(3402 S. K. m. 17)
Dava ve Karar: Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Mersin Asliye 1. Hukuk Mahkemesi'nce davanın kabulüne dair verilen 19.12.1994 gün ve 1994/7501063 sayılı kararın incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından istenilmesi üzerine.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi'nin 25.1.1996 gün ve 1995/4243 E.1996/589 K. sayılı ilam (... Dava konusu 1111 parsel sayılı taşınmazın imar ve ihya edildiği dava dilekçesinde açıklanmış, yargılama sonunda da taşınmazın imar ve ihya edildiği kabul edilmiştir. 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 17/son maddesine göre İl, İlçe ve Kasabaların imar planının kapsadığı alanlarda kalan taşınmazın İmar ve ihya ile kazanılması mümkün değildir. Belediye Başkanlığının 28.11.1994 tarihli karşılık yazısında taşınmazın 3.7.1972 tarihinde onaylanan İmar Planının kapsamında kaldığı bildirildiğine göre davanın reddine karar verilmesi gerekirken, emdirici Yasa hükmü gözardı edilerek davanın kabulüne karar verilmesi isabetsizdir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararı:
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Dava İmar ve İhya hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Özel Daire ile yerel mahkeme arasındaki uyuşmazlık, taşınmazın 3402 sayılı Yasanın yürürlüğünden önce veya sonra imar planı kapsamına alınması halinde taşınmazın aynı Yasanın 17. maddesine göre kazanılıp kazanılamayacağı noktasında toplanmaktadır. Öncelikle belirtmek gerekir ki, 10.10.1987 tarihinde yürürlüğe giren 3402 sayılı Kadastro Yasasının 17/1. maddesi ile İmar İhya yoluyla kazanma olanağı tanınmış ancak aynı Yasanın son fıkrası uyarınca İmar planı kapsamında kalan yerlerin bu yolla kazanılması engellenmiştir. Yasanın anılan bu hükmü emredici niteliktedir. Ne var ki, 3402 sayılı Yasanın yürürlük anılan 10.10.1987 tarihinden önce ihyadan doğan hak olmuş ise bu doğmuş hakkın bertaraf edilmesi, amacına yönelik olarak taşınmazın Yasanın yürürlüğünden sonra imar planı kapsamına alınması olgusunun kazanılmış hakkı etkilemeyeceği kabul edilmelidir. Somut olaya gelince; imar ihya olgusu 1955 tarihinde gerçekleşmiş olup taşınmaz imar planına 1972 tarihinde alınmıştır. Bu tarihe kadar süre yönünden taşınmazda kazanma koşulu oluşmadığı gibi 3402 sayılı Yasanın yürürlük tarihinden önce imar planı kapsamına alındığından Yasanın emredici engel hükmü ile karşılaşıldığı açıktır. Bu durumda 3402 sayılı Yasanın emredici nitelikteki 17/son maddesi hükmü karşısında ve Hukuk Genel Kurulu'nca benimsenen Özel Daire bozmasına uyulması gerekirken Yasa maddesine ve bozma ilamına yanlış anlam verilerek önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
O nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında ve yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı BOZULMASINA oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy