(743 S. K. m. 58) (1086 S. K. m. 362)
Dava: Taraflar arasındaki "şuf'a" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Mersin Asliye 1. Hukuk Mahkemesi'nce davanın reddine dair verilen 18.12.1995 gün ve 1993/922 E., 1995/1069 K. sayılı kararın incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmesi üzerine;
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 28.3.1996 gün ve 1996/2923-3147 sayılı ilamı:
(.... Dava, şuf'alı payın iptal ve tescili istemine ilişkindir. Mahkeme trampa olarak yapılan işlemin gerçekte satış olduğunun ispatlanamadığından davanın reddine karar vermiş hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacılar vekili, tapuda 23.5.1991 tarihinde gerçekleştirilen temliki tasarrufun gerçekte trampa olmayıp satış olduğunu şuf'a hakkını bertaraf etmek için trampa gösterildiğini ileri sürerek şuf'alı payın iptal ve davacılar adına tescilini istemiştir.
Davalı vekili, yapılan işlemin trampa olduğunu, bu nedenle şuf'a hakkı kullanılamıyacağını, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, dosya kapsamındaki delillerden tapuda gerçekleşen işlemin muvazaalı olmadığı sonucuna varıp, yemin teklifi suretiyle mesele halledilemeyeceğinden davayı reddetmiştir.
Davacı, yapılan temlikin tapuda gösterildiği gibi trampa olmayıp satış olduğunu, olayda muvazaa bulunduğunu, bu iddiasını ispat edeceğini bildirmiş, deliller arasında açıkça yemin delilinden de bahsetmiş ve davalıya da yemini yöneltmiştir.
Yemin teklifini ispat yükü kendisinde olan tarafın karşı tarafa yapması gerekir. İspat yükü davacıya ait olduğuna göre davacının davalıya yemin teklif etmesinde bir usulsüzlük yoktur. Mahkemece yapılacak iş davacının teklif ettiği yeminin davalı tarafından eda edilip edilmeyeceğinin sorulması ve sonucuna göre bir karar verilmesidir. Bundan zuhul ile noksan inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi hatalı olduğundan hükmün bozulması icap etmiştir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi Usul ve Yasa'ya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı (BOZULMASINA), oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy