(818 S. K. m. 18, 242, 243, 244) (1086 S. K. m. 288, 293)
Dava: Taraflar arasındaki "alacak" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Edremit Asliye Hukuk Mahkemesi'nce davanın kabulüne dair verilen 6.5.1996 tarih ve 1995/68 E., 1996/236 K. sayılı kararın incelenmesi, davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 16.5.1997 tarih ve 1997/4498-5385 sayılı ilamı ile; (.... Dava dilekçesindeki açıklamaya göre taraflar evli olup, davacı aleyhine olan icra takipleri sebebiyle davalının banka hesabındaki parasını çekerek davalı adına verdiğini ve davalı adına açılan hesaba yatırıldığını, bu suretle davalıdan tahsilini istemiştir.
İddia taraflar arasında bir inanç sözleşmesi olduğudur. İnançlı sözleşme ile inanan bir mülkiyet ve alacak hakkını inanılana belli bir amaçla devreder, inanılan da gaye oluşunca devir aldığı mülkiyetine geçen hakkı inanana devir borcunu yüklenir. Toplanan delillere göre paranın davacı tarafından hesabından çekilmesinden ve davalı adına açılan hesaba yatırılmasından ne önce, ne de sonra belirtilen tanıma uygun bir sözleşmenin varlığı ispatlanmamıştır. Davacı tanıklarının sözleri anlaşmayı ortaya koymamıştır. Bir an için bağış yapıldığı da düşünülse, bağıştan dönme koşulları da bulunmamaktadır. O halde, davalının karar düzeltme isteğinin kabulü ile dairenin 21.1.1997 tarih, 12589-699 sayılı onama ilamının kaldırılmasına, mahkeme hükmünün bozulmasına karar vermek gerekmiştir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Temyiz Eden: Davalı vekili.
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve direnme kararının verildiği tarih itibariyle HUMK. 2494 sayılı yasa ile değişik 438/II. fıkrası hükmü gereğince duruşma isteğinin reddine karar verilip, dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı HUMK'nin 429. mddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, 18.03.1998 tarihinde, oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy