(2560 S. K. m. 6, 11, 23) (2709 S. K. m. 127)
Dava: Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; İstanbul Asliye 7. Hukuk Mahkemesi'nce davanın kabulüne dair verilen 18.07.1995 tarih ve 1993/90 E., 1995/490 K. sayılı kararın incelenmesi, davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 31.10.1996 tarih ve 1996/1119-9608 sayılı ilamı ile; (... Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacı A.Ş.nin yaptığı imalatın teknik özelliği itibariyle atık su (KSUB) bedeli talep edilip edilemeyeceği ve edilecekse faturalarda tahakkuk ettirilen miktarın fahiş olup olmadığı noktalarında toplanmaktadır.
Dosyadaki bilgi ve belgelerden anlaşıldığı üzere; davacı işyerinde su temininin İSKİ şebekesi ve taşıma yolu ile sağlandığında ve atık su dejarını foseptik çukur ve vidanjör ile yapıldığında ve davacı ile davalı idare arasında atık su abone sözleşmesi yapılmış olduğunda bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. ... Anayasa'nın 127. maddesinde yerel yönetimlere görevleri ile orantılı gelir kaynaklarının sağlanacağı belirtilmiş ve bu cümleden olmak üzere, İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü'nün Kuruluş ve Görevleri Hakkındaki 2560 Sayılı Yasa yürürlüğe girmiştir. Anılan yasanın 6/f maddesi ile aynı yasanın 11/e ve 23. maddeleri İSKİ yönetim kuruluna su satışı ile birlikte atık su bedelinin tarifelerini düzenleme yetkisi tanımıştır. Tarifeler Yönetmeliği'nin 16. maddesinde de ifade edildiği üzere, her su abonesinin tükettiği kadar suyu kirleteceği kabul edilerek, tüketilen su miktarınca atık su bedeli ödemekle yükümlü bulunduğu saptanmıştır. Bu nedenle atık su bedeli (KSUB) kullanılan suyun uzaklaştırılması ile ilgili bir işlem sonucu değildir. Yasaya dayanılarak yapılan tarife yönetmeliği ve bu yönetmelik esasları doğrultusunda düzenlenen tarifeye dayalı atık su bedeli davacı tarafından kullanılan suyun, üretim tekniği itibariyle uzaklaştırılması bile tüketilen su miktarı kadar tahakkuk ettirilir. Davacı abone, bir kısmının veya tamamının atılmadığını ileri sürerek atık su bedelini ödemekten kurtulamaz.
Öte yandan, idarenin hizmeti hiç yerine getirmemesi (kullanma suyu şebekesi ve kullanılmış suları uzaklaştırma kanalizasyon şebekesi olmaması...); idare hukukunun hizmet kusuru kavramı çerçevesinde sorumluluğun doğmasına yol açabilirse de, bu durum herhangi bir şekilde su kullanım ve bu nedenle de zorunlu olarak atık su üreten abonelerin izin almaksızın gelişi güzel atık su boşaltmalarına ve hizmetin yerine getirilmediği gerekçesine dayanarak, atık su bedeli ödemekten kaçınmalarına hak vermez.
Yukarıda açıklanan nedenler altında; davalı İSKİ'nin vecibelerini yerine getirmediği ve atık su oluşmadığı ve dava konusu edilmediği halde evsel atık suyun davacı tarafından bedeli karşılığında uzaklaştırılmış bulunduğu gerekçesi ile davanın kabulü yasaya aykırı bulunmuştur.
O halde, mahkemece yukarıda açıklanan yasa ve yönetmelik hükümleri doğrultusunda araştırma ve inceleme yapılarak, davalı idare tarafından gönderilen faturalardaki bedelin fatura dönem tarihlerine göre işyerinin kapasitesi ve takılı su saati ile taşınan su miktarları uzman bilirkişilerce tespit ettirilerek, davacı şirketin atık su borcu bulunup bulunmadığı saptanıp, oluşacak sonuç çerçevesinde uygun bir karar vermelidir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve direnme kararının verildiği tarih itibariyle HUMK 2494 sayılı yasa ile değişik 438/II. fıkrası hükmü gereğince duruşma isteğinin reddine karar verilip dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usül ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı HUMK'nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine 01.10.1997 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy