(3402 S. K. m. 32/3)
Dava: Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Çayıralan Kadastro Mahkemesi'nce davanın kabulüne dair verilen 22.5.1996 tarih ve 1994/71 E., 1996/110 K. sayılı kararın incelenmesi, davalı Hazine vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 16. Hukuk Dairesi'nin 3.10.1996 tarih ve 1996/4270-4238 sayılı ilamı ile; (... Kadastro sırasında 123 ada, 192 parsel sayılı 1.576.411.04 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz kadim mer' a olması nedeniyle sınırlandırılmıştır. Davacı yasal süresi içinde taşınmazın murislerinden kaldığına, bir kısım hisseyi satın aldığına, miras payları oranında tescili gerektiğine dayanarak dava açmıştır. M. A.nın satın alma yolu ile geçen kazandırıcı zaman aşımı zilyetliğine dayanarak açtığı dava, bu dava ile birleştirilmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonunda, davanın kabulüne, çekişmeli parselin tespit ve sınırlamasının kısmen iptal edilerek fen bilirkişi raporunda A harfi ile gösterilen 1655 metrekarelik yerin davacı M. B. adına, B harfi ile gösterilen 1830 metrekarelik yerin davacı M. A. adına yeni bir parsel numarası verilerek tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hükme yeterli değildir. Kadastro davalarında aynı parselle ilgili olarak açılan tüm davaların birleştirilerek görülmesi gerekir. Mahkemece başka dava açılıp açılmadığı belirlenmemiş, teknik bilirkişiye parseli bir bütün olarak ve komşu parsellerin maliklerini, niteliklerini gösterir, denetime el,verişli kroki düzenlettirilmemiştir. Ayrıca, davaya konu olan bölümlerin mer'adan açılıp açılmadığı, taşınmazların öncesinin mer'a olup olmadığı kesin olarak saptanmamıştır. Eksik inceleme ile hüküm kurulması isabetsizdir. Kabule göre de; tespitin iptaline karar verildiği halde, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 32/3. maddesi gereğince harita düzenlettirilmemiş ve parselin geri kalan bölümünün mer'a olarak sınırlandırılmasına karar verilmemiştir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davalı Hazine temsilcisinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı HUMK'nin 429. maddesi gereğince BOZULMASINA 25.06.1997 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy