(3402 S. K. m. 16)
Dava: Taraflar arasındaki tespite itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Iğdır 2. Kadastro Mahkemesi'nce davanın kısmen kabulüne dair verilen 11.6.1997 tarih ve 1995/255 E., 1997/147 K. sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 6.10.1997 tarih ve 1997/4954 E., 1997/4711 K. sayılı ilamı ile; (... Kadastro sırasında 107 ada, 321 parsel sayılı 1282 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz tapu kaydı uygulanarak mer'a vasfı ile sınırlandırılmıştır. Askı ilan süresi içinde davacı K. Ç. kazandırıcı zaman aşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece davanın kabulüne ve dava konusu parselin davacı K. Ç. adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Çekişmeli 107 ada, 321 no.lu parselin Hazine'nin dayanağını oluşturan 8.4.1931 tarihli sicilden gelen 5.7.1971 tarih, 76 numaralı mer'a nitelikli tapu kaydı kapsamında kalmadığı mahkemece yerinde yapılan keşif, uygulama, yerel bilirkişi anlatımı ve teknik bilirkişi raporu ile belirlenmiştir. Ancak kaydın doğu-kuzey-güney sınırları sabit olup, batısı Halfeti Köyü mer'asını sınır okumakta, eylemli durumda da bu yönde kamu malı niteliğinde mer'a bulunmaktadır. Taşınmaz mer'a nitelikli tapu kaydı kapsamında kalmasa dahi belirtilen özellikler nedeniyle davalı yerin mer'adan elde edildiğinin kabulü zorunludur. 3402 sayılı Kadastro Yasası'nın 16. maddesine göre mer' aların zilyetlikle iktisabı da mümkün bulunmamaktadır. Hal böyle olunca davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu gibi hüküm kurulması isabetsizdir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar : Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usül ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç : Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı HUMK'nin 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, 15.04.1998 tarihinde, oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy