(743 S. K. m. 639)
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Mersin Kadastro Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 03.06.1998 gün ve 1995/318 E. 1998/182 K. sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 05.03.1999 gün ve 1999/861 E. 1999/1018 K. sayılı ilamı ile; (...Dava konusu taşınmazın tespite dayanak yapılan mera niteliğindeki vergi kaydının kapsamında kaldığı, niteliği mera olarak yazılmakla beraber kamu malı niteliğinde mera olmadığı, kişinin özel merası olduğu sadece zilyetliğinin hayvanlarının otlatıldığı başka kimsenin hayvanlarının taşınmaza girmediği zaman taşınmazdaki otların biçildiği genel olarak mevsiminde hayvan otlatıldığı, mahkemece yapılan keşif, uygulama dinlenen bilirkişi ve tanık beyanları ve toplanan delillerle saptanmıştır. Şehir merkezlerinde arsa niteliğindeki taşınmazlarla zilyetliğe yönelik hiç bir işlem yapılmadığı sadece duvarla çevrildiği veya başkasının girmesinin engellenmiş olduğu durumlarda bile bu tür taşınmazların zilyetleri adına tescili kabul edilmektedir. Dava konu taşınmazın da niteliği itibariyle sadece hayvan otlatılmaya elverişli olduğu çayırının biçildiği zilyedinden başka hiç kimsenin taşınmaza girmediği saptandığına göre bu tür zilyetliği de taşınmazın niteliği itibariyle mülk edinmek için yeterli olduğu kabul edilmelidir. Taşınmaz kamu malı niteliğinde mera olmadığına göre zilyetlikle kazanılmasına engel bir durum bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle davanın reddi ile taşınmazın tespit gibi tesciline karar verilmesi gerekirken davanın kabulüne ve taşınmazın mera olarak sınırlandırılmasına karar verilmesi isabetsizdir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
TEMYİZ EDEN: Davalı vekili
HUKUK GENEL KURULU KARARI
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı HUMK. nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine 09.02.2000 gününde yapılan ikinci görüşmede oyçokluğu ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy