(6831 S. K. m. 11, 2/B) (1086 S. K. m. 237)
Dava ve Karar: Taraflar arasındaki orman tahdidine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Fethiye 2.Asliye Hukuk Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 04.04.1996 gün ve 1994/560 E. 1996/146 K.sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 20.Hukuk Dairesinin 27.09.2001 gün ve 2001/6112-6814 sayılı ilamı ile; (...Davacı Bayram Semerci, 08.11.1999 tarihli dilekçesi ile Günlükbaşı Mahallesi 2615 parsel sayılı taşınmazın yörede 1989 yılında yapılıp 16.02.1992 tarihinde kesinleşen orman kadastrosunda tamamının orman sınırları içine alınması işleminin yanlış olduğundan, ilgili bölüme ait sınırlamanın iptalini istemiştir. Mahkemece davanın kabulüne, bilirkişilerin 18.05.1995 tarihli rapor ve krokilerinde (B) ile gösterilen 577 m2 (D) ile gösterilen 155 m2 ve (C) ile gösterilen 1535 m2'lik bölümlerle ilgili orman tahdidinin iptaline karar verilmiş, hüküm Orman Bakanlığı ve Orman Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, tapuya dayanarak orman sınırlamasına itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede 1946 yılında yapılıp 1947 yılında kesinleşen orman sınırlaması, 1974 yılında yapılıp 1976 yılında kesinleşen aplikasyon ve 1744 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2. madde uygulaması, 1989 yılında yapılıp 1992'de kesinleşen aplikasyon ve 2/B uygulaması vardır.
Genel arazi kadastrosu 1956 yılında yapılıp kesinleşmiştir.
Çekişmeli Gönlük başı mahallesi Şeytanlı mevkii 217 parsel sayılı 8680 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, 1956 yılında yapılan genel arazi kadastrosunda 201 tahrir numaralı vergi kaydı revizyon gösterilerek, Fatma Güven adına tesbit edilmiş, Orman Yönetimi bu tesbite karşı dava açmış, Gezici Arazi Kadastro Mahkemesinin 16.12.1960 gün ve 1958/13-171 sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne, 14.02.1960 tarihli bilirkişi krokisinde, (B) ile gösterilen 3680 m2 bölümün orman niteliğiyle tapulama dışı bırakılmak üzere tapuya tesciline, (A) ile gösterilen 5000 m2 bölümün Fatma Güven adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş ve bu karar kesinleşmiştir. Kesinleşen mahkeme kararına göre, 217 parsel ifraz edilip, (A) ile gösterilen 5000 m2 lik bölüm için 1791 parsel sayısı ile Fatma Güven, (B) ile gösterilen 3680 m2 bölüm için de orman niteliğiyle Hazine adına tapu kayıtları oluşmuş, 1791 parselin ifrazıyla da 2615 parsel sayılı tapu kaydı oluşmuş, işte davaya konu bu parsel, 13.01.1994 tarihli satış işlemi ile davacı B. S.'ye geçmiştir.
Mahkemece yapılan keşif sonucu düzenlenen bilirkişi raporları ile çekişmeli taşınmazın, 1947 yılında yapılıp kesinleşen orman tahdidinde orman olarak sınırlandığı, 1956 yılında yapılan genel arazi kadastrosunda vergi kaydı ile Fatma Güven adına yapılan tesbite, Orman Yönetiminin itirazı üzerine, Gezici Arazi Kadastro Mahkemesinin kesinleşen kararı uygulanarak 1791 parsel numarası ile tapuya tescil edildiği, 1791 parselin ifrazı sonucu 2615 numaralı parselin oluşturulduğu, halefiyet ilkesine göre Orman Yönetimi ve 2615 parseli satın alarak adına tescil ettiren davalı Bayram Semerci arasında H.U.M.Y'nın 237. maddesi anlamında kesin hüküm bulunmasına rağmen, 1974 yılında yapılıp 1976 yılında kesinleşen orman kadastro işleminde, orman sınırlarının kesin hüküm dikkate alınmadan aplike edilerek, çekişmeli taşınmazın kısmen orman sınırları içinde bırakıldığı, kısmen 1744 sayılı yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2. madde uygulaması ile Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı, kısmen de orman sınırları dışında bırakıldığı, bu işlemin itirazsız kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Mahkemece, Gezici Arazi Kadastro Mahkemesinin kesin hüküm teşkil eden kararı esas alınarak, bu karar ile orman sayılmayan yerlerden olduğu belirlenen ve sonraki orman kadastro işleminde orman sınırları içinde bırakılan ve Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan bölümleri yönünden 1974 ve 1989 tarihli orman kadastro işleminin iptaline karar verilmiş, hak düşürücü sürenin geçtiği gözetilmemiştir.
Orman kadastrosu veya orman kadastrosu ile yapılan 2/B madde uygulamaları ya da önce yapılan orman tahdidinin aplikasyonu ve 2/B madde uygulamalarına karşı, çalışmanın yapıldığı dönemde yürürlükte bulunan yasa hükümleri gereğince, ilgililere tanınan sürelerde bir itiraz söz konusu olmaz ise bu işlemler kesinleşir. Hukukun hiç kimseye sonsuz sürede başvuru hakkı tanıdığı düşünülemez. Yasa hükümlerinden kaynaklanan hak düşürücü süreler içinde itiraz veya başvuru hakkı ya da geniş anlamıyla dava hakkı kullanılmaz ise, bu sürelerin bitmesinden sonra dava hakkı kullanılamaz, başka deyişle, sükutu hak yani dava hakkı düşer. Hak düşürücü süreler dava şartı olup, mahkemelerce karşı tarafın itirazı aranmaksızın resen gözetilir, hak düşürücü süreye tabi dava hakkı, bu sürenin bitmesinden sonra kullanılmış ise, başkaca hiçbir araştırmaya girilmeden, dava ön şartı olan hak düşürücü süreden davanın reddi gerekir. 1744 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 11. maddesinde düzenlenen dava açma süresi hak düşürücü süre olup, bu sürenin bitmesinden sonra tapuya dayanılarak orman kadastro işlemine karşı, hangi neden ileri sürülürse sürülsün dava açılamaz. Çünkü dava şartı olan hak düşürücü süre geçmiştir.
Kesin hüküm konusuna gelince; kesin hüküm davanın taraflarını bağlar, bir taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğu yönünde, davanın taraflarını bağlayan bir kesin hükmün varlığı halinde, bu yer tekrar orman olarak sınırlandırılamaz. Sınırlandırılmış ise bu işlem geçerli değildir. Ne var ki; Kesin hüküm davanın esası görülürken tartışılacak konu olup, tartışılabilmesi için dava şartlarının tamam olması gereklidir. Dava şartlarının tamam olmadığı hallerde davanın esasına girilemeyeceğine göre, kesin hüküm konusu da tartışılamayacaktır.
Hak düşürücü sürenin dava tarihinde dolduğu ve davacılar yönünden, 1744 Sayılı Yasanın yürürlük döneminde 1974 yılında yapılan orman kadastro işlemine karşı, dava hakkının düştüğü gözetilerek davanın tamamen reddine karar verilmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçe ile kısmen kabulü yolunda hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
TEMYİZ EDEN: Davalı vekili
HUKUK GENEL KURULU KARARI
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Dava, tapuya dayanarak orman sınırlamasına itiraz davasıdır.
Davacı, dava konusu tapulu taşınmazının bir kısmının orman olarak sınırlandırıldığını oysa Fethiye Bölgesi Gezici Arazi Kadastrosu Mahkemesinin 1958/13 E. 1960/171 K. Sayılı ilamı ile taşınmazın orman dışında olduğunun tespit edildiğini ileri sürerek orman tahdidinin dava konusu taşınmaz ile ilgili bölümünün iptali ile orman dışına çıkarılmasını talep etmiştir.
Davalı İdare Temsilcisi dava konusu taşınmazın orman sınırları içerisinde kaldığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Yapılan yargılama sonunda, yerel mahkemenin davanın kabulüne ilişkin olarak kurduğu hüküm, Özel Dairece yukarıda belirtilen gerekçe ile bozulmuştur.
1974 yılında yapılan ve 1976 yılında kesinleşen aplikasyon işlemi hak düşürücü süreye kaynak olabilecek bir kadastro işlemi olmayıp somut olayda hak düşürücü sürenin varlığından söz edilemez. Bu nedenle direnme kararı usul ve yasaya uygun bulunmaktadır.
Ne var ki Özel Dairece davalı vekilinin işin esasına yönelik temyizi, bozma nedenine göre incelenmemiş olup, dosyanın davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesi için Özel Daireye gönderilmesi gerekir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, direnme uygun bulunduğundan dosyanın işin esasına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için 20. Hukuk Dairesine gönderilmesine, 03.11.2004 gününde yapılan 2. görüşmede oyçokluğu ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy