda oluşacak iflas masasının aktiflerinin azaltılmasının önüne geçmektir. 68. maddenin 3. bendine göre diğer alacaklıların takip yapamayacağını hükme bağlayan kanun koyucunun Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'na sadece kendi alacağının tahsili sonucunu doğurabilecek şekilde takipli iflas yapma yetkisi verdiğinin kabulü kanun koyucunun amacını aşan bir yorum olur.
Davalıların, Fon'un öncelikle takipli iflas yoluna başvurması gerektiğine yönelik temyiz itirazları yerinde değildir.
Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'nun açacağı iflas davasının özellikleri hakkında Bankalar Kanunu'nda düzenleme yapılmadığından açılan iflas davası İcra ve İflas Kanunu hükümlerine tabi olacaktır.
Bu durumda iflas davasını inceleyen mahkeme iflas koşullarının oluşup oluşmadığını saptayacaktır. Diğer bir anlatımla Bakanlar Kurulu'nun aldığı kararlar ve iflas istemi iflas davasına bakan mahkemenin denetimine tabidir. Bu nedenle iflas davasında idare mahkemelerinde devam eden davaların sonucunun beklenmesi gerekmez. Ayrıca idari davaların sonucunun beklenmesi, iflas davasını basit yargılama usulüne tabi kılan İ.İ.K.'nun 158. maddesine de aykırılık teşkil edeceği kuşkusuzdur. Davalıların idari davaların sonucunun beklenmesi gerektiğine yönelik savunmaları ve itirazları bu nedenle yerinde değildir.
Davacı bu davayı açarken davalı Bankanın 64. maddedeki tedbirlere rağmen mali bünyesinin güçlendirilemediğini, Bankanın alacaklıları zarara uğratacak hileli işlemler yaptığını ileri sürmüştür. Bankanın mali durumu ile ilgili yapılan bilirkişi incelemesi sonucu verilen raporla Bankanın özvarlığını yitirdiği saptanmıştır. Ayrıca bankacılık işlemlerinin denetimi, bankaların varlıkları, alacakları, özkaynakları, borçları, kar ve zarar hesapları arasındaki ilgi ve dengelerin ve mali bünyeyi etkileyen unsurların tespit ve tahlilini yapan ve denetim için Ankara Asliye Ticaret Mahkemesinde yemini yaptırılan Bankalar Yeminli Murakıpları tarafından düzenlenen raporların içeriğinden bankanın alacaklıları zarara uğratacak işlemleri bulunduğu anlaşıldığından davalı Bankanın iflasına karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Her ne kadar mahkemece davalı Bankaya depo emri çıkarılmışsa da buradaki iflas davası takipli iflas davası olmadığından, doğrudan iflas istemiyle açılan davalarda ise İ.İ.K.'nun 181. maddesinin 158. maddeye atfı bulunmadığından depo emri tebliği usul ve yasaya aykırıdır. Ancak depo emri gereği yerine getirilmemesi nedeniyle davalı Bankanın iflasına karar verildiğinden bu yönden yanılgıya düşülmüş olması sonuca etkili görülmemiştir.
Davalı Banka olayda İ.İ.K.'nun 179. maddesinin uygulanmasının söz konusu olması halinde T.T.K.'nun 324. maddesinin öngördüğü iflasın ertelenmesi ile ilgili incelemeler yapılması gerektiğini savunmuştur.
T.T.K.'nun 324. maddesine göre Anonim Şirketlerde şirket durumunun ıslahının mümkün olması halinde iflasın ertelenmesi istenebilirse de esasen 64. maddedeki tedbirlere rağmen mali durumu güçlendirilemeyen bankanın iflası istendiğinden ve bankanın özvarlığını yitirdiği bilirkişi incelemesi sonucu saptanarak iflasa karar verildiğinden iflas nedenine göre burada T.T.K'nun 324. maddesinin uygulama yeri yoktur.
Sonuç : Yukarıda açıklanan nedenlerle Bankası A.Ş., Atilla Uras ve Hasip Buldanlıoğlu ile müdahale talebi kabul edilmeyen Turgut Kalpsiz, Ahmet Dobruca, Şerife Ertutkun, Nevzat Polat ve Süleyman Özalp'ın tüm temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 17.11.1995 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy