(743 S. K. m. 453, 454, 506, 507, 512) (YİBK. 11.11.1994 T. 1994/4 E. 1944/4 K.)
Dava: Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, evrak okunup, gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: 1- Tenkis (indirim) davası, miras bırakanın saklı payları zedeleyen ölüme bağlı veya sağlararası kazandırmalarının yasal sınıra çekilmesini amaçlayan, öncesine etkili ve yenilik doğurucu (inşai) davalardandır.
Tenkis davasının dinlenebilmesi için öncelikli koşul; miras bırakanın ölüme bağlı veya sağlararası kazandırmalarının yasal sınıra çekilmesini amaçlayan, öncesine etkili ve yenilik doğurucu (inşai) davalardandır.
Tenkis davasının dinlenebilmesi için öncelikli koşul; miras bırakanın ölüme bağlı veya sağlararası bir kazandırma işlemi ile saklı pay sahiplerinin haklarını zedelemiş olmasıdır. Miras bırakanın ölümünden önceki bir sene içinde yaptığı bağışlamalar mutlak olarak tenkise tabidir. (MK mad. 507/3). Olayda bağışların ölümden önceki bir yıl içerisinde yapıldığı tartışmasız bulunduğuna göre, kasdın varlığı aranmaksızın istek doğrultusunda tenkis hesaplarının yapılması gerekir. Tereke mirasın açıldığı tarihteki fiyatlara göre değerlendirilmeli, parasal olarak belirlenmelidir (MK mad. 454). Miras bırakanın Medeni Kanun'un 453. maddesinde belirlenen saklı paya tecavüz edip etmediği, bulunan bu rakam üzerinden hesaplanır. Davalılara hibe edilen taşınmazların mirasın açıldığı tarihe göre değerlendirilmesinin yapılmaması usul ve yasaya aykırıdır.
2. Miras bırakan tarafından yapılan hibere tenkis uygulanırken Medeni Kanun'un 512. maddesindeki sıralamaya dikkat etmek gerekir. Bu işlem sırasında dava edilmeyen kişi veya tasarrufların tenkisi gerekeceği sonucu çıkarsa, davacıların onlardaki hakkını dava etmemesinin davalıları etkilemeyeceği gözetilmelidir. Bu kurala uyulmadan yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir.
3. Davalılara yapılan tasarrufun tenkisine sıra geldiği zaman tasarrufun tümünün değeri ile o davalıya yapılan fazla kazandırma (teberru) arasında kurulacak oran sabit tenkis oranıdır. Sabit tenkis oranına göre tasarrufa konu olan malın paylaşılmasının mümkün olup olmayacağı (MK mad. 506) araştırılmalıdır. Yapılacak araştırma sonucunda tasarrufa konu olan mal sabit tenkis oranında bölünebiliyorsa, bu kısımlar bağımsız bölümler halinde taraflar adına tescil edilmelidir.
Tasarrufa konu olan malın sabit tenkis oranında bölünmezliği ortaya çıktığı takdirde, sözü geçen 506. maddedeki tercih hakkı gündeme gelecektir. Böyle bir durum ortaya çıkmadan tercihin kullanılması söz konusu olmadığı gibi, daha önce bir tercihten söz edilmiş ise sonuç doğurmaz. Davalının tercihine göre 11.11.1994 tarihli 4/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca süratle dava konusu olup, sabit tenkis oranına göre bölünemeyen malın tercih hakkının kullanıldığı gündeki fiyatlara göre değeri belirlenerek, bu değerin sabit tenkis oranı ile çarpımından bulunacak naktin ödenmesine usuli kazanılmış haklar dikkate alınarak karar verilmelidir. Bu yönün gözetilmemesi kanuna aykırıdır.
4- Mahkemenin 29.6.1994 tarihli ilk kararında davalı İl Tüzel Kişiliği aleyhinde açılan davanın esas yönünden reddine karar verildiği, bu yönün davacılar tarafından temyiz edilmeyerek davalı İl Tüzel Kişiliği yararına usuli kazanılmış hak oluşturduğunun gözetilmemesi doğru değildir.
5- Davalı Türk Diyanet Vakfı aleyhine açılan ve bu dava ile birleştirilen Trabzon 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 1996/581 Esas, 1996/602 Karar sayılı dosyasında mirasçılar K.A. ve Ş.A.nın davacı olmadıklarının gözetilmesi yanlıştır.
6- Gelirinin yarısından fazlası kamu görevi niteliğindeki işlerin yapımına bırakılarak vakıf kurulması; genel veya katma bütçeye dahil kurum ve kuruluşlarla, il özel idarelerine, kamu yararına çalışan derneklere ve gelirin yarısından fazlasını kamu görevi niteliğinde işlere harcayan vakıflara, yapılan ölüme bağlı tasarruflar ve hibelerde mirasın açıldığı tarihte mer'i Medeni Kanun'un değişik 453. maddesine göre azaltılmış saklı payların uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi isabetsizdir.
Sonuç: Temyiz edilen kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz peşin harcın yatırana geri verilmesine, 13.7.1998 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy