(818 S. K. m. 41)
Dava: Taraflar arasındaki rücuan alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Dinar Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi'nce davanın reddine dair verilen 12.12.1997 tarih ve 1996/140 E., 1997/975 K. sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 10. Hukuk Dairesi'nin 13.10.1998 tarih ve 1998/5167 E., 1998/6789 K. sayılı ilamı ile; (..Zararlandırıcı sigorta olayında sigortalının aracı kullandığı ve olayda kusurlu olduğu, diğer taraftan aracın kayden maliki olan davalının ehliyetsiz sigortalıya aracı kullandırdığı anlaşıldığına göre, olayda hem sigortalının hem de araç malikinin kusuru olduğu açıktır. Bu durumda araç maliki ve sigortalının kusurlarının ne oranda olduğunun uzman bilirkişilerce tespiti ile denetlendikten sonra araç malikinin kusuruna isabet eden miktarda tahsise, dış tavan zararını aşmayacak şekilde hüküm kurulması gerekirken, yazılı nedenlerle davanın reddi usul ve yasaya aykırıdır...) gerekçesiyle bozularak, dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Dava, trafik kazasında ölen sigortalının hak sahiplerine yapılan harcamalar üzerine uğranılan kurum zararının ehliyetsiz kişiye aracını veren kaza tarihindeki araç maliki olan davalıdan rücuan tahsili istemine ilişkindir.
Yerel mahkeme toplanan delillere göre, davalının kaza tarihinden önce aracını satması için galericiye vekaletname vererek teslim ettiği, ehliyetsiz sürücüye aracını teslim etmediği bu nedenle sorumlu tutulamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir.
Yüksek Özel Daire, aracın kayden maliki olan davalının ehliyetsiz sürücü olan Bağ-Kur sigortalısına aracını kullandırdığı, bu nedenle kusur oranının uzman bilirkişiye tespit ettirilmesi gerektiğini belirterek bozmuş, mahkemece önceki kararda direnmiştir.
Ancak, toplanan delillere göre kazaya karışan davalıya ait aracın satılmak üzere dava dışı galericiye bırakılıp bırakılmadığı, özellikle kazayı yapan kişiye kim tarafından verilip teslim edildiği, dosyadaki deliller ile tam olarak kanaat verici şekilde belirlenmemiştir. Gerçekte de araç maliki davalı tarafından teslim edildiği kesin sonucuna kavuşulmadığı takdirde davalının kusurundan ve bunun olağan sonucu olarak sorumluluğundan da söz edilemeyeceği açıktır. O nedenle bu yönün hükme yeterli olgularla kanıtlanması için tarafların delil ve karşı delilleri toplanmalı, hasıl olacak sonucuna göre bir karar verilmelidir. Eksik inceleme sonucu verilen direnme kararı usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davacı kurum vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı HUMK'nin 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, 28.04.1999 tarihinde, bozmada oybirliği, sebebinde oyçokluğu ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy