(765 S. K. m. 31, 51, 59, 456) (353 S. K. m. 9, 13, 17) (1632 S. K. m. 117, 118) (5271 S. K. m. 3) (2709 S. K. m. 145) (5982 S. K. m. 15) (ANY. MAH. 25.10.1994 T. 1994/2 E. 1994/76 K.)
Dava: Kasten yaralama suçundan sanığın, Sultandağı Asliye Ceza Mahkemesince verilen 22.01.2004 gün ve 22-33 sayılı görevsizlik kararı üzerine yapılan yargılaması sonucunda 765 sayılı TCY'nın 456/3, 51/1, 59 ve 31. maddeleri uyarınca 3 yıl 1 ay 15 gün ağır hapis cezası ile cezalandırılmasına ve 3 ay süre ile kamu hizmetlerinden yasaklanmasına ilişkin Bolvadin Ağır Ceza Mahkemesince verilen 02.06.2004 gün ve 32-95 sayılı hüküm, katılan vekili ve sanık müdafii tarafından temyiz edilmekle, dosyayı inceleyen Yargıtay 3. Ceza Dairesince 06.07.2005 gün ve 8144-8732 sayı ile, yürürlüğe giren yeni yasaların değerlendirilmesi amacıyla bozulmuştur.
Bozmaya uyan Bolvadin Ağır Ceza Mahkemesince 24.09.2008 gün ve 168-156 sayı ile; sanığın 765 sayılı TCY'nın 456/3, 51/1, 59 ve 31. maddeleri uyarınca 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve 3 yıl süre ile kamu hizmetlerinden yasaklanmasına karar verilmiştir.
Katılan vekili ve sanık müdafıinin temyizi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 3. Ceza Dairesince 13.10.2010 gün ve 6478-14322 sayı ile; yerel mahkeme hükmü onanmıştır.
Yargıtay C. Başsavcılığı ise 28.04.2011 gün ve 161117 sayı ile;
... Olay tarihinde sanık E. Ö., Kayseri 1. Tugay emrinde görevli astsubay üstçavuş, mağdur katılan Y. E. ise İzmir İstihkam Okul Komutanlığında görevli bir uzman çavuştur. Dolayısıyla hem fail hem mağdur asker kişilerdir. Her ne kadar boşanma vaki olsa da taraflar enişte-kayınbirader olup birbirlerinin asker kişi olduklarını ve rütbelerini, aralarında astlık-üstlük münasebeti bulunduğunu önceden bilmektedirler. Bu durumda işlenen suç tipik bir askeri suç olan asta müessir fiil suçudur.
Askeri Mahkemelerin Kuruluşu ve Yargılama Usulü Hakkındaki 353 sayılı Yasanın Genel görev başlıklı 9 uncu maddesinde Askeri Mahkemeler, kanunlarda aksi yazılı olmadıkça, asker kişilerin askeri olan suçları ve bunların asker kişiler aleyhine veya askeri mahallerde yahut askerlik hizmet ve görevleri ile ilgili olarak işledikleri suçlara ait davalara bakmakla görevlidirler hükmünü amirdir.
Sanık olay tarihinde astsubay üstçavuş olduğu için mağdur uzman çavuşa nazaran üst durumundadır. Bu nedenle eylemi 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu'nun 117 ve 118. maddelerinde yazılı asta müessir fiil suçunu oluşturmaktadır. Burada suçun görev nedeni ile işlenip işlenmediği, askeri mahalde işlenip işlenmediği, suçun unsurlarından değildir. Suçun izinli iken işlenmesi askeri olma vasfını ortadan kaldırmaz. Aralarında ast-üst münasebetinin bulunması ve bunun taraflarca bilinmesi yeterlidir.
Bu nedenle sanığın Askeri mahkemede yargılanması gerekmekte olup Bolvadin Ağır Ceza Mahkemesince görevsizlik kararı verilmelidir...
Görüşüyle itiraz yasa yoluna başvurarak Özel Daire onama kararının kaldırılmasına ve yerel mahkeme hükmün bozulmasına karar verilmesi isteminde bulunmuştur.
Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır:
Sanığın kasten yaralama suçundan cezalandırılmasına karar verilen somut olayda Özel Daire ile Yargıtay C. Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığı yargılama görevinin askeri yargıya mı yoksa adli yargıya mı ait olduğunun belirlenmesine ilişkindir.
İncelenen dosya içeriğinden;
Sanığın suç tarihinde Kayseri'de astsubay üstçavuş, katılanın ise İzmir'de uzman çavuş olarak görev yapmakta olduğu, katılanın sanığın kız kardeşinin eski eşi olduğu, boşanma davası sürecinde yaşanan olaylar nedeniyle aralarında husumet bulunduğu, suç tarihinde izinli olarak memleketleri olan Sultandağı İlçesinde bulundukları sırada hayvan pazarına kurbanlık hayvan almak için giden sanığın katılan ile karşılaştığı, aralarında başlayan sözlü tartışmanın kavgaya dönüşmesi sonucu sanığın katılanı Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulunun 09.05.2007 tarihli raporuna göre sağ gözünde uzuv tatili oluşacak derecede kasten yaraladığı, yargılama sırasında mağdurun Gülhane Askeri Tıp Akademisinin 11.10.2002 gün ve 7412 sayılı raporuyla gözünde oluşan uzuv tatili nedeniyle askerliğe elverişli olmadığına karar verilerek malulen emekli edildiği, yerel mahkemece verilen hükmün Özel Daire tarafından 13.10.2010 tarihinde onanmasından sonra sanığın 07.03.2001 gün ve 15 sayılı karar ile Türk Silahlı Kuvvetlerinden ilişiğinin kesildiği anlaşılmaktadır.
26.10.1963 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 353 sayılı Yasanın Genel Görev başlıklı 9. maddesi uyarınca; Askeri mahkemeler kanunlarda aksi yazılı olmadıkça, asker kişilerin askeri olan suçları ile bunların asker kişiler aleyhine veya askeri mahallerde yahut askerlik hizmet ve görevleri ile ilgili olarak işledikleri suçlara ait davalara bakmakla görevlidirler.
Bu maddeye göre askeri mahkemelerin bakacağı suçlar da:
1- Asker kişilerin askeri suçları,
2- Asker kişilerin asker kişiler aleyhine işledikleri suçlar,
3- Asker kişilerin askeri mahallerde işledikleri suçlar,
4- Asker kişilerin askerlik hizmet ve görevleri ile ilgili olarak işledikleri suçlar.
Askeri suç öğreti ve uygulamada; unsurları ve cezalarının tamamı Askeri Ceza Yasasında yazılı olan suçlar, unsurları kısmen Askeri Ceza Yasasında kısmen diğer ceza yasalarında gösterilen suçlar ve TCY'na atıf suretiyle askeri suç haline dönüştürülen suçlar olarak gösterilmektedir.
353 sayılı Yasanın Barış Zamanında Sivil Kişilerin Askeri Ceza Kanununa Tabi Suçlarında Yargılama Mercii başlıklı 13. maddesinde; Askeri Ceza Kanununun 55, 56, 57, 58, 59, 61, 63, 64, 75, 79, 80, 81, 93, 94, 95, 114 ve 131 inci maddelerinde yazılı suçlar, askeri mahkemelerin yargı yetkisine tabi olmayan sivil kişiler tarafından barış zamanında işlenirse; bu kişilerin yargılanması, adli yargı mahkemeleri tarafından, Askeri Ceza Kanunu hükümleri uygulanmak suretiyle yapılır,
Askeri Mahkemelerde Yargılamayı Gerektiren İlginin Kesilmesi başlıklı 17. maddesinde; Askeri mahkemelerde yargılamayı gerektiren ilginin kesilmesi, daha önce işlenen suçlara ait davalara bu mahkemelerin bakma görevini değiştirmez. Ancak suçun; askeri bir suç olmaması, askeri bir suça bağlı bulunmaması halinde askeri mahkemenin görevi sona erer,
5271 sayılı CYY'nın 5918 sayılı Yasanın 6. maddesiyle değiştirilen Görev başlıklı 3. maddesinin ikinci fıkrasında ise; Barış zamanında, asker olmayan kişilerin Askeri Ceza Kanununda veya diğer kanunlarda yer alan askeri mahkemelerin yargı yetkisine tabi bir suçu tek başına veya asker kişilerle iştirak halinde işlemesi durumunda asker olmayan kişilerin soruşturmaları Cumhuriyet savcıları, kovuşturmaları adli yargı mahkemeleri tarafından yapılır şeklinde düzenlemeler bulunmaktadır.
T.C. Anayasası'nın Askeri Yargı başlıklı 145. maddesinin 1. ve 2. fıkrası; Askeri yargı, askeri mahkemeler ve disiplin mahkemeleri tarafından yürütülür. Bu mahkemeler, asker kişilerin; askeri olan suçları ile bunların asker kişiler aleyhine veya askeri mahallerde yahut askerlik hizmet ve görevleri ile ilgili olarak işledikleri suçlara ait davalara bakmakla görevlidirler.
Askeri mahkemeler, asker olmayan kişilerin özel kanunda belirtilen askeri suçları ile kanunda gösterilen görevlerini ifa ettikleri sırada veya kanunda gösterilen askeri mahallerde askerlere karşı işledikleri suçlara da bakmakla görevlidirler şeklinde iken 07.05.2010 gün ve 5982 sayılı Yasanın 15. maddesiyle; Askeri yargı, askeri mahkemeler ve disiplin mahkemeleri tarafından yürütülür. Bu mahkemeler; asker kişiler tarafından işlenen askeri suçlar ile bunların asker kişiler aleyhine veya askerlik hizmet ve görevleriyle ilgili olarak işledikleri suçlara ait davalara bakmakla görevlidir. Devletin güvenliğine, anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlara ait davalar her halde adliye mahkemelerinde görülür.
Savaş hali haricinde, asker olmayan kişiler askeri mahkemelerde yargılanamaz biçiminde değiştirilmiş ve bu suretle de askeri yargının görev alanı oldukça daraltılmıştır.
Bu değişikliğin nedeni madde gerekçesinde şöyle açıklanmıştır: Mevcut hükümde askeri yargının görev alanı oldukça geniş düzenlenmiş olup bu durum, değişik uluslararası belgelerde (Katılım Ortaklığı Belgesi, İlerleme Raporları, İstişari Ziyaret Raporları vb.) vurgulanmıştır. Yine, Yargı Reformu Stratejisinde ve Avrupa Birliği müktesebatının Türkiye Cumhuriyeti tarafından üstlenilmesine yönelik olarak hazırlanan ve Bakanlar Kurulu tarafından onaylanarak yürürlüğe giren 2008 Yılı Ulusal Programında, askeri mahkemelerin görev alanının demokratik hukuk devletinin gerektirdiği ölçüler çerçevesinde yeniden tanımlanması öngörülmüştür.
Mukayeseli hukuk da göstermektedir ki, pek çok ülkede ayrı bir askeri yargı sistemi bulunmamakta ve asker kişiler de adliye mahkemelerinde yargılanmaktadır. Bazı ülkelerde ise, askeri mahkemeler sadece disiplin mahkemesi olarak, oldukça sınırlı bir alanda görev yapmaktadır. Buna karşın askeri yargı ülkemizde, demokrasi ve hukuk devleti standartlarının dışında, geniş bir görev alanına sahiptir. Askeri yargının görev alanının geniş belirlenmiş olması, bazen yargı mercileri arasında görev uyuşmazlıklarına da neden olabilmektedir.
Getirilen düzenlemeyle askeri mahkemelerin görev alanı, askeri suçların yargılanmasıyla sınırlandırılmaktadır. Askeri suç ise yüksek mahkemelerce tanımlanmış bir kavramdır. Anayasa Mahkemesinin 25.10.1994 tarihli ve E. 1994/2, K. 1994/76 sayılı kararında, askeri suçun unsurları, askeri bir yararı ihlal etmek ve askeri nitelikte olmak biçiminde açıklanmıştır. Bir suçun Askeri Ceza Kanununda açıkça yer almış olmasının, onun askeri suç sayılmasına yetmeyeceği belirtilmiştir. Yine 01.07.1998 tarihli ve E. 1996/74, K. 1998/45 sayılı kararında askeri mahkemelerin görev alanının, askeri hizmetlerin yürütülmesindeki özellikler, disiplinin korunması, asker kişilerin astlık üstlük ilişkileri dikkate alınarak belirlenmesi gerektiği vurgulanmıştır. Bu veriler göz önüne alınarak, askeri mahkemelerin görev alanı, çağdaş ülkelerde olduğu gibi daraltılmakta ve asker kişilerin, sadece askerlik hizmet ve görevleriyle ilgili olarak işledikleri askeri suçlara ait davalarla sınırlı tutulmaktadır.
T.C. Anayasası'nın 145. maddesinde yapılan değişikliğin gerekçesinde atıf yapılan Anayasa Mahkemesinin 25.10.1994 gün ve 2-76 sayılı kararında; Asker veya asker olmayan herhangi bir kişi tarafından işlenen suçun, askeri bir yaran ihlal etmediği, dolayısıyla askeri nitelikten yoksun bulunduğu belirgin ise, suçun Askeri Ceza Yasası'nda açıkça yer almış olması onun askeri suç sayılmasına yetmeyecektir,
01.07.1998 gün ve 74-45 sayılı kararında ise, askeri yargının görev alanını belirleyen Anayasanın 145. maddesinin 5982 sayılı Yasa ile değiştirilmeden önceki metnine ilişkin olarak; Anayasa'nın Askeri yargı başlıklı 145. maddesinde, denilerek askeri hizmetlerin yürütülmesindeki özellikler, disiplinin korunması, asker kişilerin astlık üstlük ilişkileri dikkate alınarak bu mahkemelerin görev alanı ve asker olmayan kişilerin hangi hallerde askeri mahkemelerde yargılanabilecekleri belirtilmiştir, değerlendirmesini yapmıştır.
Diğer taraftan Anayasamızın 2. maddesine göre, Türkiye Cumhuriyeti demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devletidir.
Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde;
Suç tarihinde gerek katılanın gerekse sanığın asker kişi olduğu olayda uyuşmazlığın çözümünde yalnızca 26.10.1963 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 353 sayılı Yasanın 9. maddesinin hükümlerinin değil yukarıda ayrıntısı verilen başta Anayasa olmak üzere tüm mevzuatın ve Uyuşmazlık Mahkemesi ile Anayasa Mahkemesinin kararlarının da göz önüne alınması gerektiğinde kuşku bulunmamaktadır.
Anayasa Mahkemesinin yukarıda ayrıntısı verilen 25.10.1994 ve 01.07.1998 tarihli kararlarında vurgulandığı üzere, askeri mahkemelerin görev alanının; askeri hizmetlerin yürütülmesindeki özellikler, disiplinin korunması, asker kişilerin astlık üstlük ilişkileri dikkate alınarak belirlenmesi gerekmektedir. Ülkemizde adliye mahkemelerinin yanında görev yapmakta olan askeri mahkemelerin görev alanı, son yıllarda Anayasa'da ve yasalarda yapılan değişikliklerle önemli ölçüde daraltılmıştır. Bu bağlamda, Anayasamızın 145. maddesinde ve CYY'nın 3. maddesinde yapılan değişikliklerle askeri yargının görev alanının sınırları daraltılarak tekrar belirlenmiştir. Nitekim yasa koyucunun bu iradesi Anayasamızın 145. maddesinin değişiklik gerekçesinde de; askeri mahkemelerin görev alanı, çağdaş ülkelerde olduğu gibi daraltılmakta ve asker kişilerin, sadece askerlik hizmet ve görevleriyle ilgili olarak işledikleri askeri suçlara ait davalarla sınırlı tutulmaktadır şeklinde açıkça ifade edilmiştir.
Bu nedenle, suç tarihinde Kayseri'de görevli astsubay olan sanığın, İzmir'de uzman çavuş olarak görev yapan ve kız kardeşinin eski eşi olan katılanı, boşanma davası sürecinde yaşanan olaylardan kaynaklanan husumetten dolayı izinli olarak geldiği memleketi Sultandağı İlçesinde sağ gözünde uzuv tatili oluşacak derecede kasten yaralaması şeklindeki eyleminin, askerlik görev ve hizmeti ile ilgili olmayıp tamamen kişisel nedenle, izinli olunan bir zamanda, askeri olmayan bir alanda işlendiği ve askeri suç olmadığı göz önüne alındığında askeri yargıda görülmesine olanak bulunmamaktadır. Gerçekleşme şekli yukarıda açıklanan suçun, sanık ve katılanın suç tarihinde asker kişi olmaları nedeniyle askeri yargıda görülmesi gerektiğini ileriye sürmenin, yasa koyucunun açıklanan yasal mevzuatla açıkça ortaya koyduğu iradesine de uygun düşmeyecektir.
Kaldı ki, Anayasamızın 145/2, 5271 sayılı CYY'nın 3/2, 353 sayılı Yasanın 17. maddeleri uyarınca ordudan ilişiği kesilen ve artık asker kişi olmayan sanığın bu aşamadan sonra askeri mahkemede yargılanması da olanaklı değildir. Nitekim Uyuşmazlık Mahkemesi de birçok kararında; askeri mahalde asker kişinin asker kişi aleyhine işlemiş olduğu, askeri suç olmayan ve askeri bir suçla bağlantılı olmayan suçlarda bile 353 sayılı Yasanın 17. maddesi uyarınca askeri mahkemelerde yargılanmayı gerektiren ilginin kesilmesiyle yargılamanın adli yargı mahkemelerinde yapılması gerektiğini açıkça hükme bağlamaktadır (Uyuşmazlık Mahkemesinin 13.04.2009 gün ve 15-15, 02.03.2009 gün ve 10-10, 02.02.2009 gün ve 1-1, 13.10.2008 gün ve 33-33 sayılı kararları).
Bu itibarla, sanığın adli yargı mahkemesinde yargılamasında bir isabetsizlik bulunmadığından itirazın reddine karar verilmesi gerekmektedir.
Çoğunluk görüşüne katılmayan bir Genel Kurul Üyesi; sanıkların askeri mahkemede yargılanması gerektiği düşüncesiyle karşıoy kullanmıştır.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle;
1 - Yargıtay C. Başsavcılığı itirazının REDDİNE,
2- Dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay C.Başsavcılığına TEVDİİNE, 05.07.2011 günü yapılan müzakerede oyçokluğuyla karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy