(1475 S. K. m. 17, 13, 14) (818 S. K. m. 53)
Dava: Taraflar arasındaki "tazminat" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Ankara 1. İş Mahkemesi'nce davanın kısmen kabulüne dair verilen 12/3/1998 gün ve 1996/2117 E., 1998/197 K. sayılı kararın incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 26/5/1998 gün ve 1998/6558-9400 sayılı ilamı ile;
(...1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davacının tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davalının temyizine gelince;
Davacı iş akdinin davalı işverence haksız olarak bozulduğundan bahisle kıdem, ihbar tazminatı istemiştir. Mahkemece bu istekler kabul edilmiştir. Dosyadaki bilgi ve belgelere göre davacı davalı EGO Genel Müdürlüğü'ne bağlı otobüste şoförlük yaparken kullandığı aracın bilet imha makinasını çalıştırmayarak biriktirmiş olduğu biletleri evine götürerek eşi ve kızı aracılığı ile sattırmak sureti ile hırsızlık eyleminden ötürü 1475 sayılı iş kanununun 17/11-d maddesi ve Toplu İş Sözleşmesi'nin ek ceza cetvelinin 12. maddesi uyarınca işten çıkarılmıştır. Bu olay üzerine davacı aleyhine 11. Sulh Ceza Mahkemesi'nde yargılanmış adı geçen mahkemece mahkûmiyeti için kesin ve yeterli delil bulunmadığı gerekçesi ile beraat etmiş, bu beraat kararı Yargıtay 6. Ceza Dairesi tarafından onanmıştır.
Ceza dosyası ve eldeki dava dosyası içeriğinden davacının kullandığı otobüste bilet imha makinesini çalıştırmamak sureti ile biletleri satmış olduğu anlaşılmış bulunmaktadır. Davacı her ne kadar Ceza Mahkemesi'nde beraat etmiş ise de bu beraat kararı B.K.'nun 53. maddesine göre Hukuk Mahkemesini bağlamaz. Açıklanan bu maddi ve hukuki olgular karşısında davacının iş sözleşmesi davalı yönetim tarafından 1475 sayılı iş kanununun 17/II-d maddesine uygun olarak feshedilmiş olduğu halde ihbar ve kıdem tazminatı isteklerinin kabul edilmiş olması, isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
TEMYİZ EDEN: Davalı vekili
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı HUMK'nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, 11.11.1998 gününde, oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Somut olayda, davacı işçi aleyhine açılan ceza dosyası delil yetersizliği nedeniyle beraatle sonuçlanmıştır. Anılan işçi iş mahkemesinde tazminat isteğinde bulunmuştur.
Uyuşmazlığın normatif dayanağı BK. m. 53 ve İş K. m.17/II-dir.
Gerçekten de kural olarak yargıç ceza mahkemesinde verilen beraat kararı ve ceza hukukunun sorumluluk hukukuna ait hükümlerle bağlı değildir (BK. m. 53).
Ancak bu hüküm bazı kriterlere tabidir. Aksi halde aynı eyleme hukuken bağlanan iki ayrı sonuç doğacaktır. Böyle bir durum vatandaşın adalete olan güvenini sarsar. Öncelikle Ceza Mahkemesi'ne sunulan delillerle somut bir olayın yokluğu kabul edilmişse aynı delillerle eylemin varlığına hukuk mahkemesinde karar verilemez. Verilebilmesi için yeni delillerin varlığı gerekir. Öte yandan BK m. 53'deki "mesuliyete dair hükümleriyle bağlı değildir" ifadesinin amacı sorumluluğa dikkat çekmektir. Ceza Hukukunda sorumluluk kusur esasına göre düzenlenmiştir. Medeni ve Borçlar Hukukunda kusursuz sorumluluk kusur sorumluluğuna göre daha çok genişleme eğilimindedir. BK. m. 54, 55, 56, 58, MK. 320, 656, 661, 917 ve Çevre Yasası m. 3, 4 bu tür yasal hükümlerdendir. Böyle durumlarda hukuk yargıcı Ceza Mahkemesi kararı ile bağlı değildir.
Olayda, ceza mahkemesinde incelenen delillerle hukuk mahkemesinde incelenen deliller aynıdır. Olayın teknik oluşumu konusunda alınan bilirkişi raporları davacı işçi lehinedir. Bütün bu olguların dışında işyeri yönetmeliği ya da toplu iş sözleşmesinde davacıyı sorumlu tutacak başka bir bulguya rastlanılamamıştır. O halde davacı işçinin tazminat istemi kabul edilmelidir. Bu düşüncelerle yüksek kurulun sayın çoğunluğunun görüşünden ayrılıyorum.
Full & Egal Universal Law Academy