(2918 S. K. m. 85, 3) (818 S. K. m. 55)
Taraflar arasındaki "maddi ve manevi tazminat" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Samsun Asliye 4. Hukuk Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 13.12.1995 gün ve 1993/618 E., 1995/777 K. sayılı kararın incelenmesi davalı şirket vekili tarafından istenilmesi üzerine;
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 4.7.1996 gün ve 1996/5485 - 6294 sayılı ilamı:
(..... Dava, trafik kazası nedeniyle tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, davalı şirketin olaya karışan kamyonun maliki olduğu kabul edilerek sorumluluğuna karar verilmiştir.
Somut olayda, davalı şirketin kamyon satış bayii olduğu, plakasız ve tescilsiz olan kamyonu diğer davalının kardeşine sattığı ve sevk irsaliyesi keserek davalıya teslim ettiği ve davalının idaresinde iken aynı gün dava konusu kazanın vuku bulduğu anlaşılmaktadır.
Karayolları Trafik Yasası'nda üçüncü kişiye karşı işletenin sorumluluğu düzenlenmiş olup, davalı şirketin davacılara karşı ancak işleten sıfatıyla sorumluluğuna hükmedilebilir. Olayımızda kamyon şirketin elinde bulunduğu sürece fiili bir çalışma söz konusu değildir. O nedenle şirketin işleten sıfatı yoktur. Araç fiilen diğer davalı tarafından idare edilirken kaza vuku bulduğuna göre o sırada da davalı şirketin işleten sıfatı bulunduğu benimsenemez. Zira tescilsiz olan kamyon menkul mal hükmünde olup satım aktiyle ve alıcının temsilcisi durumundaki diğer davalıya teslim edilerek mülkiyeti nakledilmiştir. Diğer bir ifadeyle aracın alıcı temsilcisine teslim edilmesiyle ve onun tarafından fiilen çalıştırılmasıyla işletenlik sıfatı alıcı yönünden doğmuştur. Şu durum karşısında davalı şirketin işletenlik sıfatı bulunduğu kabul edilerek bu davalının da sorumluluğuna hükmedilmesi, bozmayı gerektirir....) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi Usul ve Yasa'ya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davalı şirket vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı BOZULMASINA oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy