(2004 S. K. m. 67)
Dava: Taraflar arasındaki "itirazın iptali" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; İzmir Asliye 2. Ticaret Mahkemesi'nce davanın kısmen kabulüne dair verilen 5.5.1997 tarih ve 1994/1011 E., 1997/353 K. sayılı kararın incelenmesi, davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine,
Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 24.3.1998 tarih ve 1998/440 E., 1998/1244 K. sayılı ilamı ile;
(... 1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere ve özellikle, uzman bilirkişi kurulu tarafından kredi sözleşmesi hükümleri doğrultusunda belirlenen temerrüt faiz oranının hükme esas alınmasında bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Müddeabihe dahil olmayan inkâr tazminatı üzerinden karar ve ilam harcı alınması usul ve yasaya aykırıdır...) gerekçesiyle bozularak, dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Temyiz Eden: Davacı vekili.
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen özel daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının özel daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı HUMK'nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, 27.10.1999 tarihinde, oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Uyuşmazlık konusu, itirazın iptali davası sonunda alacaklı yararına hükmedilecek olan icra inkâr ödencesinden (tazminat) karar ve ilam harcı alınıp alınmayacağına ilişkindir.İİY'nin 67. maddesiyle konulmuş olan icra inkâr ödencesi, alacaklının genel mahkemede açtığı itirazın iptali davası sonucunda, borçlunun itirazının haksızlığına karar verilmesi durumunda, alacaklı yararına hükmolunan ödencedir. Nitelikçe hakkında yapılan icra kovuşturmasına haksız yere itiraz ederek, icra takiini durduran ve itirazla işin çabuk bitirilmesini önleyen borçluya karşı konulmuş icra hukukuna özgü bir yaptırımdır. Borçlunun ne kadar borçlu olduğunun saptanması ve itirazında haklı olup olmadığının belirlenmesi ön koşuldur. Borçlunun ödeme emrine karşı itirazın yapıldığı andaki durumu itibarıyla haksızlığı saptanacak, ancak dava günündeki haklı çıkma durumuna uygun alacak miktarı esas alınarak buna koşut alacaklı yararına icra inkâr ödencesine hükmedilmesi gerekecektir.İcra inkâr ödencesi, dava dilekçesiyle birlikte istenebileceği gibi yargılamanın her aşamasında da istenebilir. Mahkemece % 40'ın altında icra inkâr ödencesine (mad. 67/2) hükmedilme olanağı yoktur. Ancak bundan daha fazlasına hükmedilmesi takdir alanı içindedir. Bu yüzden ister alacağın icra inkâr ödencesi oranına eş düşen miktarı belirli bir miktar olarak istensin, ister en eş % 40 oranında ya da bu oranın üstünde belli oranda istenilsin, alacağın bu orana az düşen miktarı hesaplanabilir nitelikte olduğundan, asıl alacağa eklenecek ödence miktarı bellidir.İcra inkâr ödencesinin karar ve ilam harcına konu edilip edilmeyeceğinin saptanmasında, mahkemenin görevinin belirlenmesine esas olan dava konusu miktar ile Harçlar Yasası yönünden harca esas tutulan dava konusu belli bir değeri birbirinden ayırmak gerekir.HUMK'nun (3156 sayılı yasayla değişik) 1. maddesinin, 2. fıkrasınan son c. hükmüne göre; "...... icra inkâr tazminatı görevinin saptanmasında hesaba katılamaz. Burada icra inkâr ödencesinin dava konusu miktara görevin belirlenmesi bakımından katılmayacağı açıkça belirlenmiştir.Öte yandan 492 sayılı Harçlar Yasası'na ekli (1) sayılı tarifenin mahkeme harçlarına ilişkin (A) kısmının III. fıkrasında; "konusu belli bir değerle ilgili bulunan davalarda esas hakkında karar verilmesi halinde, hüküm altına alınan anlaşmazlık konusu değer üzerinden nisbi harç alınacağı" öngörülmüştür. Aynı yasanın 28. maddesinde, karar ve ilam harcının 1/4'ünün peşin ödeneceği, madde 30'da harcın davacı yana tamamlattırılacağı belirtilmiştir. Keza avukatlık ücret tarifesinde, konusu para olan ya da parayla değerlendirilebilen davalarda belirlenecek miktarı üzerinden avukatlık ücreti takdir edilir.Uyuşmazlık konusu İİY'nin 67/2. maddesinde, "... hükmolunan meblağın % 40'tan aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminata mahkûm edilir" denilmiştir. Burada icra inkâr ödencesinin gerçekte borcu olmadığı halde, hakkında yapılan icra takibine itirazı üzerine durdurulan borçluya yükletilen itirazın iptali davasına özgü bir ödence türü olduğu belirlenmiştir. Bu özelliği gereği ortada mahkemenin görevinin belirlenmesinde dikkate alınmayacak ve fakat, Harçlar Yasası uygulaması yönünden harç alınması yükümlülüğü bulunan ve esasla birlikte hüküm altına alınıp anlaşmazlığı çözümlenen parasal bu değer söz konusudur. Harçtan bağışık tutulmasını gerektiren bir neden yoktur.Hemen vurgulanması gerekir ki; açılan itirazın iptali davasında istenebilmesi ya da istenilen ödenceye hükmolunabilmesi için ayrıca harç ödenmemiş olması, istemin geçersizliğini gerektirmez.Ne var ki, davacı da her zaman dava konusu edilen alacakla birlikte istem konusu ettiği icra inkâr ödencesinin harcını karşılayıp yatırabilir. Böylece mahkemece de hem karar ve ilam harcı alınacak, hem de davacı yararına vekalet ücreti takdir edilecektir.İcra inkâr ödencesi yönünden başlangıçta harç yatırılmaması durumunda, mahkemece dava sonunda hüküm altına alınan icra inkâr ödencesi için asıl alacakla birlikte, karar ve ilam harcı alınmasına karar verilmesi gerekir. Esasen, harç özel ve tüzel kişilerin özel çıkarlarına ilişkin olarak kamu kuruluşlarının hizmetlerinden yararlanmaları karşılığında yaptıkları ödeme (İBK 7.12.1964, 3/5) olduğundan, mahkemece kendiliğinden gözetilmesi gerekmektedir.Dairemizin bugüne dek uygulamasında ölçüt; davacının istediği icra inkâr ödence miktarının asıl alacakla toplamı üzerinden hesaplanan peşin harcı karşılayıp dava konusuna (müddeabihe) dönüştürülmesi durumunda harç ve vekalet ücretine hükmedilmesi yolundadır.Somut olaya bakıldığında, davacı asıl alacak ve % 40 icra inkâr ödencesine eş düşen miktarın toplamı üzerinden karar ve ilam harcını yatırmıştır. Mahkemece de hükmolunan asıl alacak ve ödence miktarı toplamı üzerinden karar ve ilam harcı alınmasına karar verilmiştir. Daire, müddeabihe dahil olmayan inkâr tazminatı üzerinden karar ve ilam harcı alınmasını usul ve yasaya aykırı bularak hükmü bozulmuştur.Davacı istem konusu yaptığı icra inkâr ödencesini belirleyip asıl alacakla birlikte harcını yatırmış olması nedeniyle, karar ve ilam harcı alınmasında bir yanılgı olmadığından, kararın onanması gereirken, yazılı gerekçeyle bozulmasına yönelik oluşan çoğunluk görüşüne katılmıyorum.
Full & Egal Universal Law Academy