(1086 S. K. m. 151/son)
Dava: Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Ankara 9. İş Mahkemesi'nce davanın kısmen kabulüne dair verilen 11.6.1996 tarih ve 1995/1915 E., 1996/628 K. sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 14.1.1997 tarih ve 1996/16828 E., 1997/59 K. sayılı ilamı ile; (... Dosyadaki bilgi ve belgelere göre davacının işyerinden izin alarak ayrıldığı ve 21 gün sonra işyerine döndüğü konusunda taraflar arasında uyuşmazlık yoktur. Davacı işçi 21 gün izin aldığını, izin dönüşü işe başlatılmadığını iddia etmekte davalı ise, cevap dilekçesinde önce çalışma süresine göre 12 günlük iznin söz konusu olduğu üzerinde durmakta, sonra da davacının 1.5.1995 tarihinde işyerine gelerek işten ayrılmak istediğini beyan ettiğini, bu hususun şirket müdürünce tutanakla tespit edildiğini savunmaktadır. Görüldüğü üzere savunma izin süresinin aşılması olgusuna değil, terke dayanmaktadır. Dosya içinde savunmada dayanılan tutanakta mevcut olup, içeriği "2.10.1990 tarihinden bu tarafa çalışmakta olan işyeri personeli Ç., 1.5.1995 tarihinde otele gelerek H. Ç.ye market aldığını, artık çalışmak istemediğini söyleyip ayrılmıştır" biçimindedir. Bu tutanak mümziilerinden E. A. davalı tanığı olarak dinlenmiştir. Gerçek durumun anlaşılabilmesi için, tutanakta imzaları bulunan diğer kişilerin de dinlenmesi gerekir. Bu hususlar üzerinde durulmadan hatalı değerlendirme ve eksik inceleme ile isteklerin hüküm altına alınmış olması hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere, özellikle davalı vekilinin 7.11.1995 tarihli oturumdaki diğer tanığın dinlenmesinden vazgeçtiği şeklindeki beyanının HUMK'nin 151/son maddesi uyarınca usulen imzası ile tasdik ettirilmemiş bulunmasına göre, Hukuk Genel kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı HUMK'nin 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine 04.06.1997 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy