(1086 S. K. m. 275)
Dava: Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Seferihisar Asliye Hukuk Mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair verilen 24.2.1998 gün ve 1994/399 E. 1998/32 K. sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine,
Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 18.2.1999 gün ve 1999/982 E. 1999/1354 K. sayılı ilamı ile;
(...Davacı satın alma ve eklemeli zilyetliğe dayanarak dava konusu 612 ve 618 parsel numaralı taşınmazlara ait tapu kaydının iptal ve tescilini istemiştir. Mahkemece davacının 24.1.1989 tarihinde ve davadan önce Seferihisar Mal Müdürlüğüne vermiş olduğu dilekçe ile dava konusu yerlerden 612 parselin Hazineye ait olduğunu kabul ettiğinden bu parselle ilgili talebin tamamının, 618 parselinde (C) harfiyle gösterilen 500 m2.lik bölümün dışında kalan yerle ilgili talebin reddine karar verilmiş, hükmün dairece onanması üzerine davacı vekili tarafından 612 parselle ilgili olarak süresinde karar düzeltme talebinde bulunulmuştur.
Dava konusu 612 parsel 3.6.1987 tarihinde yapılan tespit sonunda kimsenin tasarruf ve zilyetliğinde bulunmadığından bahisle ve fundalık niteliği ile Hazine adına tespit ve tescil edilmiştir. Davacı bu davayı açmadan Önce Mal Müdürlüğüne vermiş olduğu 24.1.1989 tarihli dilekçe ile nizalı taşınmazın Maliye Hazinesine ait olduğundan bahisle bu taşınmaza sınır 618 parselin sahibi Ş. A. Çokgenç tarafından tasfiye edilerek kendi taşınmazı içerisine alındığından bahisle adı geçenin Maliye Hazinesine ait dava konusu yere vaki müdahalesini sürdürdüğünü ihbar etmiştir. Davacı bu dilekçeye karşı yargılama sırasında diyeceği sorulduğunda, dilekçedeki imzanın kendisine ait olduğunu mealinin de doğru olduğunu, ancak dava konusu 612 parselin kendisine ait olduğunu ileri sürmesi halinde işlem yapılamayacağını bildiği için yer Hazinenindir şeklinde bildirimde bulunduğunu bildirmiş ve dilekçedeki nizalı taşınmazın Hazineye ait olduğu şeklindeki ifadesinin dava konusu taşınmaza vaki ve tecavüzün ihbarı amacını taşıdığını açıklamıştır. Gerçekten davacı dava tarihinde tapulu ve Hazine adına kayıtlı olan taşınmaz hakkında davadan önce Mal Müdürlüğüne vermiş olduğu dilekçe ile bu yere komşu parsel maliki tarafından dozerle tasfiye edilmek suretiyle tecavüzde bulunulduğunu ihbar kastı ile Mal Müdürlüğüne müracaat etmiştir. Bu ihbarla davacı dava konusu taşınmaza malik olmadığı şeklinde bir irade bildiriminde bulunmamıştır. Nitekim toplanan delillerde davacının 40 yıldır taşınmaza zilyet olduğu bildirilmiştir. Bu sebeple mahkemenin davacının taşınmazı Hazineye ait olduğunu kabul şeklindeki gerekçesi yerinde değildir. Ne var ki, taşınmaz tapulamaca yapılan tespitte fundalık niteliğiyle tespit edildiğine göre ormanla ilişkisinin belirlenmesi yönünden Yargıtay İçtihatlarında belirtildiği gibi serbest yüksek orman mühendisi bilirkişi aracılığıyla orman araştırması yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir. Mahkeme hükmün 612 parselle ilgili bölümünün açıklanan nedenle bozulması gerekirken zühule düşülerek dairece onanmış olmakla, dairenin 25.9.1998 gün ve 1998/3532 E. 1998/9388 sayılı onama kararının kaldırılmasına ve yerel mahkemenin 24.2.1998 gün ve 1994/399 E. 1998/32 karar sayılı hükmünün 612 parselle ilgili bölümünün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına dosyadaki tutanak ve kanıtlara, temyiz dilekçesinde ileri sürülen hükme etkili itirazların Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 18.2.1999 gün ve 1999/982 E. 1999/1354 K. sayılı ilamında ayrı ayrı ele alınıp cevaplandırılmış bulunmasına ve özellikle davalı Ş. A. Çokgenç'in 612 parselde dava ettiği kısmın davacının dava ettiği yerle aynı yer olmadığı, dosya içinde mevcut Seferihisar Asliye Hukuk Mahkemesinin E. 1990/24, K. 1991/272 sayılı dosyası içinde mevcut krokiden anlaşılmış olmasına göre, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında ve yukarıda gösterilen derilerden dolayı HUMK. nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine 22.12.1999 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy