(1086 S. K. m. 95, 236)
Dava: Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Ankara Asliye 24. Hukuk Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 14.11.1995 gün ve 1994/800 E., 1995/1004 K. sayılı kararın incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 11.4.1996 gün ve 1996/2557-4037 sayılı ilamıyla;
(..Davacı, davalı ile evli bulunduğu sırada davalı adına alınan mesken nitelikli apartman dairesi ile bir otomobilin alımında ziynetleri ve nakit vererek katkıda bulunduğunu bu suretle dairenin ve otomobilin yarı payına sahip olduğunu belirterek fazlaya ait hakkı saklı kalmak üzere daire ve otomobilin dava tarihindeki değerinden 20.000.000 TL.nin ve dilekçede saydığı altınlarının aynen olmazsa bedelinin ödenmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı savunmasında sair iddialarının yanında davacının Ankara 16. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1999/28 esas sayılı boşanma davasında ve Altındağ 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1987/263 esas sayılı davasında bu davaya konu olan haktan feragat ettiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Davacı kadın davalı kocanın Altındağ 3. Asliye Hukuk Mahkemesindeki 1987/263 esas sayılı eşya davasında açtığı karşı davasının 4 ve 5. maddesinde niteliklerini saydığı ziynetini kocasının ev alacağım gerekçesi ile aldığını ileri sürerek ziynetlerini aynen almadığı takdirde bedeli 4.310.000 TL. nın tahsilini istemiştir. Bu davadan asıl ve karşı davacı davasından feragat etmişler davalar vaki feragat sebebiyle reddedilerek sonuçlandırılmıştır.
Ankara 16. Asliye Hukuk Mahkemesindeki davacının açtığı 1990/28 esas sayılı boşanma dava dosyasında ortak olduğunu iddia ettiği evi hariç tutarak maddi ve manevi herhangi bir isteği olmadığını imzası ile tasdik eylediği beyanında söylemiştir.
İncelenmekte olan bu davada mahkeme dava edilen ziynetlerini evin alımında kullanıldığından bahisle davanın reddine, ev ve otomobile tarafların eşit paylı müşterek malik olduğundan istekle bağlı kalınarak 20.000.000 TL. nin davalı tarafından ödenilmesine karar vermiştir. Mahkeme kararı davalı tarafından temyiz edilmiş davacının belirtilen davalardaki feragatını ileri sürmüştür.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 31.5.1994 tarih 3348-5144 sayılı ilamı ile Davacı ziynet eşyası olan altınların ev alımı sırasında satıldığı ve bedelinin ev alımı bedeline katkı olarak verildiğini iddia etmiş bir kısım tanıklarda bu hususu teyit etmiş.... evin alımına katkı miktarının tesbiti gerekir gerekçesi ile mahkeme hükmü araştırmaya yönelik bozmuştur.
Mahkemece bozmaya uyulmuş tekrar tanıklar dinlenerek önceki karar gibi hüküm kurulmuştur.
Görülüyor ki davacı taraf dava edilen haktan daha önceki davalarda feragat etmiştir. Diğer bir ifade ile kesin hüküm itirazı incelenmemiştir.
Kesin hüküm, hükmü veren mahkemeyi ve diğer mahkemeleri de bağlar. Bir davada kesin hüküm bulunmaması dava şartlarındandır. Bir dava hakkında kesin hüküm bulunduğu resen nazara alınır. Kesin hüküm davanın her safhasında, yargılama yapan mahkeme de ve temyiz ile karar düzeltme aşamasında dikkate alınır.
Dava devamı sırasında bir taraf yararına oluşmuş usulü kazanılmış hak ile kesin hüküm karşılaşırsa elbette ki kesin hüküm gözetilir.
Kesin hüküm varken oluşmuş usulü kazanılmış hak maddi bir hata sonucu oluşmuştur ve değer verilemez. Şuna da işaret edilmek lazım ki, bir davada feragat ve kabul kesin hüküm sonuçlarını hasıl eder.(HUMK Md.95).
Dosya içeriğine göre taraflar evli iken boşanmışlar tekrar evlenmişlerdir. Davalının edindiği apartman dairesi birinci evlilik sırasında alınmıştır. Başkada alınan ev yoktur. 1987/263 esas sayılı davada kadının dava ettiği ziynetlerinin sayı ve nitelikleri ile bu davadaki altınlar arasında bazı farklar var ise de; kadın ikinci evlilik sırasında elinden alınan altınlarından ve kocanın ev alımından bahsetmemektedir. Şu halde 1987/263 esas sayılı davada konu olan altınlar ile bu davaya konu edilen altınlar aynıdır.
Tarafların hakim huzurundaki beyanları kendilerini bağlar (HUMK 236).
Boşanma davası sırasında boşanmanın feri hükümleri olan maddi ve manevi tazminatlar istenebileceği gibi diğer haklar yönünden de istek ileri sürülebilir ve feragat edilebilir. Davacı kadın boşanma davası sırasında evi hariç tutarak sair haklardan feragat etmiş olmakla otomobilin müşterek olduğuna dair hakkından feragat ettiği aşikardır.
Davacı kadın ziynetleri için dava açmış ve feragat etmiş olduğuna göre davalının ev alımında altınların bedelini katıldığını kabulde feragatle oluşan kesin hükme aykırıdır.
O halde;
a) Davacı Ankara 16. Asliye Hukuk Mahkemesindeki 1990/28 esas sayılı boşanma davasında maddi tazminat hakkındaki feragat ile oluşan kesin hükmün göz önüne alınarak otomobilin ortaklığı hakkındaki davanın reddi gerekir.
b) Davacı kadın bu davaya konu ettiği altınlar hakkında 1987/263 esas sayılı davada feragat etmiş olmakla, bu davada ev alımında katkı olarak kabulünde de isabet yoktur.
c) Kabule göre altınlar hakkındaki dava red edildiğine göre davalı yararına vekalet ücretine hükmedilmemesi de bozma sebebidir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
TEMYİZ EDEN: Davalı vekili
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, mahkeme kararında açıklanan gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, usul ve yasaya uygun bulunan direnme kararının onanması gerekir.
Sonuç: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile, direnme kararının yukarıda açıklanan nedenlerle ONANMASINA, gerekli temyiz ilam harcı peşin alınmış olduğundan başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 21.05.1997 gününde oyçokluğu ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy