(743 S. K. m. 638, 639) (3402 S. K. m. 12)
Dava: Taraflar arasındaki "tespite itiraz" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Yerköy Kadastro Mahkemesi'nce davanın kabulüne dair verilen 17.7.1996 gün ve 1994/123 E., 1996/109 K. sayılı kararın incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 7. Hukuk Dairesi'nin 21.11.1996 gün ve 1996/7085-9278 sayılı ilamı ile; (...Kadastro sırasında 35 parsel sayılı 11250 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz tapu kaydına dayanılarak davalı Hazine adına tespit edilmiştir. Davacı İ.C. zilyetliğe dayanarak dava açmıştır. Mahkemece davanın kabulüne taşınmazın davacı İ.C. adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu taşınmazın Hazine'nin tutunduğu 4753 sayılı kanuna göre oluşturulan tapu kaydının kapsamında kaldığı belirlenmiştir. Esasen bu konuda taraflar arasında bir uyuşmazlık da bulunmamaktadır. Mahkemece Hazine tapu kaydının oluştuğu tarihten önce taşınmaz üzerinde davacı taraf yararına zilyetlikle taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçe gösterilerek hüküm verilmiş ise de tapu kaydının dayanağını oluşturan belirtmelik tutanağında taşınmazın meradan kazanıldığı yazılıdır. Meral üzerinde sürdürülen zilyetlik hukukça değer taşımaz. Mahkemece bu yön üzerinde gereği gibi durulmamış ve taşınmazın Hazine adına tapuya tescil edilmeden önce mera olup olmadığı araştırılmamış, belirtmelik tutanağında taşınmazın A. K.'nin zilyetliğinde olduğu yazılı bulunduğu ve davacının adı geçenden satın almaya dayanmadığı yönleri de dikkate alınmamış ve dava dilekçesinde davacının 40-45 senelik bağımsız zilyetliğe dayandığı ve buna göre Hazine tapusunun oluştuğu tarihten önceki dönemde zilyetlik süresinin iktisap zamanaşımı süresine ulaşmadığı yönleri de değerlendirmede dikkate alınmamıştır. Böylesine yetersiz araştırma ve inceleme ile hüküm verilemez. O halde belirtmelik tutanağında imzaları bulunan tüm muhtar ve bilirkişiler ile ihtiyar heyeti üyelerinden sağ olanlar da dinlenmek suretiyle taşınmazın öncesinin mera olup olmadığı sorulup saptanmalı, tutanağın düzenlendiği tarihte taşınmazın Ü.K.'nin zilyetliğinde olduğunun belirtmelik tutanağında yazılı bulunduğu göz önünde tutularak, davacının Ü.'den taşınmazı satın aldığına ilişkin yazılı delilleri olup olmadığı sorulup, değerlendirmede dikkate alınmalı, yukarıda yazılı yönlerde göz önünde tutulmak suretiyle hüküm kurulmalıdır...) gerekçesiyle bozularak, dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Temyiz Eden: Davalı Hazine vekili.
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere ve özellikle, taşınmazın tapuda kayıtlı olmamasına, bu nitelikteki taşınmazlarda mülkiyetin devrini amaçlayan akdi nitelikteki hukuki tasarrufların her türlü delille kanıtlanabileceğine göre, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında ve yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı HUMK'nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, 9.11.1997 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy