(1086 S. K. m. 288)
Dava: Taraflar arasındaki "tazminat" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Samsun 4. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce davanın reddine dair verilen 22.10.1997 tarih ve 1995/132 E., 1997/507 K. sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 7.5.1998 tarih ve 1998/379-3169 sayılı ilamı ile; (... Davacı vekili, müvekkilinin bindiği aracın davalı sürücü F.Ç.nin tamamen kusurlu hareketi ile kazaya maruz kalması nedeniyle yaralandığını, iş ve gücünden kalıp, tedavi harcamaları yaptığını zarardan araç maliki ve trafik sigortacısı olan diğer davalıların da sorumlu olduklarını ileri sürerek, 115.600.000 lira maddi, 30.000.000 lira manevi tazminatın %52 oranında reeskont faizi ile birlikte davalılardan (sigorta şirketinin sorumluluğu poliçe limiti olmak kaydıyla) tahsilini talep etmiştir.
Davalılar A. ve F.Ç. kazanın, davacının mallarının hatıra binaen taşınması sıraında meydana geldiğini, kusurun belirlenmesi yönünden ceza davasının henüz kesinleşmediğini savunarak davanın reddini istemişlerdir.
Davalı sigorta şirketi vekili müvekkilinin sorumluluğunun poliçede yazılı limit dahilinde kaldığını beyan etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosyadaki kanıtlara göre ve yargılama aşamasında davalılar A. ve F.Ç.nin davacı vekiline 30.000.000 lira ödeyerek sulh ve ibra anlaşması yaptıklarının tanık anlatımlarından anlaşıldığı gerekçesiyle, davalılar A. ve F.Ç. yönünden davanın sulh ve feragat nedeniyle reddine, poliçe limiti olan 50.000.000 liranın 12.2.1993 tarihinden itibaren %30 yasal faizi ile birlikte davalı G.Sigorta A.Ş. den tahsiline karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava konusu alacak miktarı nazara alındığında, davalılar A. ve F.Ç.nin davacı ile mahkeme dışında sulh anlaşması yaptıkları yolundaki iddialarını HUMK'nin 288. maddesi gereğince yazılı belge ile ispat etmeleri gerekir. Davalılar böyle bir belge ibraz edemediklerine göre, sulh anlaşması ile ilgili iddia kanıtlanamamıştır. davacı vekili bu hususta tanık dinlenmesine açıkça karşı çıkmasına rağmen, mahkemece tanık beyanlarına dayanılarak sulh anlaşmasının varlığının kabul edilmesi usul hukukuna aykırıdır. O halde, mahkemece işin esasına girilerek bir karar verilmesi doğru görülmemiştir.
2- Öte yandan, kabule göre de; davacı vekili, davalı sigorta şirketinden poliçe limiti dahilinde 50.000.000 lira talepte bulunduğuna göre ve bu kısım için dava kabul edildiğine göre, diğer davalılar hakkındaki talebin reddi nedeniyle sigorta şirketi lehine vekillik ücretine hükmedilmesi de doğru olmamış ve kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir...) gerekçesiyle bozularak, dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Temyiz Eden: Davacı vekili
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı HUMK'nin 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, 21.4.1999 tarihinde, oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy