(818 S. K. m. 101)
Dava: Taraflar arasındaki "alacak" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Ankara 9. İş Mahkemesi'nce davanın kabulüne dair verilen 26.9.1996 tarih ve 1995/3697 E., 1997/1143 K. sayılı kararın incelenmesi, davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine,
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 10.3.1997 tarih ve 1996/21780-199/4585 sayılı ilamı ile;
(... Davacı idare davalının kusurlu davranışı sonucu bir başka işçinin uğradığı ve daha sonra ödediği bu zarar miktarının rücuan tahsili için açmış olduğu bu dava onucunda mahkemece istek kabul edilmiş, ancak fesih başlangıç tarihi olarak taksitler halinde davacı tarafça ödemeler yapıldıktan sonra davalıya çekilen ihtarname tarihi esas alınmış ise de, daha önce zarar gören işçi tarafından işveren idareye karşı açılan davada davalı işçi de yer almış ve tüm gelişmelerden haberdar olmuş bulunduğundan, faiz başlangıç tarihi olarak ödeme tarihlerinin dikkate alınması gerekir. Davacı idare de esasen bu doğrultuda istekte bulunmuştur. O halde kararın bu yönden bozulması gerekmiştir..) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Temyiz Eden: Davacı vekili.
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Dava rücuan alacak istemine ilişkindir.
Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık dava konusu alacağa uygulanacak faizin başlangıç tarihi noktasında toplanmaktadır.
Yerel mahkemece, davalının kusurlu hareketi nedeniyle meydana gelen iş kazası nedeniyle, dava dışı sigortalı ve SSK tarafından açılan davalar sonucu ödediği tazminatların ihtarnamede belirtilen süre sonu olan 19.8.1995 tarihinden itibaren faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Özel Daire'ce, davalının rücua konu alacaklarla ilgili davalarda taraf olması ve tüm aşamalardan haberdar bulunması nedeniyle faiz başlangıç tarihi olarak ödeme tarihlerinin dikkate alınması gereğine değinilerek bozma kararı vermiştir.
BK. 101. maddesi gereğince muaccel alacaklar bakımından temerrüdün gerçekleşmesi için ihtar keşide edilmesi zorunlu olduğu açıktır. Bu nedenle yerel mahkemenin bu yöndeki direnmesi yerindedir. Ancak davacı tarafça alacağın 20 gün içinde ödenmesi için gönderilen ihtar yazısı 8.9.1995 tarihinde iadeli taahhütlü olarak davalıya tebliğ edilmiştir. Bu durumda temerrüt faizine belirtilen sürenin bitim tarihi olan 28.9.1995'ten itibaren hükmedilmesi gerekirse de, temyiz edenin niteliği itibariyle aleyhe bozma yapılamayacağından hüküm bu nedenle onanmalıdır.
Sonuç: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle direnme kararının yukarıda açıklanan nedenlerle ONANMASINA, temyiz ile harcı peşin alınmış olduğundan, başkaca harç alınmasına mahal olmadığına 24.09.1997 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy