(818 S. K. m. 246)
Dava: Taraflar arasındaki "tapu iptali ve tescil" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Akçaabat Asliye Hukuk Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 11.3.1998 gün ve 1996/25 E. 1998/54 K. sayılı kararın incelenmesi davalılar vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 1.Hukuk Dairesinin 15.12.1998 gün ve 1998/12757-14268 sayılı ilamı ile; (...Davacılar, dava konusu taşınmazın Ticaret Lisesi yapılmak koşulu ile bağışlandığını, ancak koşulun yerine getirilmediği ileriye sürüp tapunun iptali ile tescil isteğinde bulunmuşlardır.
Gerçekten, çekişme konusu 117 parsel sayılı taşınmazın davacılar miras bırakanı tarafından davalı Hazineye bağışlandığı, resmi sözleşmeye göre bağışın koşulsuz ve bedelsiz olduğu tartışmasızdır. Ne var ki, dosyadaki bilgi ve belgelerden özellikle, 14.1.1986 tarihli belgeden, bağışın okul olarak kullanılmak koşulu ile yapıldığı, taşınmazdaki binanın restore edilip okula dönüştürülmesinin amaçlandığı anlaşılmaktadır.
Bilindiği ve Borçlar Yasa'sının 18.maddesinde ifade edildiği üzere, sözleşmenin yorumlanması kullanılan deyimlere bakılmaksızın tarafların gerçek iradelerine göre yapılır
Somut olayda öngörülen okulun yapılmasının ve sözleşmenin yerinde getirilmesinin statik olarak mümkün olmadığı belgelenmiş, yenilenen binanın da Milli Eğitim Bakanlığının denetim ve gözetiminde, eğitime hizmet ve katkı amacını taşıyan nitelikte olduğu bir kısmının öğretmen evi, bir kısmının da anasınıfı olarak kullanıldığı saptanmıştır. Bunun yanısıra Valilik Makamının 15.4.1997 tarih, 8147 sayılı olurları ile isim koyma koşulu da yerinde getirilmiştir.
Esasen, miras bırakan sağlığında Borçlar yasasının 246.maddesinde öngörülen bağıştan dönme iradesini de ortaya koymuş değildir.
Yukarıda açıklanan olgular karşısında amaca aykırı bir kullanım ve koşula aykırı bir davranış biçiminin oluştuğu söylenemez.
Hal böyle olunca, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, delillerin takdirine yanılgıya düşülerek kabul edilmesi doğru değildir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
TEMYİZ EDEN: Davacılar vekili
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına dosyadaki tutanak ve kanıtlara, temyiz dilekçesinde ileri sürülen hükme etkili itirazların Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 15.12.1998 gün ve 1998/12757-14268 sayılı ilamında ayrı ayrı ele alınıp cevaplandırılmış bulunmasına ve özellikle, davacıların miras bırakanı bağışlayan Osman Zeki Başaran'ın davalı idareye gönderdiği ihtarname, dava konusu taşınmazda 31.12.1987 gününe kadar bağışlama amacına uygun olarak tasarruf edilmesi halinde bağışlamanın iptali yoluna başvurulacağını bildirmiştir. B.K.246.maddesinde bağıştan dönme nedeninin öğrenildiğinden itibaren bir yılık hak düşürücü süre içinde bağışlamadan dönme hakkının kullanılacağı, bu süre geçmeden bağışlayanın ölmesi halinde, dava hakkı intikal eden mirasçıların sürenin bitimine kadar dava açılabileceği öngörülmüştür.
Somut olayda miras bırakanın ihtarnamesinde belirtilen tarihten yaklaşık 8 yıl sonra 15.1.1996 gününde mirasçıları tarafından dava açılmıştır. Bu durumda BK.246. maddesindeki hak düşürücü süre geçirildikten sonra açılan davanın bu gerekçeyle reddi gerektiğinden önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı H.U.M.K. nun 429.maddesi gereğince BOZULMASINA, 12.04.2000 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy