(743 S. K. m. 134, 137, 162) (1086 S. K. m. 409/son)
Dava: Taraflar arasındaki "boşanma" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; İzmir Asliye 7. Hukuk Mahkemesi'nce davanın reddine dair verilen 29.12.1998 gün ve 1996/1143 E. 1998/1097 K. sayılı kararın incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenilmesi üzerine;
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 11.5.1999 gün ve 1999/2882 E. 1999/4966 K. sayılı ilamı;
(...1- Davacı tanıkları tarafların 6 yıldan beri ayrı olduklarını davacının Türkiye'de davalının Almanya'da yaşamlarını sürdürdüklerini davacının yılda birkaç kez emekli maaşını almak üzere birkaç günlüğüne Almanya'ya gittiğini açıklamış, davalı tanıkları ise davacının Almanya'ya gittiğinde ve her yaz Türkiye'ye geldiklerinde bir ay süre ile tatillerini tanıkların bulunduğu Malatya ilinde geçirdiklerini açıklamışlardır. Davacının Almanya'ya gidiş gelişlerini gösteren pasaporttaki tarihler, maaş almak üzere kısa süreli gidip gelmekte olduğunu göstermektedir. Alman Emekli Kuruluşunun 1997 tarihli yazısı tarafların ayrı yaşamaları nedeniyle maaşından davalı için kesinti yapıldığını açıklamaktadır. Davalı davacıyı kısıtlamak ve kendisine vasi atamak için açtığı ve redle sonuçlanan dava dilekçesinde boşanma davası nedeniyle ayrı yaşadıklarını belirtmiştir. Davalının 1990 ve 1994 yılında davacıya karşı açtığı zina suçuna ilişkin davaları normal seyrini takip etmiş, ilk dava süre yönünden 2. dava 1997 yılında ilgili yasa maddesi iptal edildiğinden beraatle sonuçlanmıştır. Davalı bu davalardaki şikâyetlerini geri almamıştır. Davalının İzmir'de başka bir kadınla yaşamakta olduğu iddia edilmektedir. Tarafların barışmış ve evlilik birliğini yeniden kurmuş birlikte tatil yapmış olmaları halinde davalının, 1997 yılında sonuçlanan zina şikâyetini geri almasını gerektirir. Bir kişi ile hele bu kişi hayat arkadaşı ise hem davalı ve hem de barışık olması olası bir davranış, makul bir hareket tarzı olarak değerlendirilemez.
Açıklanan nedenler ve olgular davacı tanıklarının sözlerinin doğruluğunu ortaya koymaktadır. Davacı iddiasını bu nedenlerle kanıtlamıştır. medeni Kanunun 134/son maddesi koşulları gerçekleşmiştir. Boşanmaya karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçelerle davanın reddedilmesi doğru bulunmamıştır.
2- Boşanma davası açılmakla eşlerin ayrı yaşama ve nafaka isteme hakkı doğar (M.K. m. 162/2, 137). Kaldı ki istek olmasa bile davanın devamı süresince gerekli tedbirlerin davaya bakan hakim tarafından kendiliğinden (re'sen) alınması zorunludur. (M.K. 137=. O halde dava tarihinden geçerli olmak üzere, kadın yararına uygun miktarda tedbir nafakasına hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve kanuna aykırıdır...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı BOZULMASINA, 16.02.2000 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy