(1086 S. K. m. 237)
Dava : Taraflar arasındaki "meni müdahale" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Eynesil Asliye Hukuk Mahkemesince davanın reddine dair verilen 5.11.1996 tarih ve 1994/18 E., 1996/71 K. sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 29.1.1997 tarih ve 1996/16233-1997/1085 sayılı ilamı ile; (...Dava, kayda dayalı el atmanın önlenmesi isteğine ilişkindir. Mahkemece kesin hüküm nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir. Ne varki ki, HUMK'nin 237. maddesi uyarınca kesin hükmün varlığından söz edilebilmesi için, tarafların müddeabihin ve dava sebebinin aynı olması gerekir. Olayda taraf birliğinin varlığından söz etme olanağı yoktur. Kesin hüküm olduğu ileri sürülen davada taraf, temyize konu olan davada davacı konumunda olan kişinin kocası durumundadır. O halde önceki davanın güçlü delil niteliğinde olduğunun kabulü gerekir. Hal böyle olunca, işin esasına girilerek sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken, kesin hüküm nedeniyle davanın reddi doğru değildir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Temyiz Eden : Davacı vekili.
Hukuk Genel Kurulu Kararı
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Dava tapu kaydına dayanan el atmanın önlenmesi istemine ilişkindir.
Yerel mahkemece daha önce görülmekte olan bu davanın davalılarından H., Ş.R. ve Ş. ile yine bu davanın davacısı F.nin kocası M. arasında Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen men-i müdahale ve kal davası sonucu 1.7.1992 tarih, 1990/83 E., 1992/21 K. sayılı kararın taraf ve konusunun aynı olması nedeniyle yanlar arasında kesin hüküm oluşturduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Özel Dairenin mahkeme kararında kesin hüküm oluşturduğu belirtilen kararda bu davanın davacısının değil, onun kocasının taraf olması nedeniyle taraf birliği bulunmadığından kesin hükmün mevcut olmadığı yolundaki bozması üzerine, yerel mahkeme önceki kararda kocası M.nin ölümü üzerine davacı F.nin taraf olduğu gerekçesiyle direnme kararı vermiştir. Hemen belirtmek gerekir ki, görülmekte olan bu davada davacı F. tapu kaydında kocasından miras yoluyla gelen paya değil, ilk davadan sonra başka bir paydaştan tapuda aldığı paya dayandığından yerel mahkemece kesin hüküm oluşturduğu kabul edilen dava ile bu dava arasında sebep birliği bulunmadığı gibi, yine bu davada davalılardan Z. önceki davada taraf olmadığından bahsi geçen bu kişi bakımından taraf birliğinin de gerçekleşmediği aşikardır.
Yukarıda açıklandığı gibi davacının kocası ile bir kısım davalılar arasında görülen men-i müdahale ve kal davası sonucu verilen Eynesil Asliye Hukuk Mahkemesinin 1.7.1992 tarihli kararı sebep ve taraf birliği bulunmaması nedeniyle, bu davada kesin hüküm oluşturmayacağından Özel Daire bozma kararına bu nedenle uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında ve yukarda gösterilen nedenlerden dolayı HUMK'nin 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, 24.09.1997 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy